“Trump, saraya Halkbank sopasını neden salladı?..” başlığı ile kaleme aldığımız 28 Şubat tarihli köşe yazımızda “ABD’de Halkbank aleyhine açılan ceza davasında yeni bir gelişme yaşandı. Mahkeme, geçen ay ani bir kararla iptal ettiği duruşmayı tekrar gündeme aldı. Geçtiğimiz ay ertelenen duruşma için New York Bölge Mahkemesi 3 Mart 2026 tarihini belirledi” bilgisini vermiştik.
ABD-İsrail’in İran’ı vurmasının hemen arifesinde alınan bu karar ile saray iktidarının İran için yaptığı “kardeşlik” edebiyatını ne kadar sürdürebileceğini analiz edip diplomasi koridorlarından kulağımıza gelen şu bilgiyi aktarmıştık;
“ABD, İran’a olası askeri müdahalede Türkiye’nin tam desteğini istiyor ve bunda oldukça kararlı.”
Beklendiği gibi oldu. Savaş patladı, saray iktidarı rampa etti!..
Suud kralı öldüğünde Türkiye’de 1 günlük yas ilan eden saray iktidarı, İran dini lideri Hamaney’in hunharca öldürülmesine oralı bile olmadı!.. Kardeşlik falan hepsi lafta ve mazide kaldı.
“Saray nasıl rampa ediyor” diye sual edenlere arz edelim;
ABD’den sarayı (kısmen) mutlu eden haber önceki gün (3 Mart Salı) geldi. ABD’de Halkbank’a yönelik yaptırım davasında 3 Mart’ta yapılması planlanan mahkeme konferansı, tarafların talebi üzerine 11 Mart’a ertelendi. Dikkat edin; erteleme 3 Mart’tan 11 Mart’a… Saray’ın derin bir “oh” çektiğini hiç sanmıyorum. Trump, saraydaki dostlarına adeta Çin işkencesi yapıyor. Sopayı hâlâ havada tutuyor…
Bu mini erteleme kararı ile birlikte aynı gün saraydan yükselen seslere dikkat edin şimdi…
AKP sözcüsü Ömer Çelik;
“İran’ın Amerikan üslerini gerekçe göstererek kardeş ülkelerin topraklarına yönelik füze saldırıları yapması kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Bu son derece yanlış bir yaklaşımdır. İran, kendi savunma hakkı ile bu hakkı bölgesel bir savaşa dönüştürme arasındaki net ayrımı mutlaka yapmalıdır. Savunma hakkını bölgesel bir savaşı tetikleyecek şekilde kullanmak ve üçüncü ülkelerin topraklarını hedef almak, birilerinin oluşturmaya çalıştığı faciaya yeni boyutlar ekleyecektir.”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan İran’a;
“Ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen, hani İsrail’le Amerika’yla ağız dalaşına bile orada şey yapmaman lazım. Şimdi bu önemli bir şey, husus. Buralarda kusursuz bir durumda olması lazım bir gücün eğer gerçekten böyle bir mücadeleye kendisini hazırlıyorsa”
Halkbank dosyası, ABD’nin elinde aleni şantaj dosyası oldu!..
Doğru Parti Genel Başkanı Rıfat Serdaroğlu, dün, sosyal medya hesabı üzerinden “AKP Genel Başkanı, eski dostlarını sattı” başlıklı oldukça ilginç bir açıklama yaptı. Serdaroğlu, “Erdoğan, Sapık Trump’ı ve Soykırımcı Netanyahu’yu tuttu, 55 yıllık mücadele arkadaşları İran’lı dostlarını attı! Yine kandırıldı herhalde…” diye başlayan uzun açıklamasında Tayyip Erdoğan’ın Humeyni’den nasıl etkilendiğini ileri süren iddialarına yer verdi. Rifat Serdaroğlu, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımı şöyle bitiriyor;
“Aziz Türk Milleti;
Görmesini bilene, tarihi doğru kaynaklardan okuyana, Türk Milletini tanıyana bu gidişin varacağı yer bellidir; Hür dünyadan kopuk, bir bölümü ‘Kürdistan Devleti’ olacak Federe İslam Devleti! (ABD-İSRAİL planı gibi)”
Rifat Serdaroğlu, partisinin resmi internet sitesi üzerinden de “Komşusunu satan yalnız kalır” başlıklı bir yazı kaleme almış. Oradan da bazı satırlara yer verelim;
“Yarım akıllı ‘Oğul Bush’a’ inandınız, Küresel Çetenin ‘Eşbaşkanı’ oldunuz.”
‘Çocuk istismarcısı Blair’e’ inandınız, AB’ye gireceksiniz sandınız.
Libya için ‘NATO’nun Libya’da ne işi var’ dediniz, en sıkışık zamanımızda, bize her türlü destek olan, eski toprağımız Libya’yı çetelere sattınız.
Mısır’ın iç işlerine ‘Rabia’ diye diye karıştınız, İhvancılara yaranmak için, Akdeniz’deki en güçlü dostumuzu küstürdünüz.
Irak’ı bölmek, yutmak isteyen Küresel Çetenin başı ABD için 1 Mart Teskeresini çıkarmaya çalıştınız. Kur’an-ı Kerim’i “Nişangâh” yapan ABD Askerlerine, sağ salim evlerine dönmeleri için dualar ettiniz.
Dünyanın gözü önünde Irak’ın 3’e bölünmesine, tüm zenginliklerinin çalınmasına ve yüz binlerce Müslüman Kadının tecavüze uğramasına, çocukların öldürülmesine göz yumdunuz.
Soykırımcı İsrail’in en büyük korkusu Suriye Devleti idi. Siz bir sürü manyak kafa kesici ile işbirliği yapıp, onları donatıp, harcama yetkiniz olmayan milyarlarca dolarımızı, psikopat katillere harcadınız ve Suriye’yi altın tabakta İsrail ve ABD’ye sundunuz. Hem de Suriye’nin başına, Türk Askerlerini canlı-canlı yakarak öldüren katil Colani’yi geçirerek.
Üstelik PKK/YPG denen katiller sürüsüne, ileride başımıza bela olacak bir terör devleti kurdurarak!
Türk Milletine kim izah edebilir ki, YPG/PKK nın Suriye’de bir “Terör Devleti” kurması ile, Türk Milletine dayatılan ikinci “Çözüm Sürecinin” aynı planın parçası olmadığını?
1639 Kasr-ı Şirin Antlaşmasından bu yana, yani 387 yıldır savaşmadığımız İran’ın, ABD ambargosu nedeniyle en zor zamanında, Babek Zencani-Reza Zarrab gibi dolandırıcılar tarafından ‘Türkiye’ye 8,5 Milyar Dolar rüşvet verdik’ iddiasıyla ilişkilerimizde en gergin dönemi yaşadık.
05 Mart 2026
Ahmet TAKAN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
