Artık bu yıllarda tam bir Aksakal olan dostumuz İskender Öksüz Hoca’nın “TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ” adlı kitabının ilk yayınının üzerinden tam elli yıl geçmiş. Tam elli yıl…
Türk milliyetçiliği ideolojisi o yıllara (demek ki 1976) nerelerden, kimlerden süzülerek gelmekteydi. Her ne kadar, tarihin ilk çağlarından beridir “Millet şuuru”, “milliyet duygusu”, milliyetçilik düşünce ve inancı “Türk milletinin tarihte var olduğu ilk andan itibaren kendinde var olan ve daima diri tutarak yaşattığı özellikleri olsa da, bir yandan çok milletli bir imparatorluk yapısından “milli” bir “üniter devlet” yapısına geçiş; diğer yandan da Avrupa’da görülen “aydınlanma” ve “milletleşme” sürecine paralel bir gelişme ile Türk milliyetçiliği ideolojisi de sosyolojik ve teorik tarifler kazanmaya ve millet hayatının getirdigi bir gerçeklik halinde yaşanmaya başladı.
Özellikle Karadeniz kuzeyi coğrafyanın Türkçüleri bu işte çok önemli bir rol oynadılar. Akçuraoğlu Yusuf, Sadri Maksudi Arsal, Agaoğlu Ahmet, Zeki Velidi Togan, Gaspıralı İsmail Bey, Numan Çelebi Cihan, Ayaz İshak, Mehmet Ali Ayni gibi birçok Türk aydını “millet”, “milletleşme”, “milliyet duygusu”, “milliyetçilik” üzerinde düşünmeyi, fikreylemeyi, yazıp çizmeyi ve bunların pratikte (siyaset ve ideoloji dünyasında) kavgasını yaptılar. Biraz doğuda bir coğrafyada Resulzade Mehmet Emin, Arslan Topçubaşı, Fethi Ali Ahundzade, Hüseyinzade Ali, Mehmet Sadık Aran gibi ziyalılar benzer bir düşünce, inanç ve -gerektiğinde – siyaset kavgasını yürüttüler. Aslında uzaklığı sebebiyle ülkemizde isimleri daha az bilinen isimler de aynı mücadeleyi Türkistan coğrafyasında yaptılar. Mehmet Emin Buğra, Çokay, Çolpan, Osman Batur ancak ismini bildiklerimiz… Korbaşı Ertaş’ı, Muhammed Bek’i, İbrahim Bek’i, Molla Nafiz’i, Ahmet Baytursun’u, Amangeldi ve Abdulgaffar İmanov kardeşleri, Alihan Bukeyhan’ı Turkiyeli çoğu Türk milliyetçisi aydın bilmez. Aslında her birinin birer efsane hayat yaşamış oldukları bilinen bu Türk dünyası ziyalıları “TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ” dediğimiz ve İskender Hoca’nın yazdığı kitaba isim olarak koyduğu “fikir ve düşünce sistemi ve hareketi” nin Türk dünyasındaki yürütücüleri olmuşlardı. Türkiye’de Ömer Seyfettin, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Mehmet Emin Yurdakul derken “TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ”, Ziya Gökalp Beyin TÜRKÇÜLÜGÜN ESASLARI ile birlikte Cumhuriyet tarihi içindeki yerini buldu. İskender Hoca’nın kitabına, yani 1976’ya gelene kadar da pek çok fikir ve düşünce insanı bu konuda yazılar yazdı, düşüncelerini söyledi. Bir kısmına “Anadolucu” dedik, “hareket ekolü” (Yinanç, Arık, Kaplan, Topçu) dedik. Arada 1944 olayları yaşandı, Atsız Hoca ve arkadaşları Orhun’u, Atsız Mecmuayj, Ötüken’i çıkarttı. Mümtaz Turhan arada çok önemli bir isimdir. Hakeza Peyami Sefa… Sonra 1976’lara yani İskender Hoca’nın bahse konu Kitabının basıldığı ilk tarih olan yıllara gelinirken bu anlamda (yani Türk milliyetçiliği fikir sistemi anlamında) üç Türk milliyetçisi aydının sistemi ve hareketi etkileyici aktörler olduğunu görüyoruz. DÜNDAR TAŞER, EROL GÜNGÖR, GALİP ERDEM… Gerçekten de bu üç sevgili büyüğümüzün Sadri Maksudi, Akçuraoğlu gibi ziyalılarla başlayıp Ziya Gökalp’le devam eden “millet”, “milletleşme”, “milliyet duygusu”, ” garblılaşma”, “milliyetcilik fikir ve düşüncesi” gibi kavramlar konusundaki sorulara cevap arama gayretleri adeta ideolojik hayatımız ve geçmişimiz açısından bazı konulara “nokta” koymamızı sağladı. Mesela en sevdiğim son nokta olarak gördüğüm bir hüküm: “SOYA MENSUBİYET ŞUURUDUR…” ve adeta bütün bu saydığımız ziyalıların vardıkları müşterek bir hüküm olmuş; Cumhuriyetimizin de sembol cümlesi haline gelmiştir: NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !.. Galip ağabey madem böyle bunun adı, “soya mensubiyet şuurudur…” dedi. (Aşina soyuyuz elhamdülillah…)
