Yaşımız bir hayli ilerledi. Malum, Samanpazarı’na doğmuş olmanın gereği sonucu önce ilkokulu şimdi o da imam hatibe çevrilen birbirinden güzel iki yanyana mimari yapı olan Atatürk İlkokulunda okudum. Sonra Anafartalar Ortaokulu…Şengül hamamı ve Sinagog’un karşısı. Sonra ver elini Gazi Lisesi… Ankara’nın en önemli liseleri, Gazi, Atatürk, Yıldırım Beyazıt, Kurtuluş, bir de Kız Lisesi var. Hepsinde efsanevi öğretmen kadroları var, halen hikayeleri anlatılır. Gazi Lisesi Hergelen Meydanı orta yerinde… Etrafı bitirim kahvehaneleri ile dolu. Bazı kahveler ucuz, gündelik işçi /amele pazarı.Lise 1’e ilk başladığımızda Okul müdürü Veli Soysaldı değildi, sonraki yıl gedi. Galiba Lise 2’de de Nejdet Sançar Rahmetli edebiyat öğretmenim oldu. Veli Bey için “milliyetci” diyorlardı. Zaten O da bütün okulu topluyor her İstiklal Marşı öncesinde “vatan-millet-sakarya” nutuk atıyordu. Genelde ilk derslerin kaynadığı bile olurdu. Veli Soysaldı – Nejdet Sançar birlikteliği işte o yıllarda bir efsaneye dönüştü. Veli bey “milliyetçi” idi, onu anladık da Nejdet Hoca için “Türkçü” diyorlardı, o ne demekti ?…Üstelik Hoca hakkında bu sıfatı kullananlar da, kiminde korku, kiminde küçümseme, kiminde tuhaflık hissi sezilmekteydi. Lise 2.sınıf talebesiyiz ve Türkçülük ne menem bir iştir bilmiyorduk. Sonunda Hocaya yaklaştık, sormaya başladık, O da anlatmaya…İşte o yıl biz de artık “TÜRKÇÜ” olmuştuk. VTT’miz ( Vatansever Türkçülük Teşkilatı… İskender Kazaz, Sabri Can, Muhittin Çolak, Salih Dilek, Cihat Özönder…az sayı, dar kadro…🤣) vardı artık… Koltuğumun altında Ötüken’in yeni sayısı. Nejdet Hoca paket halinde getirecek, müdüriyet odasında paketi teslim edecek ( belki en fazla yüz adet) ben eşe, dosta dağıtacağım,15-20 tanesini de Kızılay’daki Kırım Tatarı bir dostun kitabevine ( vitrinde görünecek şekilde) bırakacağım…Görev bu…
TÜMEN kitabeviydi adı…Koltuk altında Ötüken dağıtıcısı olan benden başka dostlar da vardı: Refet Körüklü, Gökçeoğlu Yavuz Yücel, Şekur Turan (Turkistanlı) ,Göktürk Mehmet Uytun gibi…
Nejdet Sançar Hoca’nın bayramlarda evine gider, eşi Reşide hanimefendiyle hocanın ellerini öperdik. O tarihlerden bizden bir evvelki nesilden Ahmet Bican Ercilasun ve Dursun Yıldırım hocayı o sıralar tanımıştık.
Türk Ocakları gençlik kolları macerası da bu yıllarda başladı. Genç Ülkücüler Teşkilatı da âyni binada idi. Yine Veli Hoca’nın organizasyonu ve Nejdet Hoca’nın “tahrik ve teşvik”i ile(😅) tam da Macaristan’ın işgalinin 10. yılında (demek ki 1966) cadde üstüne/yol boyuna çıkıp konvoya hür Macaristan bayrakları atma olayı ( ülkücü hareketin ilk toplum olayı) gerçekleştirildi ve kendimizi karakolda bulduk. Hiç unutmam Veli Hoca da bağırıp çağırıp “ben de bu çocuklarla aynı suçun suçlusuyum ” deyip Karakolda ( gençlik parkının icindeydi) geldi, bizlerle beraber kaldı. Sonra kim/kimler devreye girdiyse bizi epey sonra saldılar.
Türkçülügün elbette ki bir tarihi vardır ve Ankara’da da bir Türkçü tarih söz konusudur. Ankara için Türkçü tarih Nejdet Sançar’sız yazılmaz. Ankara’da Türkçülük elbette ki Nejdet Hoca ile başlamamıştır, ama Nejdet Hoca’sız yazılamaz.
https://acrobat.adobe.com/id/urn:aaid:sc:AP:5a5cb3ef-df7f-4b5c-a3ce-2942e13e0c55
O sadece Atsız Hoca’nın kardeşi değil, bizim TÜRKÇÜLÜK HOCAMIZDI. Ruhu şad olsun…
22 Şubat 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
