İbn Haldun, “asabiye” dediği imparatorluklar kuran beşerî enerjinin zirveye çıktıktan sonra inişe geçip zamanla çökeceğini yazmıştı. Aşiretlerden veya küçük site devletlerden çıkan imparatorlukların büyümesini ve çöküşünü anlatmıştı.
Osmanlılar İbn Haldun’u sevmişler, fakat bir istisna koymuşlardı: Osmanlı “devlet-i ebed müddet”ti.
İlk alarmı 17. Yüzyılda Koçi Bey verdi. Devletin bozulduğunu IV. Murat’a rapor etti. Kayırmacılık yüzünden tımar sistemi ve medrese bozulmuştu, devlet çürüyordu.
- Yüzyılda çöküş açıkça görüldü. Tanzimat’ın temelinde bu endişe vardı. Bilhassa Fuat Paşa bunu açıkça ifade etmişti. İmparatorluğun gücü, eskiden fethettiği geniş toprakları korumaya yetmiyordu. Cevdet Paşa’da ve Abdülhamid’de de bu kadar geniş toprakları niye fethetmiştik düşüncesi hissedilir.
Bugün ABD konusunda tartışılan da budur.
ZAKARİA ALARM VERİYOR
Müslüman Hint asıllı Amerikalı düşünür Fareed Zakaria 2009 yılında “Post American World” (Amerika Sonrası Dünya) adlı kitabını yayınlamış, büyük ilgi görmüştü. Amerikan hegemonyasındaki aşınmayı anlatıyordu…
“2004 yılında Amerika, dünyada bilim liderliği kaybetti. Mühendis olarak mezun olanların sayısı Çin’de 600.000, Hindistan’da 350 in, Amerika’da 70.000’dir…”
Kişi başı mühendis sayısında hala ABD önde idi ama Çin hızla geliyordu.
Zakaria’nın iyimser verileri de vardı: Amerikan üniversiteleri dünyada hâlâ rakipsizdi. “Amerika’nın en büyük güç unsurlarından biri açıklıktır, en iyi beyinler ABD’ye geliyor”du.
Zakaria, geçenlerde, 13 Mart’ta CNN’deki programında “imparatorlukların çöküşü” hakkında bir konuşma yaptı. “Üzerinde güneş batmayan” İngiliz imparatorluğunun, sömürgeleştirdiği toprakları artık elinde tutamayacak hale gelince çökmeye başladığını hatırlattı. 1880-1920 arasında, İngiltere Asya ve Afrika’daki sömürgelerini elde tutabilmek için oralarda sürekli asker bulundurdu…
“1920’deki Irak isyanını bastırmak için 100.000’den fazla asker ve on milyonlarca pound gerekti. O sırada Britanya’nın tahmini eğitim bütçesi yaklaşık olarak o Irak seferinin maliyeti kadardı…”
İngiltere sömürgelerinden elini çekmek zorunda kalacaktı.
‘KÜÇÜLEN’ AMERİKA
Daha 1987 yılında bile, Sovyet Birliği ayakta iken Paul Kennedy “Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşü” kitabında, Amerika için “tarihte büyük güçleri çökerten aşırı genişleme” tehlikesine dikkat çekmişti. “ABD’nin dünya üzerindeki çıkarlarını mevcut gücüyle aynı anda savunamayacağını” yazmıştı.
Hatırlayalım, Kızıl Ordu’nun muazzam gücüne rağmen, Sovyet imparatorluğunun iktisadi gücü Afganistan’ı, Doğu Avrupa’yı ve sonunda Cumhuriyetleri elde tutmaya yetmemiş, çökmüştü.
ABD’nin dünya üretiminde payı 1960 yılında yüzde 40 iken, zamanımızda yüzde 24 civarına indi. Çünkü başka ekonomiler gelişiyor, yeni güçler ortaya çıkıyor.
Bugün ABD bilgi teknolojilerinde, uzay ve askeri teknolojide hala birinci olmakla birlikte, mazide ABD’yi “büyük” yapmış olan Amerikan sanayisi, ucuz emek peşinde dış ülkelere gitmiş durumda. Trump’ın seçmenlerinde en büyük kitle, bu sanayiin geri getirilmesini isteyenlerdi. Trump gibi popülist bir megalomana seçim kazandıran, “MAGA”, yani “Amerika’yı yeniden büyük yapalım” sloganıydı.
HEGEMONYANIN SONU
Şaşkın ve cahil Trump bir yandan “her yerden ABD askerlerini çekmek… NATO yükünden kurtulmak” (veya paylaşmak) gibi söylemlerle konuşuyor. Seçimleri de “Savaşları bitireceğim” diyerek kazandı. Ama Grönland, Panama, Kanada, Venezuela ve nihayet İran’a karşı vahşi bir savaşı başlattı… Hem kendi rezervlerini eritiyor, hem dünya ekonomisini krize itiyor.
Senatör Chris Van Hollen, “Netanyahu Beyaz Saray’da bir aptal buldu” demişti ya, aynen öyle.
Zakaria aynı konuşmasında, Beyaz Saray’ın dünyadaki çıkarlarını korumak ve “özellikle de Orta Doğu’da düzen kurmak” için defalarca askeri güç kullandığına, Çin’in ise bilgi teknolojilerine, kuantum bilgisayar, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, yapay zekâ, robot sektörlerine yatırım yaptığına dikkat çekiyor. İngiliz imparatorluğunun askeri güce bağımlılık yüzünden çöktüğünü hatırlatıyor.
Trump İran savaşı için, ilave 200 milyar dolar ödenek istiyor!
Financial Times, “ABD hegemonyası sona erdi” diye özetledi gidişatı. (17 Mart)
Tabii bu, ABD’nin hegemon güç olmaktan çıkıp, “büyük güçlerden biri” durumuna inmesi demek. Oluşacak boşluğu kim dolduracak, Çin mi?!. Avrupa ve Türkiye birlikte ayağa kalkar mı?
22 Mart 2026
Taha AKYOL
KAYNAK: https://karar.com/
