En başta, peşin peşin ifade edeyim;
Aşağıda yapacağım hatırlatmaları kimse o tarafa bu tarafa çekmesin… Gereksiz anlamlandırmalarda yapılmasın… Lütfen, yazının tümünü düm düz okuyun…
FETÖ’cü hain Zekeriya Öz’ü hatırlarsınız!.. Şu, nice suçsuz insanın günahsız yere hayatlarına kasteden şahsı.. AKP iktidarının FETÖ ile el ele, omuz omuza, ballım güllüm olduğu dönemi de, hain Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönmesi için gözyaşlarının sel olduğu günleri de sanırım unutmamışsınızdır!..
Yine de, hafızası zorlananlara ve hatta idrak yolları iltihaplanmasından bir türlü kurtulamayanlara küçük bir iyilik yapalım.
Kimdi bu savcı Zekeriya Öz?..
Almanya’da (firari) yaşadığı iddia edilen Öz, “Ergenekon” ve “Balyoz” davalarıyla tanındı. Ümraniye’de bir gecekonduda 27 adet el bombasının bulunması ile 12 Haziran 2007’de başlayan “Ergenekon” soruşturmasıyla Türkiye, Zekeriya Öz ismini duydu. Öz’e 2009 yılının Ocak ayında Başbakan Tayyip Erdoğan Mercedes marka zırhlı makam aracı tahsis etmişti. Peşpeşe gerçekleştirilen “Ergenekon” operasyonları, “Balyoz”, “Amirallere Suikast”, “Andıç” soruşturmalarının en tepesindeki isimdi Zekeriya Öz. 2011’de özel yetkileri alınarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekilliğine atanan Öz, Kaçakçılık-Narkotik Bürosu, Arşiv Yönetimi Bürosu, Güvenlik Yönetimi Bürosu, Tesis Yönetimi Bürosu (Teknik İşler Masası), Adli Sicil Müdürlüğü’nden sorumlu başsavcı vekili olarak görev yaptı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekilliği görevine atandıktan sonra medyada çok yer almayan Öz’ün ismi 17 Aralık 2013’de yapılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ilişkin operasyon nedeniyle yeniden gündeme geldi. Öz’ün başında bulunduğu Kaçakçılık-Narkotik Bürosu savcılarından Celal Kara, şarkıcı Ebru Gündeş’in eşi iş adamı Rıza Sarraf, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan, Halk Bankasın Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da arasında bulunduğu 21 kişi ile yine Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in de arasında bulunduğu 27 kişi hakkında iki ayrı soruşturma kapsamında 17 Aralık 2013’de operasyon talimatı verdi. Kara tarafından yürütülen iki ayrı soruşturmanın koordinatör savcısı ise Zekeriya Öz oldu. 17 Aralık’ta yapılan operasyonun ardından Savcı Öz’ün yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ilişkin soruşturmadan alındığına ilişkin dedikodulara ise son noktayı HSYK koydu. Ahmet Hamsici’nin başkanlığında toplanan HSYK 3. Dairesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı, savcılar Zekeriya Öz ve Muharrem Akkaş ile operasyona katılan savcılar ve İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok hakkındaki ihbar ve şikâyetleri ele aldı. Toplantı sonunda, Çolakkadı, Öz, Akkaş ve diğer savcılar ile Emniyet Müdürü Altınok hakkında inceleme yapılması kararı verdi. Ekim 2013’de yaptığı Dubai seyahatinin 77 bin TL tutan faturalarını işadamı Ağaoğlu’nun ödediği iddialarının asılsız olduğunu savunan Öz, bu konuya ilişkin yazılı açıklama yapmak için HSYK’dan izin beklerken ani bir kararla HSYK 1’inci Dairesince Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı vekilliğine atandığını öğrendi. 17-25 Aralık operasyonlarında, – o zamanki adlandırmasıyla- “Gülen cemaati”ne yakın olduğu öne sürülen yargı mensupları ve polislerin, hükümete karşı operasyonlar yürüttüğü iddiaları kamuoyuna yansıdı. Öz, 2015’te meslekten ihraç edildi.
Bu kadarı yeterli olmuştur. TSK’nın bel kemiğine indirilen balyoz darbeleri faslına hiç girmek istemiyorum!..
Dikkatinizi çekmiştir;
ABD-İsrail ortak haydutluğunun İran’a saldırı sürecinin en başından beri, Trump’ın saray iktidarına çektiği Halkbank dosyası kıyağını, -necip Türkiye medyası havada uçuşan füzeleri saymakla meşgulken- itina bir üslupla kaleme almıştım. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, İran’a karşı haydutlar ortaklığının planladığı olası kara harekatında ABD-İsrail’in yanında yer almamasını da ısrarla dile getirip, saray ittifakının aksine bu konuda devlet içinde bir direncin olduğunu, sağlam kaynaklardan aldığım bilgileri sizlere ulaştırmıştım. Ve yeri geldiğinde altını çizerek, “TSK ile MİT’in tarihte hiç olmadığı kadar uyumlu çalıştığı”nı yazmıştım.
İran’a kara harekâtı konusunda uluslararası medyada ABD-İsrail’in alternatif planlamaları hakkında çok şey yazılıp çiziliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en tepelerdeki kurmay kadrosundan başlamak üzere sıralı ilgili birimlerinde, Mehmetçiğin ABD-İsrail’in yanında yer alamaması konusunda ciddi bir direncin olduğunu ve bunu da MİT’in içindeki ağırlıklı bir yapı tarafından desteklendiğini- sağlam kaynaklardan aldığım bilgiler ışığında- rahatlıkla yazıyorum. TSK-MİT uyumu içinde, saraya, İran’a karşı olası kara harekâtında ABD-İsrail’in yanında saf tutmanın Türkiye’ye çıkaracağı her türlü ağır faturalar net bir dille ifade edildi.
Son olarak, şunu da çok rahat ifade etmek isterim;
İran’a karşı kara harekâtına direniyorlar diye bir yerlerden tespit edilen devlet yapılanması içindeki değerli isimlerin, bir sabah kalktığımızda uyduruk isimler verilen operasyonlarla derdest edilmesi ihtimali de hiç yok… Ankara’da Zekeriya Öz’ün ruhunu çağıranların hevesleri kursaklarında kaldı!..
27 Mart 2026
Ahmet TAKAN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
