Hesap uzmanı kökenli bir siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’nun “arınma” videosundaki zamanlamanın rastlantı değil hesaplı olduğunu artık biliyoruz. İktidara bağlı medyanın sevinçle karşıladığı/ o videonun, mahkeme kararının önceden öğrenilmesi üzerine çekildiğini anlıyoruz. Ancak oybirliğiyle alınmış mahkeme kararının altındaki karar tarihinin, 21 Mayıs 2026 olduğuna dikkat çekelim. Kılıçdaroğlu’nun videosu ise 20 Mayıs 2026 tarihli. Yorumu size bırakıyorum.
Ana muhalefet partisi CHP’yi, 13 yıl boyunca yönetmiş bir siyasi kişiliğin, hem Parti’nin geleceği hem siyasetin dinamiklerini hem de bütün ülkenin kaderinde tayin edici bir etki yaratacak mahkeme kararını önceden öğrenmesi mümkün müdür? Muhtemel midir?
Hem mümkün hem muhtemel olabilir.
Böyle bir olasılık, uygar dünya ve demokrasi adına gerçekleşmese elbette iyidir.
Ama ideal bir dünyada değiliz. Ve burası Türkiye. Dahası normal bir sistem işleyişi olmadığı ve normal bir iklimin içinde yaşamadığımız için her olasılık mümkün ve muhtemel.
Önce şunu paylaşayım:
Mutlak butlan kararı geldiğinde yazımı tamamlamak üzereydim.
Okumakta olduğunuz yazının bulunduğu ekranda, konusu aynı olmakla birlikte farklı satırlar yer almaktaydı. O satırlar mahkeme kararı karşısında ışık hızıyla eskise de oradaki bir bölümü hiç yazmamışım gibi atmaya da gönlüm razı değil.
Mutlak butlan kararı gelmeden kısa bir süre önce yazdığım o satırlarda; CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, haber başlıklarında “arınma” kelimesi ile özetlenen 3 dakika 38 saniyelik videosunun, siyasi iklimi değiştirmeye başladığını belirtip şöyle sürdürmüştüm:
“Hesap uzmanı kökenli bir siyasetçi olan Kılıçdaroğlu, videonun zamanlamasındaki hesabın ne olduğunu açıklamış değil. Ama bu videonun, ‘Mutlak butlan istinaftan çıktı, çıkacak’ kulislerinin, iktidara bağlı medya mecralarında köpürtüldüğü sırada paylaşılmasını tesadüfle izah da zor.
Bu yönüyle ‘mutlak butlan ihtimali’nin, Kılıçdaroğlu açısından, partinin başına geçme hesabının merkezinde durduğu, artık apaçık görünmektedir.”
Gerçekte bir özel hukuk kavramı ve yaptırımı olan “mutlak butlan”ın, kendi sahasından çıkartılarak “demokrasinin vazgeçilmez unsuru” siyasi partiler alanıyla ilişkilendirilmesindeki zorlamaya, devleti kuran Parti’nin hayatiyetini tehdit eder bir hale getirilmesine itiraz etmemek bir yanda dursun…
İki yıl önce yerel seçimlerde iktidar partisini geçerek birinci parti olan CHP’nin -içinde “mutlak butlan” davasının da yer aldığı- operasyon, soruşturma ve davalarla sürekli “el yükseltilerek” sıkıştırıldığı, tabiri caizse kafasını kaldıramaz bir hale getirilerek, adeta felce uğratılmak istendiği bir dönemde, Parti’yi 13 yıl boyunca genel başkan olarak yönetmiş bir isim, kamuoyuna açıklama yapıyorsa, verdiği/ vereceği mesajların, berrak, net olması beklenir. Hatta bu zorunludur.
İmalarla, dolayımlarla, yan cümleciklerle meram anlatmayı seçmek, siyasal iletişim açısından yanlıştır. Seçmene değer vermemektir.
İktidar partisi genel başkanının kendisini yıllarca küçümseyici nutukların içinde andığı bir hitap biçimini kullanarak, kendisini merkeze koyması ise bu yanlışı büyütmekte, daha antipatik kılmaktadır.
Antipatiden bahsetmişken… Hedefin net olarak tanımlanmadığı bu videoda, 2023 yılındaki seçimlerde yaşanan yenilgiyle derin bir hayal kırıklığı yaşamış milyonlarca (özellikle de genç) seçmenin, duygu ve düşüncelerinin hiç dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır ki bu da empati yoksunluğu olarak antipatinin yanına eklenmektedir.
Artık biliyoruz
Artık hesap uzmanı kökenli bir siyasetçi olan Kılıçdaroğlu’nun o videosundaki zamanlamanın rastlantı değil hesaplı olduğunu biliyoruz. İktidara bağlı medyanın sevinçle karşıladığı/ o videonun, mahkeme kararının önceden öğrenilmesi üzerine çekildiğini anlıyoruz.
Ancak oybirliğiyle alınmış mahkeme kararının altındaki karar tarihinin, 21 Mayıs 2026 olduğuna dikkat çekelim. Kılıçdaroğlu’nun videosu ise 20 Mayıs 2026 tarihli. Yorumu size bırakıyorum.
Karar kesinleşmiş gibi davranmak
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin mutlak butlan kararı, Genel Başkan Özgür Özel ile yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına kararı Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadara tedbiren görevi üstlenmelerine /göreve iadelerine karar verdi.
Ancak yargılama devam ederken, henüz tamamlanmamışken daha Yargıtay aşaması varken böyle bir kararın uygulanabilirliği nasıl olacak sorusu cevapsız…
Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararından bir gün önce çektiği videosunda seslendiği “vicdan sahibi, yurtsever ve asil yurttaş”lara “Bu yürüyüş bir iktidar yürüyüşüdür. Halkın umudunu yeniden ayağa kaldırma yürüyüşüdür” demişti.
“Kemal Kılıçdaroğlu, milletin çıkarlarını kendi ikbali için müzakere etmez” diye konuşmuştu.
Şimdi göreceğiz umudu. Henüz kesinleşmemiş bir yargı kararıyla yaratılmak istenen fiili duruma maruz kalan “asil yurttaşlarda” büyüyecek şeyin umut mu umutsuzluk mu olduğunu göreceğiz.
Kılıçdaroğlu’nun “kendi ikbali için müzakere etmeyeceği milletin çıkarlarının” bu karardan nasıl etkileneceğini izleyeceğiz.
Kararla altüst olan piyasaların ardından satın alma gücü daha da dibe vuracak, daha da yoksullaşacak “milletin çıkarlarını.”
Değiyor demek ki…
22 Mayıs 2026
Çiğdem TOKER
KAYNAK: https://t24.com.tr/
