Halkbank, Alman Deutsche Bank’tan daha mı güçlü!.. Öyleyse, acaba neden?..

ABD, Halkbank davasını şimdilik rafa kaldırdı… Peki, neyin karşılığında?.. Her yerde sorulan, cevabı aranan soru bu!.. Net bir cevap bulabildik mi?.. Hayır!..

Halkbank Davası kapsamında ABD’de tutuklu yargılanan bankanın eski genel müdür yarımcısı Hakan Atilla, “uzlaşma”yı şöyle değerlendirmişti;

“Muhtemelen ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Adalet Bakanlığına bilgi gidiyor, çünkü savcının ya da New York mahkemelerinin böyle bir yetkisi veya tasarrufu olamaz. Tabii yapılan pazarlıkları ve karşılıklı anlaşmanın detaylarını bilmiyoruz. Bilgimiz kamuoyuna izah edilenle sınırlı ama ben açıklanan çerçevenin ötesinde olduğunu tahmin ediyorum. Dolayısıyla ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ‘Milli menfaatler doğrultusunda davanın iptal edilmesi uygundur’ kararına istinaden Adalet Bakanlığı düğmeye basmış oluyor. Prosedürünü de Halkbank’la aralarında yaptıkları mutabakatla tamamlamışlar. Anladığım kadarıyla iki ülke dışişleri bir noktada belli konularda bir anlaşmaya varmışlar. Artık hangi ülkenin menfaatine veya her iki ülkenin de menfaatine mi, o detaya vakıf değiliz maalesef”

Play Video

Mutabakattaki prosedür ne acaba?..

CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, ABD’nin Halkbank davasını belirli şartlarla 90 günlüğüne askıya almasına dikkat çekti. Yavuzyılmaz “şartlar nedir” diye sordu.

Saraydan ses seda çıkmıyor!..

ABD’nin alacağını hiçbir şekilde bırakmadığı – özellikle bu tür davalarda- dünyada yaşanan tecrübelerle sabittir. Örneğin, Deutsche Bank, ABD’de 2008 mortgage krizi ve benzeri usulsüzlükler nedeniyle milyarlarca dolarlık tazminat ve ceza ödemişti.


Bu işi ucuz atlattık demek saflıktan öteye geçmez!..

24 Aralık 2016’da AA’nın haberini hatırlatayım;

-Deutsche Bank ve Credit Suisse ABD’ye 12,5 milyar dolar ödeyecek

Alman Deutsche Bank ve İsviçreli Credit Suisse Group, sorunlu konut kredileriyle ilgili soruşturmaların kapatılması için ABD’ye toplamda 12,5 milyar dolar ödemeyi kabul etti.

ABD hükümeti, Alman Deutsche Bank ve İsviçreli Credit Suisse Group ile sorunlu konut kredileriyle ilgili soruşturmaların kapatılması için toplamda 12,5 milyar dolarlık uzlaşmaya vardı.

İki bankadan yapılan açıklamalarda, ABD Adalet Bakanlığı ile 2007-2008 finansal krizinden önce verilen konut kredilerinde yapılan usulsüzlükler nedeniyle açılan soruşturmalarda uzlaşmaya varıldığı bildirildi.

Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank’tan yapılan açıklamada, 2005-2007 arasında gerçekleştirdiği usulsüz faaliyetler nedeniyle 7,2 milyar dolar ödeneceği duyuruldu.

Frankfurt merkezli banka, bu miktarın 3,2 milyar dolarını para cezası ve 4,1 milyar dolarını mağdur ettiği müşterilere tazminat olarak geri ödeyecek.

ABD Adalet Bakanlığının ilk aşamada 14 milyar dolar talep ettiği bankanın bu rakamın yaklaşık yarısını ödeyerek kurtulmasında, ABD’de yönetimin bir aydan daha az süre içinde değişecek olmasının önemli rol oynadığı öngörülüyor.

ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın Deutsche Bank’a yaklaşık 300 milyon borcu bulunduğu için bankaya baskı yapamayacağı spekülasyonları son dönemde gündemi meşgul etmişti.

Zürih merkezli Credit Suisse ise ABD hükümetine yine finansal krizinden önce verilen sorunlu konut kredileri nedeniyle 5,3 milyar dolar ödeyeceğini açıkladı.

Bu rakamın, yaklaşık 2,5 milyar doları para cezası, 2,8 milyar doları ise mağdur müşterilere tazminat olarak ödenecek. Banka, açıklamasında ayrıca ödemelerin bir kısmının dördüncü çeyrek bilançosuna yansıyacağını kaydetti.


CHP’li Deniz Yavuzyılmaz, bugün, açıklamasında “AKP’nin, İran yaptırımlarını delmek ve kara para aklamak gibi suçlamalar karşısında; Halkbank üzerinden bir daha bu gibi işlere girmemesi kaydıyla ve Hamas’ın elinde tuttuğu İsrailli rehinelerin bırakılmasındaki gayretleri nedeniyle Amerika’da yürüyen kovuşturmanın 90 günlüğüne askıda tutularak belirli şartlarla ertelenmesinde mutabık kalındı” diyor.

ABD’nin bunla yetineceğini hiç sanmıyorum.

Deniz Yavuzyılmaz’ın açıklamasındaki şu ifadeler de çok dikkat çekici;

“Peki nedir bu şartlar? Halkbank, bir ‘kara para aklamayla mücadele ve uyum uzmanı’ tutacak. Bu uzman Amerika’ya yetkililerle iletişimi sağlayacak. Halkbank’ın bütün hesaplarını inceleyecek. Uzmana talep ettiği tüm bilgi, belge ve kayıtlar verilecek. Halkbank, İran Hükümeti, İranlılar veya ilgili kuruluşlarından uzak duracak. İran’dan finans işlemi talebi gelirse, Amerika’ya bildirilecek. Halkbank, Reza Zarrab’ın malvarlığı üzerindeki tüm haklarından feragat edecek.”

O zaman, bu da, ABD’nin Halkbank’a kayyum ataması yapacağı manasına gelmiyor mu?..

Ortalığı derin bir sessizlik sardı!.. Acaba neden?..

12 Mart 2026

Ahmet TAKAN

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/


Yorum bırakın