Söveceğim sövmesine de kelime bulamıyorum. Ben “gevşek” diyeyim siz anlayın. Başka türlüsüne terbiyemiz izin vermez.

Ahmet Bican Ercilasun Hoca bugün “Asla kabul edilemez” başlıklı bir yazı yazmış. Türk vatanının Türk milletine tapulu olduğundan başlayarak, devrinin, bölünmezliğinin kabulünün imkansız olduğundan başlamış söze… “Türk” sözünün ülkedeki herhangi bir etnisite olarak anılmasının kabulü mümkün değildir, demiş. “Resmi dilin Türkçe” olduğu dışında bir kabul imkan dışıdır, demiş. “PKK”, “terörizm”, ” bölücülük”, “kayırma/ doyurma”, “hırsızlık, vurgun, soygun, çökme” , “adaların işgali”, “Caber’in terki”, “yabancı şirketler”, “madenler”, “ormanlar” vb. , vs. onlarca karşı karşıya bırakıldığımız, yaşamakta olduğumuz probleme temas ederek bunlarla ilgili gelişmelerin, varsa dayatmaların KABUL EDİLEMEZLİĞİNİ anlatmaya çalışmış.

Türk milliyetçisi vatanseverlerin memleket meseleleri üzerindeki hassasiyetlerini dile getirmeye, bunlara tercüman olmaya çalışmış. Milletin çoğunluğu ve halkımız karşı karşıya bırakılmakta olduğumuz tehlikelerin farkında mıdır; bu bizlerin vatanseverlik hassasiyetimizle ve milliyetçilik şuuruyla görmekte ve hissetmekte olduğumuz tehlike insanlarımızca paylaşılmakta mıdır?… Bu ayrı bir konu. Milliyetçi, mukaddesatçı, maneviyatçı gelenekten geldiğini iddia eden partiler (AKP ve MHP başta olmak üzere) bu işlere, bu konulara vatansever ve milliyetçi, hatta ahlâk ve maneviyatçı bir gözle bakabilmiş olsalardı bugün bunları tartışıyor olmazdık ve Ahmet Bican Ercilasun Hoca da kendisini böyle bir yazı yazmak zorunda hissetmezdi…

Peki, bütün bu gelişmelerden endişe duyacağımız, endişe duymamız gereken günlere ve Ahmet Bican Ercilasun Hoca’nın “Asla kabul edilemez” isyanına sebep olan günlere nasıl geldik?…

“Nemelazımcılık”, “vurdumduymazlık”, “adam sendecilik”, “köşe dönmecilik”, “fırıldaklık” gibi iflah olmaz hastalıklar vardı ve çok yaygındı. Ne zaman ki bu hastalıklar, özellikle de bahis konusu o kendisini milliyetçi, muhafazakâr, maneviyatçı, mukaddesatçı olarak tarif eden (AKP ve MHP’ne oy veren taban) kesimde süratle yayılan bir kanser hücresi halinde gelişti, işte işler o gün bugündür çığırından çıktı ve içinden çıkılamaz bir hal aldı. Toplumun milli, manevi değerlere bağlı, kimi milliyetçilik, maneviyatçılık , kimi dini inanç saikiyle bu partilere yönelmekte ve oy vermekte olan insanlarımız, tepeden / yönetim kademelerinden başlayarak yayılan bu kanser hücrelerinin tahribatına maruz kaldı ve hastalık süratle yayıldı. “Tapu” gidiyor aldırmayan; Türkçenin yanına resmi dil teklif edecek noktaya gelinmiş endişe etmeyen; Kürtçe tabelalar, çeşit çeşit bayraklar, posterler asılmış aldırmayan; Apoya “Kurucu Önder” diyen bir parti liderini lider belleyen; “17-25 Aralık hesabını sormazsam namerdim” diyene bu sözün hesabını sormayan; soyguna, vurguna, yolsuzluğa “dur” diyemeyen; enflasyonu, faizi, fukaralığı kabullenen “GEVŞEK” BİR TOPLUM olduk. 2002’den bu yana başarı hanesi çok düşük, memleketi “bir semti meçhule” sürüklemekte olan; 2017’den bu yana da “TEK ADAM” yönetimli bir sistem böğrümüze çökmüş durumda. Halin devamının ise bir tek sebebi var: BAHÇELİ VE MHP… BAHÇELİ BU İŞLERİ VE TOPLUMU GEVŞETMESEYDİ BU İŞLER BAŞIMIZA GELİR MİYDİ?.

Bir laf var ya: ” …Ayıp ettin Şemsettin vidaları gevşettin…” Vidalar bir kere gevşemeye görsün, masa, sandalye, koltuk, yatak sağlam durmaz. Bu toplum gevşetilmiş vidaları yerine takmak, sağlamlaştırmak, sıkılaştırmak zorundadır. Ahmet Bican Ercilasun Hoca’nın demek istediği de herhalde budur…🤔

17 Mayıs 2026

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın