CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Adalet Bakanı Akın Gürlek arasında önceki gün yaşanan “mal varlığı” kapışmasını takip ederken, Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren kritik Cumhurbaşkanlığı kararnamesini atlamadık!..
“Harp araç ve gereçleri ile silah, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar, askeri patlayıcı maddeler, bunlara ait teknolojilerin Türkiye gümrük bölgesinden transit geçişine….” ilişkin kararın yürürlüğe konulması…
“Türkiye üzerinden silah, mühimmat ve askeri patlayıcıların transit geçişine” ilişkin düzenlemeler, Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan kararla yürürlüğe konuldu.
Gerekçe: “Ulusal güvenlik ve lojistik denetimi artırmak”…
Ancak, zamanlama çok düşündürücü ve manidar!..
Sarayın bu işlerde sabıka dosyası da hayli kabarık!..
Karara göre, ulusal ve uluslararası güvenlik çerçevesinde söz konusu eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden transit geçişinde veya transit geçiş kapsamında yeniden ihracatında uyulacak usul ve esaslar da düzenlendi. Karar, yabancı bir ülkeden yabancı bir ülkeye Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden transit gönderilecek harp araç ve gereçleri, silah, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ile askeri patlayıcı maddeler ve bunlara ait teknolojileri kapsıyor.
Söz konusu eşyaların Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden transit geçişinde veya transit ticaret kapsamında yeniden ihracatında Ticaret Bakanlığına “uygunluk yazısı” başvurusu yapılacak.
Bakanlık, sevkiyatın uygun olup olmadığına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşların görüşünü alacak. Bu kurum ve kuruluşlardan uygun görüşünün alınması koşuluyla Bakanlıkça düzenlenecek uygunluk yazısı, gümrük idarelerince aranacak.
Karar, belirlenen kapsamda yer almasa dahi bazı durumlarda da uygulanacak.
Buna göre, eşyanın işlemlerini gerçekleştirecek kişi tarafından, eşyanın askeri amaçlarla kullanılabileceğinden kuşku duyulduğu yönünde beyanda bulunulması, ilgili kurum veya kuruluşlardan gelen bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda eşyanın askeri amaçlarla kullanılabileceği yönünde şüphe duyulması, ulusal ve uluslararası güvenliğin tehlikeye düşebileceğine, insan hakları ihlaline veya Türkiye’nin ikili veya çok taraflı uluslararası ilişkilerinde olumsuz gelişmelere yol açılabileceğine dair bulguların olması halinde de sevkiyat için yine uygunluk yazısı şartı aranacak.
Bakanlık, kararın uygulanması için gerekli tedbirleri almaya, farklı başvuru usullerini belirlemeye, özel ve zorunlu durumları inceleyip sonuçlandırmaya ve verilen uygunluk yazısını iptal etmeye yetkili olacak.
Devlet işleyişi açısından bakıldığında çok doğru karar olarak gözüküyor. Her işleyişte olduğu gibi bu da gelip “acaba karar nasıl uygulanacak” sorusuna ve şüphesine takılıyor!..
Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın karar hakkındaki yorumu şöyle;
“Cumhurbaşkanlığı kararında belirsizlikler söz konusu. Kararnamede bahsedilen mühimmat nereden gelecek, nereye gidecek? Bu belirsizlik olunca tam olarak yorum yapmak da zorlaşıyor. Elimizde sadece İHA-SİHA ile ilişkin izlenen prosedür var. Bu mühimmatların satışında olası riskleri de ilgili bakanlık Dışişleri Bakanlığına ve Milli Savunma Bakanlığı üzerinden Genelkurmay Başkanlığı’na soruluyor. Buradan gelen yanıtlardan sonra gerekli işlem yapılıyor. Yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararı da Ticaret Bakanlığı anlaşıldığı kadarıyla ön planda. Bu mühimmatın Türkiye’ye gelmesinden sonra ilgili bakanlık Dışişleri Bakanlığı’na, Milli Savunma Bakanlığı üzerinden Genelkurmay Başkanlığı’na soracak. Bundan sonra gerekli işlemler yapılacak. Böyle anlaşılıyor, bundan daha fazla da şu aşamada yorum yapılamıyor açıkçası.”
