Kara Harp Okulu’nun 2024’teki mezuniyet töreni bittikten sonra 500’ün üzerindeki yeni mezun teğmenin kendi aralarında kılıç çatarak Subay Andı’nı okuyup “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” demesi üzerine TSK’dan ihraç edilen ve bu karar karşı açtığı iptal davası Ankara 4. İdare Mahkemesi tarafından reddedilen dönem birincisi Ebru Eroğlu’nun davasında yaşananların bir bölümünü geçtiğimiz günlerde aktardık.
Ancak başka anlatacaklarımız da var.
Bilindiği gibi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, 4’e karşı 5 oyla Ebru Eroğlu’nun yanı sıra İzzet Talip Akarsu, Serhat Gündar, Batuhan Gazi Kılıç ve Deniz Demirtaş’ın TSK’dan ihraç edilmesine karar verirken; o kutlamaya ilişkin görüntülerinde ilk çemberde olduğu tespit edilen 14 teğmen hakkındak da disiplin soruşturması yapılmış ve bunlar “emre itaatsizlikten” “bir gün hizmet yerini terk etmeme” cezasıyla cezalandırılmıştı.
Açılan davalarda idare mahkemeleri, o 14 teğmene verilen bu cezaların büyük bölümü için iptal kararı verirken, Teğmen M.B.’nin davasına bakan Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin geçtiğimiz 12 Aralık’ta oy birliği verdiği “ret” kararında M.B. değil, adeta Ebru Eroğlu hakkında hüküm kuruldu.
Şöyle ki;
Daha çok Ebru Eroğlu’nun “eylemleri” anlatılıp şu ifadeler kullanıldı:
– “Mezuniyetten bir gün önce 29 Ağustos 2024 tarihinde her yıl yapıldığı ifade edilen geleneksel tabur eğlencesi esnasında Harbiyelilerin topluca birçok marşlar ve türküler okuduğu ve bu esnada Albay Celal Dora Alanı Atatürk büstü önünde rastgele toplandığı, Harbiyelilerin Topçu Tğm. Ebru Eroğlu’nun birinciliğine tepkili olmaları ve devre birincisi olarak Topçu Tğm. M.K.’yı kabul etmeleri nedeniyle…”
– “30 Ağustos 2024 tarihinde icra edilen tören geçişinin 18:30’da tamamlanmasını müteakip Topçu Tğm. Ebru Eroğlu önderliğindeki mezun bazı teğmenlerin şeref tribününün karşı istikametindeki paravanın arkasındaki belirlenen yerde durmaları gerekirken yeniden tören sahası içerisine girerek…”
Harbiyelilerin, Ebru Teğmenin birinciliğine tepkili olduğu nereden çıktı, bilmiyoruz; ama yine kararda yer alan, “paravanın arkasındaki yerde durmaları gerekirken” iddiası üzerine Teğmen M.B.’nin avukatı İbrahim Yılmaz, İstinafa yaptığı başvuruda; “Paravanın arkasından dışarı çıkmama gibi bir emir yoktur. Olsa dahi, ‘Paravan arkasından neden çıktın?’ diye disiplin soruşturması yapılmamış, böyle bir ithamla savunması alınmamış ve bu gerekçeyle disiplin cezası verilmemiştir. Böyle bir emrin ne şekilde verildiği mahkeme tarafından açıklanmamıştır.” diyerek, bunu mahkemenin uydurduğunu öne sürdü.
Diyeceğimiz; 4. İdare Mahkemesi’nin M.B. ile ilgili bu kararı, Ebru Teğmen hakkında verilecek kararın bir anlamda habercisi olmuştu.
Nitekim Ebru Teğmen hakkındaki kararda da; “Harbiyelilerin, davacının birinciliğine tepkili olmaları ve devre birincisi olarak Topçu Teğmen M.K.’yi kabul etmeleri nedeniyle… Mezun bazı teğmenlerin şeref tribününün karşı istikametindeki paravanın arkasındaki belirlenen yerde durmaları gerekirken…” denildi.
Komutanların Tanıklık Yapamaması
Yine hatırlanacaktır; gazeteci arkadaşımız Ersin Eroğlu, Temmuz 2025’te yayımlanan “Teğmenler-Yeni TSK’nın Şifreleri” adlı kitabında; Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun 9 üyesinden 7’sinin teğmenlerin ihraç edilmemesi yönünde oy kullandığını, ancak baskı sonucunda bu oyların değiştirildiğini yazmış, aynı iddiayı gazeteci Barış Terkoğlu da dillendirmiş, ancak MSB’den herhangi bir yalanlama gelmemişti.
Teğmenlerin ihracına karşı çıktıktan sonra Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korgeneral Tevfik Algan, Lojistik Başkanı Tuğgeneral Hakan Tutucu, Hukuk Hizmetleri Başkanı Hakim Albay Murat Yeşilköy ile Şube Müdürü Personel Albay Mehmet Akif Türkyılmaz’ın nasıl tasfiye edildiği ise herkesin malûmu.
İşte Ersin Eroğlu’nun kitabındaki o iddia üzerine 8 Temmuz 2025’te Ebru Teğmenin avukatları, iptal davasına bakacak olan 4. İdare Mahkemesi’ne başvurarak bu komutanların tanık olarak dinlenmesini istedi.
Mahkeme de geçtiğimiz 16 Ocak’ta aldığı ilginç bir kararla; avukatlara, sözkonusu komutanların noter huzurunda beyanlarını alıp dosyaya sunmaları önerisinde bulundu.
Bunun üzerine avukatlar, bazı komutanlarla görüşerek noterde beyan verip veremeyeceklerini sordu. Tabii ki, kabul etmediler.
Böyle bir olay yaşandığını nereden biliyoruz?
Yine avukatların, 12 Şubat’ta 4. İdare Mahkemesi’ne verdiği dilekçeden.
Dilekçede; “tanık olarak dinlenilmesi istenen YDK üyelerinin bir kısmı ile yapılan görüşmelerde, tanıkların kendilerine mahkemenizce resmi bir tebligat/çağrı yapılmadığından böyle bir usulle beyanda bulunmalarının uygun olmayacağını ifade etmeleri nedeniyle…” denilip, “bir delil tespiti niteliğinde olduğu için tanıkların davaya bakan mahkemede dinlenmesi, bunun için de mahkeme çağrısı gerektiğine” dikkat çekildikten sonra şunlar vurgulandı:
– “Kaldı ki, ara kararın gereğini yerine getirmek için temas ettiğimiz tanıkların bize ifade ettikleri kişisel endişe ve görüşleri, kanunda düzenlenmiş çekilme sebeplerinden değildir. Ancak kamu gücü kullanma ve yargılama yetkisine haiz bulunmadığımızdan, mahkemece çağrılmadığı için ya da halen görevde olması sebebiyle idari endişelerle tanıklık yapmak istemeyecek olan kişileri beyanda bulunmaya icbar etmemiz mümkün değildir. Bu husus gözetilmeden, yasada yer verilmeyen bir usulle tanık beyanlarının davacı tarafından alınarak dosyaya sunulmasının istenilmesi isabetsiz ve hatalıdır.”
– “Kanunlarımızda taraf ya da vekilince noter huzurunda tanık beyanının alınması şeklinde bir düzenleme bulunmamaktadır. Noter huzurunda tanık beyanı alınması şeklindeki ara kararınız yerine getirilebilmiş olsaydı dahi, noter tarafından işin esası bilinmediğinden ve yargılama yetkisi bulunmadığından, usul yasası gereği zorunlu olan tanıklara yemin ettirilmesi merasiminin gerçekleştirilmesi mümkün olmayacağı gibi, hangi hususların anlatılması gerektiği de sorulamayacaktır. Yine mahkeme heyetinin, davacı ve davalı vekillerinin maddi gerçeği ortaya çıkarmak için tanıklara soru yöneltme hakkı engellenmiş olacaktı.”
Bu tespit ve itirazların ardından da şu taleplerde bulunuldu:
“Bir olgunun sadece tanık beyanı ile ispatının mümkün olduğu hallerde idare mahkemesince tanık dinlenmeden karar verilmiş olmasının adil yargılanma hakkının ihlâli olacağına dair AİHM ve AYM kararları uyarınca; 4 Mart’taki duruşmada YDK üyelerinin bizzat mahkeme huzurunda dinlenmeleri için tanıklar Murat Gündoğan, Mehmet Akif Türkyılmaz, Hakan Tutucu ile Tevfik Algan’ın adreslerinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan sorularak tespit edilmesi ve adreslerine davetiye gönderilmesi… Halen görevde olan diğer YDK üyeleri için duruşmada hazır edilmelerine yönelik KKK’lığına müzekkere yazılmasına… Aksi durumda YDK üyelerinin yerleşim yerleri asliye hukuk mahkemelerine talimat yazılarak dinlenmelerine…”
Tabii mahkeme bu taleplerin hiçbirisini kabul etmedi, gerekçesi ise Ebru Teğmen’le ilgili verilen kararda; “İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda, idare mahkemelerindeki yargılamalarda tanık dinlenmesine yönelik herhangi bir kural yok. Tanıkların noter huzurunda beyanlarının alınmasının ve mahkememize delil olarak sunulmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığı halde söz konusu beyanların mahkememize sunulmadığı görüldüğünden, davacının istemi hakkında mahkememizce yapılacak herhangi bir işlem/tasarruf bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” diye açıklandı.