Bu kadar laftan sonra gelelim, İskender Hoca’nın “TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ” nin 50. yılına …
50 yıl sonra neredeyiz, ne haldeyiz ?.. Fikren üretmeyi, “FİKİR SİSTEMİ” adına düşünmeyi, fikir sistemini siyasetle buluşturmayı; Türk milliyetçiliğinin ve Türk milliyetçilerinin Türk siyasetinde etkili/yetkili yerde olmalarını sağlama kavgasını, hepsini terkettik, velhasıl bütün bunları unuttuk, geride bıraktık, yere atılıp unufak olan kristal vazoya döndük. Sistemi ve sistemin hareket odağını önce “siyasal islamcı” dediğimiz, dini hassasiyetleri bile şüphe götürür bir ekibe “râm” ettik; sonrasında da en olmayacak aklın, sırrın almayacağı, havsalaya sığmayan bir çukurun içine düştük, yuvarlanıp gidiyoruz. Durmadan yazıp, çiziyoruz, haykırıyoruz, “bu kadar milliyetçi parti olmaz, birleşin, siyaset bu değil; siyasetteki bu parçalanma -milliyetçilerarası- doğru degil…vb. ,vs. vs…” Bunlar boş laf geçiniz, olan oldu, bölünen bölündü, giden gitti. Hareketi,”FİKİR SİSTEMİ”ni birilerine “râm” edenler, peşkeş çekenlerden daha hayır geleceği yok. Kalanlar hep birlikte, hep bir ağızdan şöyle haykırarak “ANDIMIZ’ı okumayı deneyin !.. Siyasi birlikteliğinizin olamayacağı anlaşılıyor, siyaseten bir araya gelemeyeceğiniz de anlaşıldı. Bari hep bir ağızdan İDEOLOJİK BİRLİK için çağrı yapsanız… Tabanda, İYİ Parti’linin “Zafer Partisi’ni geçtik” demesi, ya da Zafer Parti’li fanatik delikanlıların Müsavat başkan konuştuğu sırada YouTube ‘a “ZP…ZP…ZP…ZP…ZP…ZP…” zırvalaması ile kendisini tatmin etme saçmalığı beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Eskiden “gönül seferberliği” derdik. Adına milliyetçi denilen siyasi partilerin birbirinden oy çalma hesabından başka hiçbir hırsa dayanmayan siyasetleri beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Siz sadece siyaseti, partileri bölmediniz, benim İDEOLOJİMİ DE PERİŞAN ETTİNİZ, PARAMPARÇA ETTİNİZ. İSKENDER ÖKSÜZ HOCA’NIN ‘TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ’ni yazdığı tarihin 50. yılında sizlerin bu dağınıklığı, bölünmüşlüğü sadece SİYASET FUKARALIĞIMIZIN DEĞİL, İDEOLOJİK FUKARALIĞIMIZIN DA SEBEBİ OLMUŞTUR. Bu siyasetteki zafiyet (AKP’ne “râm olma”, Apo hadisesi, onlarca partiye ayrışma) 50 YIL SONRAKİ BU İDEOLOJİK FUKARALIĞA DÜŞMEMİZİN DE SEBEBİDİR.
AKSAKAL’IM, İSKENDER HOCA’M… “Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi” kitabının çıktığı yıllardaki heyacanınızı, (heyecanımızı), ümitlerinizi (ümitlerimizi), milletin geleceği hakkındaki endişe ve kaygılarınızı (endişe ve kaygılarımızı) gün gibi hatırlıyorum. Bizi 50 yıl geriye götürenler gün gelip utanırlar mı ki ?… Dün bir açılış vardı. Arkadaşlarımız kuruluşlarına ad koymuşlar ve “AVAZ” demişler. Vazgeçtik siyasetteki parçalanmışlıktan bari “AVAZDA BİRLİK” etsek. Aynı siyaseti yapmayalım, peki… Aynı şeyleri söyleyip, aynı şekilde de haykırmayalım mı ?…
İskender Öksüz Hoca Aksakal’in 50 yıl evvel yayınlanan “TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ”nin 50. yılının bana düşündürdükleri…
12 Nisan 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
