Benzin, Mazot, LPG fiyatları rekordan rekora koşarken, meyve ve sebze askıya çıkarken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),dün, merakla beklediğimiz mart ayı enflasyon verilerini duyurdu. Açıklanan verilere göre; mart ayında enflasyon yüzde 1,94, yıllık enflasyon ise yüzde 30,87.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG,) yıllardır olduğu gibi Mart ayı enflasyon verisini paylaştı. ENAG verilerine göre; aylık bazda yüzde 4,10, yıllık enflasyon yüzde 54,62 olarak belirlendi.

Bir de yine her zaman olduğu gibi açıklanan İTO verileri var. İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklanan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi (TEFE) verilerine göre, toptan fiyatlar 2026 Mart ayında yüzde 2,97 yıllık ise yüzde 37,68 artış kaydetti.


Enflasyon verileri ile sadece memur ve emeklilere verilecek zam farkı belirlenmiyor. Ekonomik dengelerin tüm kritik noktaları bu rakamlara göre yön alıyor.

TÜİK’in her ay açıkladığı enflasyon rakamları ile diğer kurumların açıkladıkları arasında her zaman büyük fark oluyor.

“Sen kime inanırsın” diye sual ederseniz; tabii ki cevabım TÜİK olur!..

Koskoca devletin kurumu yalan rakam açıklar mı?..

En ufak bir ihtimal dahi ver(e)mem!..

Günlük yaşamımızın vazgeçilmez parçası haline gelen DEZENFORMASYON…

Vikipedi şöyle tarif ediyor;

“Dezenformasyon, yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi; bilgi çarpıtma anlamına gelir. Sosyal alanda bireyleri ve toplumları yönlendirmek amacıyla, yanlış bilgi ve haber vermek için kullanılan en önemli araçlardan biridir. Yanlış bilgi üretme ve yayma yoluyla yapılabileceği gibi mevcut bir bilgiyi kötü maksatla kullanma ve çarpıtarak verme yöntemi de uygulanabilir.

Dezenformasyon, ‘yanlış olduğu bilinen bilgilerin kasıtlı olarak oluşturulması ve paylaşılması’ anlamına gelmektedir. Kökeni Rusçada ‘dezinformatsia’ sözcüğüne dayanan dezenformasyon, ilk olarak kapitalist ülkelerin 1920’li yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne(SSCB) yönelik ideolojik kampanyalarını nitelemek için kullanılmıştır Batı Dünyasında 2. Dünya Savaşı ile birlikte kullanılmaya başlanan dezenformasyon kelimesi Webster sözlüğünde ‘Kamuoyunu etkilemek ya da bir gerçeği gizlemek için kasti ve ekseriyetle de örtülü biçimde yayılan yanlış haber’ olarak ifade edilmektedir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise bilgi çarpıtma olarak tanımlanmaktadır. Dezenformasyon sadece şahsi sorunlardan kaynaklı, kasıtlı yanlış bilgiler vererek zarar verme süreci değildir. Toplumu yanıltarak topluma zarar verme, toplumu manipüle etme hedefi bulunmaktadır. Özellikle doğal afetler, savaş, yapılan eylemler gibi toplumsal hassasiyetin yüksek olduğu bir konuda yapılan dezenformasyon insanlarda öfkeye sebep olmaktadır. Sosyal medya veyahut haber kanallarında toplum tarafından tanınırlığı yüksek kişilerin yaptığı asılsız açıklamalar ve paylaşımlar ile toplum yanlış yönlendirilmektedir.”


Doğrusunu söylemek gerekirse, dezenformasyona karşı çok başarılı ve yoğun bir mücadele veren, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’miz var!..

Eski İletişim Başkanı Fahrettin Altun, yapının kuruluş amacını açıklarken “ Amacımız hakikati savunmak; yalanın, dezenformasyonun her türlüsünü bertaraf etmek” demişti.

Bundan da asla şüphe edemem!..

Tekrar mevzunun aslına dönelim;

Yıllardır başta ENAG olmak üzere farklı kurumların her ay TÜİK’in kat kat üstünde açıkladıkları enflasyon rakamları DEZENFORMASYON değil de nedir?..

TÜİK verileri doğru olduğuna göre, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bu işin üstüne niye gitmez?..

Toplumun huzuru ile alenen oynayanlara karşı neden sessiz kalınır?..

Dar gelirlinin, emeklinin mutluluğunun bozulmasına neden müsaade edilir?..

DMM, ENAG ve İTO’nun her ay verdiği farklı rakamlar hakkında neden bir açıklama yapmaz?..

O zaman iş yine biz vatandaşlara düşüyor herhalde!..

DMM’nin resmi internet sitesinde, “YALANI BİLDİR” diye bir alan var. Aha, oraya, bu yazı bir başvuru ve ihbar olarak kabul edilsin. Gerekli incelemeler ve de araştırmalar yapıldıktan sonra, ENAG ve İTO gibi kurumların her ay açıkladıkları enflasyon rakamlarının nasıl bir DEZENFORMASYON olduğu belgeleri ile açıklansın. Biz de kuzu kuzu, TÜİK’e, kalbimizde en ufak bir şüphe olmadan inanmaya devam edelim!.. Yoksa, şüphelenmeye başlayacağız haa!..

04 Nisan 2026

Ahmet TAKAN

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/


Yorum bırakın