Müslümanlar Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de geçen “Oku” emrini şöyle ya da böyle dikkate alsalar da anlayarak, “aklederek”, “düşünerek”, “öğüt alarak” okumaları gerektiğini bir türlü kavrayamadılar. Aslında, “kavrayamadılar” değil de “Özellikle kavratılmadı” demek daha doğru olur. Yüzyıllar önce bu emri doğru anlayan Türk İslam âlimleri oradan oraya koşup kendi devirlerinin kütüphanelerinde ve tabiatta araştırmalar yaparak insanlığa yararlı olmaya çalışmışlardı. Çünkü onlar Kur’an-ı Kerim’de geçen “Akletmez misiniz”, “Düşünmez misiniz”, “Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz”, “Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız”, “Onların çoğu akıllarını kullanmazlar”, “Onları ancak ilim sahipleri düşünüp anlar”, “Allah ricsi (pisliği, cezayı, huzursuzluğu, azabı) akıllarını kullanmayanların üzerine verir”, “Düşünesiniz diye size ayetleri açıkladık” gibi pek çok emir ve buyruğun sırrına ermişlerdi.
Peki, sonra ne oldu? Bu emirlere şimdi niye uyulmuyor ve “Din adamı”, “Hoca Efendi”, Şeyh” diye ortaya çıkan birtakım kişiler niye yalnızca “Oku” emri üzerinde duruyor, okumayı da yalnızca Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmadan okunması olarak anlayıp öyle anlatıyorlar? Oysa doğru olan Cenab-ı Allah’ın biz insanlara verdiği akıl, fikir ve düşünme yeteneklerini kullanmak değil midir? Bu yetenekleri yaklaşık iki yüz elli üç yüz yıldır Batı dünyasının insanları kullanıp pek çok yeniliğe imza atıyor, teknolojide harikalar yaratıyorlar da İslam âlemi niye üretmeyip/üretemeyip hazıra konuyor?
Kur’an-ı Kerimi hiç anlamadan ahkam kesen bilim düşmanı sözde Hoca Efendilerin saçmalıklarından birkaç örnek verelim. İlki popülerliği çok yüksek tanıdık biri. Namı Cübbeli. Şöyle diyor:
“İyi ki okumamışım; okul falan ne ya! İyi ki okumamışım. Şu okullar, şu diplomalar nasip olmamış!..”
Bu videosu çok yaygın. Mutlaka rastlamış olmalısınız. Bilmiyordum, bir de Hünerlice Hoca varmış. O da şunları söylüyor:
“Günümüzün putperestliği bilimdir. Yanlış duymadınız, ağzımdan çıkanı duyuyorum. Ne demek istiyorum? Arzu ve isteğinin peşinde gidenin ilahı nefsidir!”
Yani inceleme araştırma yapan bilim adamlarını “Arzu ve isteklerinin peşinde koşan putperestler” olarak nitelendiriyor.
Yalnız bu kadarla kalınsa iyi. Hani, “Delidir, ne derse yeridir” der geçersin ama öyle değil:
“Vallahi bilimle uğraşanlar putperesttir, billahi putperesttir. Boşuna yemin etmiyorum, Kabe’den geldim, yalan söylemiyorum. Kendilerini Allah’tan daha akıllı, Allah’tan daha iyi bilen, Allah’ı gerici, kendilerini aydın görüyorlar.”
Bunu ve benzer saçmalıkları söyleyebilen “Hoca Efendiler” Kabe’ye ne ile gidip geliyorlar acaba? O putperest dedikleri bilim adamlarının yaptığı uçakla değil mi? Bu saçma sapan videolarını nasıl yayıp milleti zehirleyerek cehalet bataklığına sürüklüyorlar? Putperest dedikleri bilim adamlarının ortaya çıkardığı televizyonlarla, videolarla, internet ve benzeri dijital ortamlarla değil mi? Hele şu densizliğe, şu aymazlığa bakar mısınız?
“Bizim yapabileceğimiz bir kuvvet, bir takat yok. Şu anda ne yapabilirsin yani? On bin kişi ile, yüz bin kişi ile çıksan ne yapacaksın? Bir bomba atıyor, seni yok ediyor. 300 kilometre denizaltından bir şey gönderiyor; acayip bir şey! Ne yapabilirsin? Burada yapılacak, Allah’ın ilahi bir yardımı!..”
Hani, “Türkiye’deki tarikat ve cemaatler İngiliz desteklidir, İsrail’in piyonudur” deniyor ya, bu sözlerden sonra gel de inanma!
