Küresel emperyalizm ve onun işbirlikçisi yerli aparatları eliyle Sevr yeniden hortlatılmak ve Büyük Türk Milleti Türkiye’de esir edilmek istenmektedir.
İç tüzük dahil hiçbir hukuki ve Anayasal dayanağı olmayan komisyonun ve raporunun Büyük Türk Milleti nezdinde hiçbir hükmü yoktur.
Komisyon raporunda Büyük Türk Milleti’ni yok sayanların raporu Türk Milleti için yok hükmündedir.
Oğul George Walker Bush’un elinde sadece BOP haritası vardı. Barack Obama’nın elinde sadece beyzbol sopası değil, BOP ve Büyük Ermenistan haritası vardı.
Joe Biden’i geçelim…
Peki Donald Trump’ın elinde ne var?
Baba Bush’un 11 Eylül 1990 tarihinde çerçevesini çizdiği ‘Yeni Dünya Düzeni’, Oğul Bush tarafından 11 Eylül 2001 tarihinde yürürlüğe kondu.
BOP, 2003 yılında ABD Başkanı George W. Bush’un güvenlik danışmanı olan Condoleezza Rice’ın 7 Ağustos 2003 tarihinde Washington Post gazetesinde yayımlanan “Transforming the Middle East” başlıklı makalesinde yazdığı
“Fas’tan, Basra Körfezi’ne kadar Ortadoğu’da bulunan 22 Devlet’in rejimleri, sınır ve haritaları değişecek” diye ifşa ettiği devam eden bir küresel terör projesidir.
Yine Condoleezza Rice’ın ‘ABD’nin Türkiye için Kürt kartı’ sözünü düşününce bu açılımları, saçılımları daha iyi anlıyoruz.
Yazının başlangıcında Sevr’in yeniden hortlatılmak ve Büyük Türk Milleti’nin esir edilmek istenmesinden bahsetmiştik.
Sevr’in neden hortlatılmak istendiği daha iyi anlaşılsın diye Lozan Antlaşması görüşmelerini İngiltere Dışişleri Bakanı sıfatı ile yürüten Lord Curzon’un gelecek için Türkiye’yi tehditleri unutulmamalıdır.
İlk Lozan görüşmeleri 20 Kasın 1922’de başlayıp 4 Şubat 1923’te uyuşmazlıkla sona ermiştir. Türk tarafının kırmızı çizgisi kapitülasyonlardır.
İkinci Lozan’a katılamayacak olan Lord Curzon’un İsmet Paşa’ya sözleri: “Ne dedikse reddettiniz. Yıkıntı üzerinde ülke kuramazsınız. Para bir bunda (ABD delegesini işaretle) bir de bende var. Önünde sonunda bize geleceksiniz. İşte o zaman şu kâğıda yazıp cebime koyduğum isteklerimi önünüze koyacağım.”
Birinci Lozan’ın hemen ardından İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi bir bakıma Lord Curzon’a yanıttır. Varlığını sürdürmenin olmazsa olmazı olan ekonomik bağımsızlığın temelleri atılır böylelikle.
Diğer yandan, İkinci Lozan’da başarı güvence altına alınmıştır.
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalandı.
Modern tarihin en önemli hukuki metinleri arasında sayılan antlaşma, Türkiye Cumhuriyeti’nin de kurucu belgesi olarak kabul edilmektedir.
Aynı Lord Curzon, İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinden 4 gün sonra 20 Mart 1920 günü şunları söylemişti:
“Türkler için askerlik mesleği tümüyle kapanmıştır. Kuşkusuz, Türkler askerlik yapmak isterlerse, başka bir yere gidebilirler. Fransız lejyonu onları kabul edecektir. Ne var ki İngilizler buna bile karşıdır.”
Aklımızda bulunsun. Lord Curzon’un bu sözünü unutmayalım. Kaybolmayacak şekilde bir yerlere yazalım…
Gelelim Sevr’in yeniden hortlatılmak istenmesi konusuna.
İsmet Paşa Lord Curzon’u nasıl etkisiz hale getirmişse aynısını yaparız.
Atatürk ölmedi. Onun Türk Gençliği’ne Hitabesi, fikir ve düşünceleri yaşam biçimimizdir.
Onun ruhu ayaktadır…
Atatürk ne yaptıysa, aynı yoldan gider, aynısını yaparız.
Atatürk’ün ışığı bize yeter!
Dost, düşman, herkes bilsin ki; duyan duymayana haber versin.
“Türklüğü yükseltmek Türk’e ideal,
Güneşler batsa da batmaz bu hilâl!”
24 Şubat 2026
ÜLKÜ PINARI
ÜLKÜ PINARI olarak Türk Milleti’nden, Atatürk’ten ve Cumhuriyet’ten yana tarafız!
Partilerüstü ve Türk Milliyetçisiyiz…
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE”
