Dar alanda paslaşmalara devam… Ayağını frende 1 hafta tutabildi… Öcalan mesajı gönderdi, Bahçeli gaza bastı…

MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin bugünkü Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmayı iki ana hatta ayırarak analiz etmek gerekir.

Birincisi; ABD-İsrail, İran savaşı ve dünya da tetiklenen fay hatları. Bu kırılganlık içinde Türkiye ve Türk dünyasının yeri… İkincisi; formatlanmış “çözüm süreci”…

İkinci başlıktan analize başlayacağım…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 1 hafta önceki grup toplantısında malum süreç için aceleye gerek olmadığını ifade etmişti. Bugün, sabahın erken saatlerinde bebek katili Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki sayfiye evinden gönderdiği mesajı öğrendik. Kısaca hatırlatalım; ne diyordu terörist başı Öcalan;

“Bizim Cumhuriyet ile bir sorunumuz yoktur. Asıl mesele Cumhuriyetin demokratik olmamasıdır. Demokrasi Cumhuriyetin güçlenmesini sağlayacak yegane çözümdür. 27 Şubat çağrımda da ifade ettiğim gibi silahlı mücadele dönemi sona ermiştir. Artık geriye dönüş mümkün değildir. Yaşadığımız süreç Demokratik Cumhuriyet ile barışa geçiş sürecidir. Arzulanan süreç başarıya ulaştığında Cumhuriyet iki kat güçlenecektir.”

Kahin olmaya gerek yok!.. Öcalan’ın gönderdiği mesajın kodları çok açık. Bebek katili, “durmak yok yola devam” diyor ve istedikleri düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini istiyor.

Hareketin lideri Devlet Bahçeli’de Öcalan’ın asistini hemen değerlendirdi ve şunları söyledi;

“Gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için uygun iklim oluşmuştur. Bundan sonraki ilk hedef amaca hizmet edecek yasaların hızla çıkarılmasıdır.”

Fotoğraf gayet net!.. Terörist başı Abdullah Öcalan “gaza basın” dedi, Devlet Bahçeli, ayağını frenden çekti…


Gelelim, Bahçeli’nin iki ana hatta ayırdığım konuşmasının birinci kısmına…

Hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin şu an dünyanın içinde bulunduğu cinnet ortamı ile ilgili değerlendirmeleri ve tespitleri çok yerindeydi. O satırların tümü devlet manifestosu niteliğindeydi. Gözü kapalı altına imzamı atarım. ABD-İsrail haydutluğuna meydan okuduğu cümleler etkileyiciydi. Hele ifade ettiği şu sözler kulaklarımızın pasını sildi;

“Tüm bu cüretkâr ve hesapsız saldırılar sürerken Türkiye olarak; ayağımızı sapasağlam Anadolu’ya bastığımızı; gözümüzün, kulağımızın ise Tebriz’de, Urumiye’de, Hemedan’da, Kerkük’te, Musul’da, Erbil’de olduğunu dost da, düşman da bilmelidir.

İran bizim için sadece bir komşu değil, din ve dil kardeşlerimizin ülkesidir.

Tuğrul Bey’in Selçuklusu, Uzun Hasan’ın Akkoyunlusu, Nadir Şah’ın Afşarlısı, Şah İsmail’in Safevisidir…

Hasımlığıyla, hedefinde Türkiye olanlara diyorum ki: Yüz Yıl önce emperyalist masalarda çizilen haritaları ecdadımız nasıl yırtıp attıysa yine yırtarız, gerekirse yedi düveli yine dize getiririz.

Zira Namık Kemal’in dizeleriyle (Ecdâdımızın heybeti ma’rûf-ı cihandır; fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır)”

Devlet Bahçeli’nin bugünkü devlet manifestosu niteliğindeki konuşmasındaki şu satırları da can alıcıydı;

“Ekonomik gelişmişlik açısından kuzey ve güneyin ortasında, kültür ve medeniyet akımları açısından da doğu ile batının arasında bir köprü görevi gören Türkiye jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle dünyanın merkezindedir.

O sebeple Türkiye’nin Batıyı ve Doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacı vardır. ‘Çift Başlı Selçuklu Kartalının’ doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir.”

Ancaak!.. Saray iktidarının ABD-NATO’yu itina ile Türk yurduna yerleştirdiği ve Türkiye’yi küresel sermaye canavarlarına peşkeş çektiği şu günlerde, bu konuşma, “Cumhur İttifakı’nın da görüş ayrılığı mı var, çatlak mı var” sorusunu da beraberinde getirir, büyük tezatları ortaya çıkarır. Cumhur İttifakında görünürde çatlak patlak da yok. O halde, ihtiyatlı bir şekilde bekleyip, izlemekte fayda var. O yüzden, Bahçeli’nin konuşmasının o bölümleri milletin gazını almak için miydi acaba?.. İşte burada temkinli dururum.

Saray ortaklarının rol paylaşımlarına göre, BOP eş başkanlığı çerçevesinde fiiliyattaki işleyiş başka… Söylemlere bakıldığında durum bambaşka!..

Bu ne yaman bir çelişki!..

31 Mart 2026

Ahmet TAKAN

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/


Yorum bırakın