Oy Oranları… Karar Özet Tutanağı
Ebru Teğmen’in 4 Mart’taki duruşmasında bu konuda nelerin konuşulduğunu aktarmadan önce; henüz sonucu açıklanmayan bir başka teğmenin, bir başka mahkemede Şubat’ta görülen davasında yaşananları kaydedelim.
Av. İlter Aksoylu, YDK’da Teğmen Batuhan Gazi Kılıç için 9 üyeden 8’inin, diğer teğmenler için de 7’sinin ihraç edilmemeleri yönünde oy kullandığını, ancak baskılar sonucu üç üyenin oyunu değiştirdiğini anlatıp, bu üyelerin tanık olarak dinlenmesini istedi.
Av. Serdar Öztürk de, “YDK toplantısı 16 Ocak’ta yapıldı. 31 Ocak’ta karar yazılana kadar oylar değişti.” dedi.
Ebru Eroğlu’nun duruşmasına gelince;
Av. Mustafa Güler, “Oyların değiştirildiğini duyduk, ancak söylenti olduğu için gündeme getirmedik. Kitapta yazılanlara da yalanlama olmadı, çünkü gerçek o. Kitapta yazılınca dilekçe vermek zorunda kaldık. Karşıdan yine çıt çıkmadı. Belki meslektaşlarım (MSB avukatlarını kastederek), ‘soyut iddia’ diyecek. Ama bugün karar vermek zorunda değilsiniz, tanıkları dinleyin.” dedikten sonra yeni bir iddiayı şöyle gündeme getirdi:
“YDK toplantısının karar özetini isteyin. YDK Yönetmeliği’ne göre, toplantıda tutulması ve imzalanması gereken bir özet var. Bu karar özeti, toplantı sonrası oyların ne olduğunu gösteren tutanaktır. Ara karar kurun, karar özet tutanağını isteyin. Büyük ihtimalle, ‘Karar özeti tutulmamıştır.’ diyeceklerdir. Eğer bu tutanak gelirse, yarın avukatlığı bırakır, hatta kendimi mahkeme önünde vururum.”
Devamında Av. Güler, yeniden tanık dinlenmesi talebini gündeme getirdi ve şu diyalog yaşandı:
Av. Güler: “Bizim kamu gücümüz yok, kimseyi tanık beyanında bulunmak üzere notere götürmeye icbar edemeyiz. Ayrıca tanık yeminle dinlenir. Kendileriyle görüştük. Doğrudan bir tebligat yapılırsa, geleceklerini söylediler. Bunu da bildirdik, ama gereğini yapmadınız. Duruşma olmazsa, asliye hukuk mahkemelerinde dinletin.”
Mahkeme Başkanı: “Biliyorsunuz, bizim idari yargıda tanık dinleme usulümüz yok. Bir yol bulmaya çalıştık, aklımıza bu geldi.”
Av. Güler: “İhlâl varsa, idari yargıda da tanık dinlenir. Bulduğunuz yol kanuna, hukuka uygun değildi. Bizim icbar etme imkânımız olmadığı için işe yaramadı.”
Mahkeme Başkanı: “Zaten tanık değil, olayların tarafı onlar. İmzaları var.”
Av. Güler: “Sırf izah için söyleyeyim, niye böyle bir şey istediğimizi. YDK toplantısından sonra sekreterya ve diğer görevlilerin hepsi dışarı çıkıyor. Üyeler baş başa kalıyor. Bunlar zabıt mümzi, yani imza eden tanıklar… Tanıklar kendi kararlarını savunmayacak, bazılarının kararının baskıyla değiştirilip değiştirilmediğini anlatacaktı. Çünkü bu 9 kişiden başka bilen yok. Kendileriyle konuştuk, onların çekincelerini burada ifade edemem, ama siz araştırmak zorundasınız.”
Sonucu tekrarlamaya gerek yok.
Sadece şunu belirtelim:
Tüm bu diyalogların ardından MSB avukatları, “Baskı iddiaları somut veriye dayanmamaktadır.” dedi.
Yani MSB, YDK üyelerine baskı yapılarak oyların değiştirildiği iddialarına neredeyse 9 ay sonra ilk kez cevap vermiş oldu!..
27 Mart 2026
Müyesser YILDIZ
KAYNAK: https://12punto.com.tr/
