Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve ‘Gençlerden Atatürk’e Mektup’

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Eğitim-İş’in “Gençlerden Atatürk’e Mektup” yarışması için izin verilmediği iddiası hakkında, “Burası muz cumhuriyeti falan değil. Burası Türkiye Cumhuriyeti ve biz bir hukuk devletiyiz. Hukuki prosedüre uyarak iş yapan bütün sivil toplum örgütleri baş tacıdır. Hepsiyle çalışırız ama kusura bakmayın da hukuk devleti ilkesiyle, hukukla bağdaşmayacak bir biçimde böyle bir şey yapma hakkı da vermeyiz” demiş.

Böyle bir fikrin ortaya atılmış olması muhteşem bir şey…

Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakan Yusuf Tekin,
“Gençlerden Atatürk’e Mektup” yarışması fikrini ortaya atan Eğitim-İş’in kıymetli yöneticilerine bir teşekkür plaketi vermek suretiyle, böyle güzel bir fikri Milli Eğitim Bakanlığı olarak kendileri yapmalıydı.

Bunun için henüz geç değil…

Hodri meydan!

ÜLKÜ PINARI olarak böyle bir yarışmayı biz düzenleyemeyiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakan Yusuf Tekin dururken; yasal mevzuat vs. nedenlerle bunu Eğitim – İş veyahut bir başka özel ve tüzel kişilik te gerçekleştiremez.

“Gençlerden Atatürk’e Mektup” yarışması, bu muhteşem fikri ortaya atan Eğitim-iş başta olmak üzere diğer Eğitim sendikalarının da desteği ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ivedilikle düzenlenmelidir.

Bu teklifimizin Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakan Yusuf Tekin tarafından makul karşılanması dileğimizdir.

“Gençlerden Atatürk’e Mektup” yarışması gerçekleşinceye kadar, bir başlangıç olsun diye Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni yayımlıyoruz.

“ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Mustafa Kemal Atatürk”

Bakalım Türk Gençliği Atatürk’e nasıl bir mektup yazacak?

11 Nisan 2026

ÜLKÜ PINARI


Yorum bırakın