Özgür Özel’in aktardığı bilgiye göre, Bakan Gürlek’in halihazırda sahibi olduğu ve sattığı mülklerin toplam değeri, 452 milyon TL. Doğrusunu söylemek gerekirse, sağlık yatırımlarıyla ilgilenen bir gazeteci olarak aklıma gelen ilk düşünce, bu parayla kamuda 50 yataklı bir hastane yapılabileceği oldu.

Söz verdiği halde, süreyi aşarak geciktiği yönünde yoğun eleştirilerin odağındaydı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in gayrimenkul malvarlığını, nihayet kapsamlı bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.

Özel, Gürlek’e ait olduğunu belirttiği ve monitöre yansıttığı tapu kayıtlarının ID (kimlik) numaralarını tek tek okudu, rayiç değerlerini söyledi.

Aktardığı bilgiye göre, Bakan Gürlek’in halihazırda sahibi olduğu ve sattığı mülklerin toplam değeri, 452 milyon TL.

Nihayetinde devletten maaş alan bir kamu görevlisinin normal koşullar altında bu kadar büyük bir servet sahibi olması imkansız.

Evet normal şartlar altında…

O nedenle eğer gerçekse -ki Özgür Özel açıkladığı tapular için “Ağrı Dağı kadar gerçek” ifadesini kullandı- bu büyük mülk ve edinimleri, izah muhtaçtır.

50 yataklı hastane yapılır

Doğrusunu söylemek gerekirse, sağlık yatırımlarıyla ilgilenen bir gazeteci olarak aklıma gelen ilk düşünce, bu parayla kamuda 50 yataklı bir hastane yapılabileceği oldu.

Öte yandan basın toplantısını izlediğim iki saate yakın süre boyunca, zihnimde hep aynı düşünce dönüp durdu:

16 Nisan 2017 referandum süreci sanılanın düşünülenin öngörülenin çok çok ötesinde önemliydi. (Mühürsüz oyların geçerli sayıldığı ve sonrasında neredeyse tamamının “evet” çıktığı referandumda, evet ile hayır arasındaki oransal fark yüzde 2,8’di. Bu oranın oy karşılığı ise 2 milyonun üzerinde olduğu konuşulan mühürsüz oyların sayıca epeyi altındaydı.)

Bugün bu realite hemen her vesileyle daha iyi anlaşılıyor.

CHP’nin dokuz yıl önceki genel başkanı ve karar alıcıları, 16 Nisan referandum sürecine başından sonuna daha yüksek bir siyasi duyarlıkla yaklaşıp seçmenin taleplerine kulak verebilseydi bugünkü siyasal iklim bambaşka olabilirdi.

Bu bir yazıklanma ifadesi değil, büyük hataları unutmamaya dair bir zorunlu not.

Neden mi?

CHP Genel Merkezi’ndeki basın toplantısını yerinde izleyen gazeteci Gülsen Solaker, Özel’e “eski sistem olsaydı bakanlar hakkında farklı bir prosedür işletileceğini” anımsattı; bugünkü sistemde, ortamda nasıl bir yol beklendiği sorusunu yöneltti.

Bu soruya Özel’den gelen yanıt, bugün denetlenemeyen, hesap vermeyen sistem inşasının temellerinin 16 Nisan 2017 referandumunda atıldığının dolaylı anlatımı gibiydi.

Unutulan gensoru

CHP Genel Başkanı, eski sistem, yani kuvvetler ayrılığının geçerli olduğu dönem olsa basın toplantısı yerine TBMM’de gensoru vereceklerini açıkladı.

Ne kadar hızlı unuttuk değil mi gensoru kavramını…

Gensoru TBMM’yi Anayasal denetimin bir aracıydı ve değiştirilen Anayasa maddelerinden biriyle uçtu gitti.

Özel’in anlatımından devamla, gensoru oylaması olsaydı, salt çoğunluk “git” derse bakan gidecekti. “Erdoğan’ın bugünleri düşünerek bu hakkı ellerinden aldıklarını” söyleyen Özel, eski dönemin Yüce Divan prosedürünü anlattı. Bugün 400 sayısını bulmanın imkansızlığı nedeniyle de (böyle söylemedi ama dolaylı ifade etti) basın toplantısında anlattıklarını “milletin hafızasına emanet ettiklerini, gelecekteki yargılamaya bir iddianame hazırladıklarını” aktardı.

Özel, İBB’nin bir yıldır cezaevinde tutuklu bulunan başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki soruşturma, kovuşturma, dava ve yargılama sürecine dair hatırlatmaları sonrasında şu dikkat çekici cümleyi kurdu:

“Aklımızı kaçırmış olmamız lazım siyasetçi olarak gazeteci olarak, bütün bunlar olurken her şey normalmiş gibi davranmak.”

İmamoğlu davasına bakan mahkemenin kompozisyonu, doğal hâkim ilkesinin tartışmalı hale gelmesi, kürsü hakiminin bakanlık devir teslim töreninde bulunması, 8 bin bilirkişi arasında hep aynı ismin davalarda görüş bildirmesi, yedek heyet atanması, coğrafi teminatın hiçe sayılması, kıdemi iki yılın altındaki yargıçların ağır ceza heyeti üyesi olması.


CHP Genel Başkanı Özel, nasıl bu toplantısı öncesinde AKP milletvekillerine basın toplantısını izlemeleri yönünde SMS gönderdiyse, bu mesajıyla da iktidar medyasına bağlı çalışan kurum ve gazetecilere bir mesaj ileterek daha sorgulayıcı olmaları gereğini vurguluyor aslında.

Yerine ne kadar ulaşacağın önümüzdeki günlerde göreceğiz.

18 Mart 2026

Çiğdem TOKER

KAYNAK: https://t24.com.tr/


Yorum bırakın