Parlamento muhabirleriyle bir araya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Büyük Ortadoğu Projesi’nin ne anlama geldiğini görmeden İsrail’in bu saldırgan hedeflerini anlamak mümkün değildir. Eğer Ortadoğu’da siyaset yapıyorsanız Büyük Ortadoğu Projesi’nin bütün teferruatını da çok iyi anlamak durumundasınız.” dedi.
Kurtulmuş’un konu ile ilgili sözleri şöyle:
*İsrail, geldiği noktada şöyle düşünüyor, hazır İslam dünyası ve bölge ülkeleri bu kadar bölük pörçükken, bu kadar dağılmışken, parçalanmışken, inisiyatifsiz bir hale gelmişken ve en büyük müttefiki olan ABD’nin de bir şekilde bütün ordularıyla bu coğrafyayı çekmeyi başarmışken, nihai vuruşunu gerçekleştirmek istiyor. Mesele budur.
*Her ne kadar haçlı siyonizmi bir ittifak içerisinde görünüyor olsalar da nihayetinde Amerika’nın esas hedefi, İran’ın kabiliyetlerini, imkânlarını azaltmak ve İran’ı terbiye etmektir. İsrail’in hedefi ise Amerika’dan farklı olarak Nil’den Fırat’a kadar bütün coğrafyayı ele geçirmek ve buradaki insanların tamamını köleleştirmektir.
***
Toplantıya katılan gazetecilerden birinin “Eğer İsrail’in Büyük Orta Doğu Projesi’nde hedefi, Nil’den Fırat’a kadar bütün coğrafyayı ele geçirmek ve buradaki insanların tamamını köleleştirmek ise, 2004 yılında Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George W. Bush’un verdiği Büyük Orta Doğu Projesi Eş Başkanlığı görevini neden üstlendi? Sonraki yıllarda AKP iktidarı, Trump’ın dediği gibi Suriye’nin 2000 yıl sonra İsrailoğullarının egemenliğine girmesine neden yardım etti? Siz bunları bildiğiniz halde neden AKP’de siyaset yapmayı tercih ettiniz?” diye sormadığı anlaşılıyor.
***
“Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” tarafından hazırlanan raporda yer alan önerilere ilişkin yasal düzenlemelerin ne zaman yapılacağına yönelik değerlendirmesi de sorulan Kurtulmuş, “Komisyon raporu bir yol haritası belirlemiştir. Gönlümüz arzu eder ki mümkün olan en kısa süre içerisinde bu işin tamamlanması ve artık Türkiye’nin bu kadar büyük çaba ve fedakârlıkla siyasetin ortaya koyduğu bu çabanın sonuçlanmasıdır.” dedi.
Komisyonun aldığı kararların tamamı, David Phillips’in 2007’de Amerikan yönetimi için hazırladığı raporda var! Bu raporu, 5 Temmuz 2010’da, odatv’de Gürbüz Evren yayımlamıştı.
David Phillips, Ekim 2007’de açıklanan “PKK’nın Silahsızlandırılması” başlıklı raporunda şöyle diyordu:
“1) PKK sorunu silahla çözülemez. PKK’nın barıştan yana bir tavır takınması durumunda, örgüt üyeleri için af ilan edilmelidir.
2) Türkiye PKK’ya karşı sınır ötesi operasyon yapmamalıdır. Çünkü böylesi operasyonlar, Türkiye’nin demokratik gelişimine zarar verir, ayrıca ülkedeki Kürtleri aşırılığa iter, bölgesel sorunları canlandırır.
3) Türkiye’nin PKK’ya karşı sınır ötesi operasyonu Türk-Amerikan ilişkilerine de zarar verir, ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini tehlikeye atar.
4) PKK sorununun çözümü için ‘demokratikleşme’ süreci gereklidir.
5) Demokratikleşme süreci için ‘Sivil Anayasa’ teklifi önemli bir adımdır. Ayrıca, siyasi ve kültürel reformlar uygulanmalıdır.”
***
Diğer taraftan, “Türk-Arap-Kürt İttifakı”nı “Demokratik Konfederalizm” çerçevesinde ilk olarak savunan kişi de Abdullah Öcalan’dır.
Abdullah Öcalan, İmralı’da 3 Nisan 2013’te Barış ve Demokrasi Partisi’nden gelen heyetle konuşurken, “Yeni oluşacak Suriye’de, bizimkiler başat rol oynayacaklar. Orada özerk bölgeler olur, Kürtler, Aleviler hatta Araplar için de özerk bölgeler olacak gibi. İsviçre gibi özerk bölgeler.” demişti
ABD derin devletine hizmet eden Uluslararası Kriz Grubu da 5 Eylül 2018’de “Suriye’nin Kuzey Doğusunu Stabilize Etme Anlaşması” başlıklı bir rapor yayımlamıştı Raporda “YPG/PYD’nin siyasi hedefleri, Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği ‘demokratik konfederalizm’ kavramı etrafında şekilleniyor. Demokratik konfederalizm, Türkiye, Irak, İran ve Suriye’nin devlet sınırları içinde Kürtlerin ve diğer dini ve etnik toplulukların haklarını güvence altına alabilecekleri araçları sağladıkları, savunma haklarını ve kapasitesini de içeren yüksek derecede yerel özyönetimin sağlandığı derin bir ademi merkeziyetçilik biçimi olarak anlaşılmaktadır. YPG/PYD de bunu savunuyor.” denilmişti.
İşte Pervin Buldan’ın “Kürtler, Suriye’de ‘statü’ elde etti. Şimdi sıra Türkiye’de…” diyebilmesine dayanak teşkil eden de David Phillips’in Terörsüz Türkiye Projesi ve Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm Projesi’dir.
Bütün bunlar Büyük Orta Doğu Projesi için yol temizliği yapmak değil midir? Öyleyse Numan Bey, bunları bile bile neden, sürecin öncülüğünü yapıyor?
11 Nisan 2026
Arslan BULUT
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
