Uzun zamandan bu tarafa ABD-İsrail ikilisinin -sebebi her ne olursa olsun- İran’a saldırısıyla başlayan süreç ve dolayısıyla savaş devam ediyor.
ABD ve İsrail İran’a bombalar atıyor, füzeler fırlatıyor. Bu işi yaparken de adı “körfez ülkeleri”ne çıkmış coğrafyada bulunan çoğunluğunu ABD ile sıkı işbirliği içerisinde olan Müslüman Arap ülkeleri topraklarındaki ABD üslerinden ve tesislerinden gerçekleştiriyorlar.
İran da bir yandan kendi savunma ve koruması ile uğraşırken diğer yandan ABD ve İsrail’e dönük, onları hedef alan saldırılar yapmaya çalışıyor. Aynı veya yakın coğrafya sayılabilecek İsrail’i hedefleyen saldırıları, füze atışlarıyla gerçekleştiriyor. ABD uzakta… İran, ABD ile savaşacaksa New York’u, Washington’u vuracak, bombalayacak değil ya… O da yakınında bulduğu Amerikan unsurlarını hedef alıyor. ABD’ye ait uçak gemisi varsa onu vuruyor, yakında ABD üssü, tesisi varsa füzesini oraya atıyor. Bu arada işte bu “körfez ülkesi” denilen ve ABD üs ve tesislerinin bulunduğu ve ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları için kullanılan bu tesisler/üsler de İran saldırılarının hedefi oluyor.
Trump’ın savurduğu tehditler dozunu arttırdıkça ve daha fazla, daha büyük zarar verme boyutuna çıkınca da bu sefer İran tarafı Körfez’de daha büyük zarara mal olabilecek işler yapacağını söylüyor. İnatlaşma dünyayı bir felakete doğru götürüyor. Petrol fiyatları yükseldikçe yükselmekte, tuz arıtma tesislerinin vurulması riski bir susuzluk felaketinin sebebi olacak nitelikte. Bir deli stratejisi yürüten Trump ve İsrail’in dünya için nelere mâl olduğu ortada. ABD halkı yüzmilyarlarca dolara mal olan bu anlamsız savaştan huzursuz. İsrail öyle veya böyle tükeniyor. Netenyahu’ya öfke zirvede. Peki bu arada BM Güvenlik Konseyi ne yaptı?.. Toplandı ve ne Trump’a ne İsrail’e bir satır kınama lafı etmediği bir kararı Çin ve Rusya’nın çekimser, 13 ülkenin kabul oyuyla alarak “İran’ın körfez ülkelerini vurmasını” kınadı. Bu kadar da olmaz, dedirten bir anlamsız karar. İran’a körfez ülkelerini vurmamasını söyleyen Konsey, Trump ve İsrail’e bu işten vazgeç deyip niye kınamaz ki ?..
İran’ın körfezdeki ABD varlıklarına saldırması (uçak gemisi, tesis, üs) bir mecburiyetin sonucu değil midir? İran’a saldıranlara dur demiyeceksiniz, İran’ı körfezdeki saldırıları için kınayacaksınız… Sakın ha!.. Bu işin devamını istiyor filan değilim. İran’ın saldırılarını haklı buluyor/görüyor da değilim. Sadece soruyorum: İran ne yapsın?.. Elinde varsa, kaldıysa füzeleriyle Telaviv’i vurmasın mı ?… ABD uçaklarının kalktığı uçak gemisini bombalamasın mi ?..ABD uçaklarının bulunduğu, füze rampalarının konuşlandığı ülkelerdeki üslere füze atmasın mı?.. Ortadoğu ve Körfez ABD’nin binlerce kilometre uzağındadır. Kimse ABD uçak gemileri, uçakları, deniz piyadeleri bu coğrafyada ne arıyor, ne aramaya geldiler diye sormaz mı? BM Güvenlik Konseyi niye sormaz ?…Herkes biliyor petrol, maden vs., vb. aramaya geldiklerini…
01 Nisan 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
