Bile bile akıntıya kürek çekmek de denir bu işe. Şimdi bu satırları okuyanların “diktatörlük iş midir?” diye içinden geçirdiğini hissediyor gibiyim.

Bir dostum “şeytan işsiz kalınca…” diyerek sohbetine başladığında, ona anlaşıldığını, hikayeyi tamamlamaması gerektiğini hatırlatıveririm.

Şimdi yakın tarihte hatırlayabildiğimiz diktatörlerden Çavuşesko’yu gözümüzün önüne getirelim. Sonuç belli değil mi? Duvar dibinde eşiyle birlikte sona eren yaşam. Bir hazin son değil mi?

Bu sonu bile bile kendilerini bütün insani değerlerden soyutlayarak, kendilerini “insanüstü” görmeye başlıyorlar.

Firavun’u tahayyül edelim. Sonu ne oldu?

Diktatörlük zihinsel ve kültürel olarak geri kalmış ülkelerde gelişir.
Düşünemeyen, sorgulayamayan ve bireyleri olmayan topluluklarda diktatörlük “domuz gribi” gibi kendiliğinden ortaya çıkıverir.

En sonunda o diktatör de bir “domuz gribi” ile hayata veda eder.


Yorum bırakın