Türkiye’nin yaşadığı “MİT Tırları” travmasını hatırlarsınız!..
1 Ocak 2014’te Hatay’ın Kırıkhan ilçesi ve 19 Ocak 2014’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde MİT Tırlarının durdurulması olayında Türkiye’nin Suriye’deki yasa dışı örgütlere silah gönderdiği iddia edilmişti. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Tırlarının Bayırbucak Türkmenlerine silah taşıdığını söylerken; Tuğrul Türkeş MHP milletvekili olduğu dönemde “Vallahi silahlar Türkmenlere gitmiyordu” açıklamasını yapmıştı.
Kemal Kılıçdaroğlu’da CHP Genel Başkanı olduğu , 2016’nın eylül ayında yabancı basın kuruluşlarının Türkiye temsilcilileri ile buluşmasında, “Mevcut hükümetin El Nusra’ya destek verdiğini hepimiz biliyoruz. Tüm dünya biliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bile, El Nusra’nın, IŞİD’le mücadelesine destek verilmesi yönünde açıklaması oldu. Türkiye’nin Suriye’ye silah gönderdiğini artık bütün dünya biliyor. Karargahı bir dönem Türkiye’deydi. Bizim bir milletvekilimiz, Hatay’da, onların kampına girmek istedi. Milletvekilimize izin vermediler çünkü orada silahlı eğitim veriliyordu” demişti.
Bir zamanlar, Sedat Peker’in ortalığı allak bullak eden videolarının birinde , “MİT Tırları” ve “SADAT” ile ilgili şu iddialar vardı;
“MİT Tırları yakalandıktan sonra kafamda şöyle bir şey oluşmuştu: Biz oraya hem toplumun duygularını yükseltmek hem de oradaki kardeşlerimize, Bayırbucak Türkmenlerine ve diğerlerine yardımcı olmak için İHA, kıyafetler, ama sayıca çok fazla, oradaki tüm savaşçılara yetecek kadar, telsizler, çelik yelekler, onlar bunlar, tırlarca yardım… Bu projeyi düşündük. O milletvekili arkadaşımızla da konuştuk. O da düşünceyi aldı, iletmesi gereken yerlere iletti. Sonra dediler ‘Biz ek tırlar verelim, sizin tırlarla beraber (gitsin)’. Bizim tırlar ‘Sedat Peker yardım konvoyu’ diye gidiyor. Basına da resimler veriyoruz. Tüm ekipmanları yolluyoruz. Ama benim adıma giden diğer araçlar var. Onlar da başka yerdeki Türkmenlere gidiyor diye biliyoruz. Araçların içinde ne olduğunu bilmiyoruz, bilmiyoruz dediysem silah var, saf çocuk değiliz. Bu da normal, olması gereken şey. Ama bu MİT tarafından, askeriye tarafından organize edilmiyor. SADAT tarafından organize ediliyor, SADAT’ın içindeki bir ekip tarafından. Bunların hepsini ben kendi paramla alıyorum ama onlar hariç, onların benimle hiçbir ilgisi yok ama benim adıma gidiyor. İşlem yapılmıyor, kayıt yapılmıyor, direkt geçiş yapılıyor. Sonra ben yüklü miktarda Mitsubishi araçlar yollamaya başlayınca dediler ‘Bize de biraz verir misin, oradaki savaşçılar…’ dedim tamam, verelim. Sonra baktım Türkmenler her yerden videolarla teşekkür ediyorlar, aracı aldık diye ama bir iki tanesi Arapça konuşuyor. Sonra bizim Türkmen arkadaşlar ‘Bunlar el Nusracı’ dedi. Bizim diğer arkadaşlar da ‘Bu gidenler el Nusra’ya gidiyor’ dediler. Evet, benim üzerimden gidiyor. Samimi söylüyorum. Ama ben yollamadım, SADAT’çılar yolladı.”
Yazı, niye bu kadar uzadı?.. Neden, çok sayıda hatırlatma yaptım?..
Söz konusu saray iktidarı olunca gel de pirelenme!.. Şüphe duymamak elde değil!.. Hele bir de hâlâ ortalıkta cirit atan “SADAT” diye bir yapı varken…
19 Mart 2026
Ahmet TAKAN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
