‘Asrın Yesevisi’ Seyyid Ahmet Arvasi’yi unutmadık

Seyyid Ahmet Arvasi’yi 38.vefat yılında özlemle, saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

Ailenin altı çocuğundan birincisi olan S.Ahmet Arvasî, ilköğretime Van’da başladı. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde tamamladı. Ortaokula ise Karaköse’de başladı ve Erzurum’da bitirdi. Ortaokuldan sonra Erzurum Erkek Öğretmen Okulu’na başadı ve Nene Hatun Kız Öğretmen Okulu‘na kayıt yaptırdı ve Öğretmen okulunu 1952 yılında bitirerek aynı yıl 1952 ‘de Konya’nın Doğanbeyli nahiyesinde ilkokul öğretmeni olarak göreve başladı. 1952 yılında ilkokul öğretmeni olarak çalışıp askerliğini yedek subay olarak tamamladı. Üç yıl ilkokul öğretmeni olarak görev yaptı. 1955 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji bölümüne kayıt yaptırdı. 1958’de Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. Van Alparslan ve Savaştepe ilköğretmen okullarında, Balıkesir Neactibey, Bursa ve İstanbul Eğitim Enstitülerinde Pedagoji ve Sosyoloji öğretmenliği yaptı.

1978 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nden 24 arkadaşıyla birlikte siyasî nedenlerle sürgün edildi. Arvasî, 1979 yılında emekli olmak zorunda kaldı

SİYASET VE GAZETECİLİK YILLARI

Emekli olduktan sonra siyasete atıldı. Milliyetçi Hareket Partisi Olağan Kongresi’nde “Genel İdare Kurulu Üyesi” oldu. Bu görevi, 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar devam etti. MHP’den İstanbul Senatör Adayı da oldu. Diğer yandan çeşitli gazete ve dergilerde yazdı. Hergün Gazetesi’nde, “Türk-İslam Ülküsü” başlığı ile günlük makaleleri yayımlanmaya başladı. 12 Eylül 1980 darbesine kadar partideki görevini ve Hergün Gazetesindeki yazılarını sürdürdü. 1980 darbesinden sonra Alparslan Türkeş ve diğer ülkücülerle birlikte tutuklandı. Mamak Cezaevi’ne hapsedildi. Mamak cezaevinde işkencelere maruz kaldı ve ilk kalp krizini Mamak cezaevinde geçirdi.12 Eylül darbesinden sonra, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’ndan yargılandı.

Tahliye olduktan sonra ülkücü gazete ve dergilerde haftalık Yeni Düşünce ve Türkiye Gazetesi’nde’ Hasbihal’ başlığı ile kendi köşesinde makaleler yayımladı.

Arvasî’nin Mamak’ta geçirdiği kalp krizini Alparslan Türkeş şöyle anlatıyordu:

«. Arvasî hocamızı hastaneye götürecek cankurtaran henüz gelmemişti. Ayakta bekleyecek hali yoktu, bitkin bir vaziyette taş merdivenlere oturarak cankurtaranın gelmesini bekledi. Yukarıdan askerlere seslendim. Bir binbaşı çıktı. Kendisine Arvasî Bey’in rahatsız olduğunu, bir sandalye getirilmesi için emir buyurulmasını rica ettim. Bu ricamdan sonra bir sandalye getirdiler. Daha sonra cankurtaran geldi ve uzaktan birbirimize el sallayarak ayrıldık, vedâlaştık. »

Arvasi, milli meselelere yeni yorumlar getirdi. Türk –İslam ülküsünü savunan yazılar yazdı. Yazıları Ülkücü kesimler tarafından büyük alaka gördü. Makalelerinde, Türkiye’nin zor günlerdeki durumu, İslam dünyası ve Türk dünyasının sorunlarını inceledi. Fikri eserlerinin yan ısıra şiirler de yazdı. İslam İlmihalini de yayımladı.

Eserleri

· Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz

· Doğu Anadolu Gerçeği

· Eğitim Sosyolojisi

· Hasbihal (6 cilt)

· Kendini Arayan İnsan

· Şiirlerim

· Türk-İslâm Ülküsü (3 Cilt)

Seyyid Ahmet Arvasi’nin bütün eserleri çok kıymetli ama 3 cilt olarak yayınlanan TÜRK – İSLÂM ÜLKÜSÜ başucu kitabıdır.

31 Aralık 1988 tarihinde, İstanbul – Erenköy’deki evinde günlük makalesini yazarken, daktilosunun başında kalp krizinden vefat etti. S. Ahmet Arvasi vefat ettiğinde 56 yaşındaydı. 1 Ocak 1989 tarihinde, Fatih Camiinde kılınan cenaze namazının ardından İstanbul-Edirnekapı Kabristanlığına defnedildi.

Seyyid Ahmed Arvasi görüşünü şöyle açıklar:

“Ben İslam, iman ve ahlakına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, Türk milletini iki cihanda aziz ve mesud görmek isteyen ve böylece İslamı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna asla yer yoktur. İster azınlıklardan gelsin, isterse çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında şanlı Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem); “Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz.” “Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir.” “Vatan sevgisi imandandır.” hadis-i şeriflerine bağlıyım. Yine şanlı Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem); “İlim mü’minin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın.” hadis-i şeriflerindeki mukaddes ölçüye bağlı olarak, hızla muasırlaşmak gereğine inanmaktayım. Bu, Türk-İslam kültür ve medeniyetinin yeniden doğuşu olacaktır.

Asla, unutmamak gerekir ki, yabancı ideolojiler, yabancı ve istilacı devletlerin fikir paravanaları olup, milletleri içten vuran sinsi tuzaklardır. Bunu bildiğim, buna inandığım içindir ki, Türk milletini parçalama oyunlarına ve tertiplerine karşı durmayı, büyük bir namus ve vicdan borcu bilmekteyim.”

02 Ocak 2026

ÜLKÜ PINARI


Yorum bırakın