Yunus Emre ne güzel söylemiş:
İlim ilim bilmektir/İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin, /Ya nice okumaktır.”
Koca Yunus, Hey Yunus! “Seni siygaya çeker bir Molla Kasım gelir” demiştin ya; bir değil binlerce Molla Kasım var şimdi.
İlim kısaca “Bilinenleri öğrenmek, bilinenler hakkında kesin doğrulara ulaşmak”, bilim ise “Araştırarak, deneyler yaparak yeni şeyler bulmak, bulmakla da yetinmeyip geliştirmek” olarak tarif edilir. Kısacası birbirlerinin ayrılmaz, ayrılamaz parçalarıdırlar. Dini çevreler her nedense ilim konusunu dini, bilim konusunu ise din dışı olarak görüp gösterme gayreti içindedirler. Oysa bilimsiz ilim, ilimsiz bilim topal, kör ve sağırdır. Bilimin bütün nimetlerinden faydalandıkları halde bilim ile uğraşanları “putperest” olarak nitelendirmekten çekinmeyenler ne yazık ki ortalıkta “Hoca Efendi”, “Şeyh”, “Cemaat önderi” olarak dolaşabilmektedirler. Onlar kesinlikle İslamiyet’ten habersiz, Kur’an-ı Kerim’i anlama ve anlatma kabiliyeti olmayan kişilerdir. Şu ayetler İlim, Bilim, Düşünme ve Öğüt almayı emretmektedir:
- De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. (Zümer, 9) * Her ilim sahibinin üzerinde daha iyi bir bilen vardır. (Yusuf, 76) * İşte Allah, bilmeyen, bilmek istemeyen ve ilimden uzak olanların kalplerini mühürler. (Rum, 59) * Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin ötelerine geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Allah’ın verdiği bir güç ve İLİM olmadan geçemezsiniz. (Rahman, 33) *Allah ricsi (pisliği, cezayı, huzursuzluğu, azabı) AKILLARINI KULLANMAYANLARIN ÜZERİNE VERİR! (Yunus, 100) * DÜŞÜNESİNİZ DİYE SİZE AYETLERİ AÇIKLADIK. (Hadid, 17) * HALA AKLINIZI KULLANMIYOR MUSUNUZ? (Kasas, 60)
İlim, araştırıp incelemeye gerek kalmadan bilinenleri nakil yoluyla ya da okuyarak öğrenilebilir ama bilim mutlaka araştırıp incelemeyi gerektirir. Cenab-ı Allah, “Her ilim sahibinin üzerinde daha iyi bir bilen vardır”, “Aklınızı kullanın”, “Düşünün”, “Göklerin ve yerin ötelerine geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin” dediğine göre bütün bunlar bilim olmadan nasıl olacaktır?
Ya şu Hadis-i Şerif: “İlim Çin’de de olsa gidip öğreniniz!”
Bir örnek olarak verilen Çin’den ve Batılı ülkelerden öğrenilecek olan elbette İslami ilimler değildir. O halde Yüce Allah ve Peygamberimiz bize ne demek istemektedir? Bunun bilimden başka anlamı var mıdır? Buna rağmen “Bizim yapabileceğimiz bir kuvvet, bir takat yok. Şu anda ne yapabilirsin yani? On bin kişi ile, yüz bin kişi ile çıksan ne yapacaksın?” diyen sözde Hoca Efendilere nasıl güvenip peşlerinden gidilebilir? Böyle karamsarlık, tükenmişlik, çaresizlik telkin etmek yerine Cenab-ı Allah’ın buyruklarına uyarak bilimi, araştırmayı teşvik ederek Amerika ve benzerlerine karşı konabilecek gücün de takatin de kazanılacağını anlatsalar olmaz mı idi?
Bütün bunlar ortada iken yetkili merciler ve en başta da Diyanet insanları cehalete sürükleyip bilimden, dinden uzaklaştıranlara karşı niye bir çift söz söylemez, niye tedbir alınmaz? Diyanet bu konuda dört başı mamur vaazlar, hutbeler hazırlasa, hazırlatsa çok hayırlı bir iş yapmış olmaz mı?
Kalkınmanın, gelişmenin önündeki engeller kaldırılmaz ve insanlarımız uyutulup avutulmaya devam edilirse sonumuz ne olacaktır? O sözde Hoca Efendinin dediği gibi tam teslimiyetle oturup “İlahi bir yardım” gelmesini mi bekleyeceğiz?
Çok bekleriz. Çünkü Allah gayretsizlere yardım etmez.
“Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?” (Secde Suresi, Ayet 4)
10 Mart 2026
Osman OKTAY
