Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, sosyal medya X hesabından Milli Savunma Bakanlığı tarafından “bugün İran’dan ateşlendiği belirtilen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiğini ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürüldüğü” ile ilgili açıklamasını değerlendirdi.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, uzun X paylaşımında çok önemli uyarılarda bulunurken, özetle “Türkiye figüran değildir, kendi hava savunmasını, kendi egemenlik refleksini esas almalı, teknik verileri açıklamalı ve bu tür sahte bayrak kokan yönlendirmelere karşı son derece dikkatli olmalıdır.” demiştir.
İşte Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in X paylaşımı:
“MSB bugün İran’dan ateşlendiği belirtilen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiğini ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürüldüğünü açıkladı.
Ancak geçen üç vakada olduğu gibi ortada hâlâ cevap bekleyen kritik sorular var.
Füzenin radar izi nerede? Hangi rota ile geldi, hangi irtifada vuruldu? Hangi unsur angaje oldu? (Halen doğu Akdeniz‘de ABD Arleigh Burke sınıfı muhripler dışında bu Angajmanı yapabilecek başka bir unsur yok)
Türkiye’nin Kürecik’ten Anamur’a kadar uzanan radar ve erken ihbar altyapısı bu verileri ortaya koyabilecek kapasitededir, dolayısıyla soyut açıklamalar yeterli değildir.
Öte yandan bir yanda Adana’da NATO kolordusu, diğer yanda İstanbul Boğazı girişinde NATO deniz unsuru komutanlığı haberleri gündemdeyken, her seferinde füzelerden Türkiye’yi “NATO korudu” vurgusuyla gelen bu açıklamalar güçlü bir algı operasyonu izlenimi doğurmaktadır.
Kısacası “füze İran’dan ateşlendi” algısı ile “ söz konusu füze Akdeniz’deki NATO unsurları tarafından önlendi” algısı sürekli tekrar ediyor.
Türk milleti bu algı mesajını okumaktadır.
Oysa gerçek tablo farklıdır. ABD’nin dışladığı NATO’nun cephane sorunu tartışılıyor, Avrupa ordularının hazırlık seviyesi sorgulanıyor, İngiltere’nin Kıbrıs’taki üssüne bile gemi sevkinde zorlandığı görülüyor.
Yani NATO’nun taze kana, gönüllü figüranlara ihtiyacı var.
Rusya Ukrayna Savaşında Kiev’e sınırsız sağlanan askeri, finansal ve siyasi desteğe rağmen NATO bu savaşta hedeflerini başaramamıştır.
O nedenle Türkiye gibi büyük bir ülkenin aktif olarak Rusya ile olan tarafsız pozisyonunu bozarak Rusya düşmanı olarak yanlarına geçmesi istenmektedir.
Çok ciddi finansal kriz içerisine giren Ankara, 100 günden az kalan bir süre içerisinde NATO’nun 2026 zirvesini yapacaktır. Bu nedenle Ankara’daki bürokratlara ve NATO Muhiplerine zirvede prestij sağlayacak projelere de ihtiyaç vardır.
Türkiye bir yandan Gazze katliamını eleştiriyor, Filistin halkının çıkarlarını savunuyor ama diğer yandan fiilen İran’da savaşta olan İsrail ve ABD’ye en büyük siyasi ve kısmen askeri desteği sağlayan NATO’nun bir nevi reklam ajansı gibi davranıyor.
Böyle bir ortamda Türkiye’nin bu denli NATO dümen suyuna sokulması Karadeniz’de, Doğu Akdeniz ‘de ve Hazar havzasında stratejik risk üretir.
Türkiye figüran değildir, kendi hava savunmasını, kendi egemenlik refleksini esas almalı, teknik verileri açıklamalı ve bu tür sahte bayrak kokan yönlendirmelere karşı son derece dikkatli olmalıdır.
Türkiye tarafsız rejimini korumalı, ikinci Dünya ve soğuk savaş yıllarında olduğu gibi çevresinde hiçbir tarafın kışkırtma ve manipülasyonlarına alet olmamalıdır.”
30 Mart 2026
ÜLKÜ PINARI
