17 Şubat Kosova bağımsızlık günüydü. Gecikmiş de olsa Kosova hakkında yazdım

17 Şubat Kosova bağımsızlık günü. 2008 yılı 17 Şubat’ında bağımsız devlet olduğunu ilan eden Kosova’yı ilk olarak tanıyan ülkelerdeniz.
Büyük çoğunluğunu Arnavutların teşkil ettiği Kosova’da yaşayan azınlıklardan biri de Türk soydaşlarımızdır. Soydaşlarımızın partisi ve birkaç tane de olsa parlamentoda temsilcileri vardır. Kosova Demokratik Türk Partisi şu anda zannımca iki milletvekili ile temsil ediliyor. Bu sayının zaman zaman dörde çıktığı da oldu. Partinin Başkanı olan Mahir Yağcılar bir ara kamu yönetimi bakanlığı da yaptı. Priştine ve Prizren önemli şehirleri. Mamusa isimli bir köyü var ki, neredeyse bütünüyle Türklerin yaşadığı bir köy. ( