Her yılın 24 Nisan’ında olduğu gibi bu sene de yurt dışından ve de yurt içinden (hatta TBMM’nden) yalan ve iftiraya dayalı sözde soykırım iddiaları yükselmeye devam etti. George Aslan’ın sayılarının “üç milyon” olduğunu iddia ettiği ermeni ve diğer Osmanlı azınlıklarına dair konuşması TBMM çatısı altında talihsiz bir beyan olarak kayıtlara geçti. Yine “Ermeni soylu 1,5 milyon insan soykırıma uğradı” dedi. Böyle söyledi de bu 1,5 milyon Ermeni’nin mezarı nerede, nereye gömdük, ya da gömüldüler? Dile kolay 1,5 milyon cenaze kalkmış olması lazım. Görülmüş, duyulmuş şey midir?… Hadi cenazeler tek tek kaldırılmadı. 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında Sırp güçlerinin, özellikle Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da katlettikleri Boşnak erkek, kadın ve çocuklar için toplu gömülen çukurlar ortaya çıkmıştı. Eğer Ermeniler bir soykırıma uğramış olsalardı böyle toplu mezarların ortaya çıkması gerekmez miydi?
Bu yalan değil de nedir ?… Çıkmış bir de bize soruyor “nerede bu Ermeniler?” diye. Peki nerede bu 1,5 milyon mezar ?..Nerede katledilen 1,5 milyon Ermeni’nin kemikleri? Ermenistan’a (Kafkasya ve Rusya’ya gidenler) Fransa’ya göçenler, ortadoğudakiler, ABD’dekiler hangi Ermeni’den türediler ?..Sevk ve iskan ayları /yıllarından sonra yaşayan bir milyon altı yüz bin ermeni olmasa idi, dünyada bugünkü Ermeni nüfusu olabilir miydi ?…
Bu talihsiz yalan korosuna son olarak ümmetimizden müslüman bir kardeşimiz de katıldı: Mamdani efendi…
Bizler, yani yerli ve uluslararası kamuoyunda bu işin kavgasına soyunan vatanperver Türk aydınları olarak başta TEKAR (Türk Ermeni Konusunu Araştırma) VAKFI; FEYM ( Fanatik Ermeni Yalanlarıyla Mücadele Grubu) olmak üzere mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Konuyla ilgili olarak FEYM başkanlığını da yürütmekte olan ve TEKAR yönetim kurulu üyesi dostumuz Emekli Kurmay Albay Doç.Dr.Ömer Lütfi Taşçıoğlu’nun bir bilgilendirme notunu paylaşıyorum. FEYM’den dostlar, son sözde soykırım yalancısı Mamdani’ye bir mektupla yaptığı işin yanlışını anlatmaya çalışmışlar…
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
30 Nisan 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
TEKAR VAKFI Yönetim Kurulu Üyesi
New York Belediye Başkanı Mamdani’nin Türkleri soykırımla suçlayan açıklamasına karşı FEYM Grubunun gözlemci üyelerinden Sn. İbrahim Kurtuluş tarafından Mamdani’ye gönderilen yazı aşağıdadır. İbrahim Bey’in yazısına ilave olarak FEYM Grubu üyemiz ve TASFO’nun Halkla İlişkiler Direktörü sayın Emre Serbest ile ortak editörlüğünü yaptığımız “12 Interviews in 12 Months Truth About the Armenian Claims” adlı kitabın ve “Historical Facts in Turkish-Armenian Relations” adlı kitabın dijital kopyasının https://www.researchgate.net/publication/340162205_HISTORICAL_FACTS_IN_TURKISH-ARMENIAN_RELATIONS bir baş yazı ekinde Mamdani’ye gönderilmesi hususu Sayın Emre Serbest’e ve TADA Başkanına bildirilmiştir. Yazı gönderildiğinde TEKAR üyelerine bilgi verilecektir. ÖLT
Letter to New York City Mayor Zohran Mamdani
Mayor Zohran Mamdani
City Hall – New York
April 24, 2026
Dear Mayor Mamdani,
I write to express my sincere concern and disappointment regarding your recent statement characterizing the events of 1915 as the “Armenian genocide.” For many within New York City’s Turkish American community, myself included, such terminology remains deeply contested and is experienced as profoundly hurtful.
The events of World War I brought immense suffering to numerous populations within the Ottoman Empire, including Muslims, Turks, and others. While the hardships endured by all communities during this turbulent period must be acknowledged with empathy and dignity, the classification of these events as “genocide” continues to be the subject of significant scholarly and legal debate. Unlike other historical cases adjudicated by competent international tribunals or human rights courts, this matter has not been conclusively resolved through a binding legal judgment.
Respected historians, including Bernard Lewis and Guenter Lewy, have argued that the historical record does not definitively establish an intent to systematically destroy an entire people. Instead, they point to the broader wartime context, marked by internal conflict, insurgency, and the collapse of imperial structures.
Furthermore, the European Court of Human Rights, in its December 17, 2013 judgment in Perinçek v. Switzerland, underscored that differing interpretations of the 1915 events fall within the bounds of freedom of expression. The Court also emphasized that such historical characterizations remain open to debate and should not be imposed through legal or political means.
When elected officials adopt definitive language on matters that remain historically disputed, it risks politicizing history and alienating entire communities. Your statement has caused genuine distress among Turkish Americans, as it appears to dismiss an important perspective without sufficient consideration.
I respectfully urge you remove your post and next time to approach this sensitive issue with balance and prudence. Questions of historical interpretation are best left to scholars and impartial academic institutions, where evidence can be rigorously examined. A more measured and inclusive approach would contribute to fostering dialogue, mutual understanding, and ultimately reconciliation.
Our shared objective should be to promote truth, fairness, and unity rather than division shaped by contested narratives.
Thank you for your attention to this important matter.
Respectfully,
Ibrahim Kurtulus
Community Activist
Unfortunately New York, Turkish Consul General Ahmet Yazal is Silent Again
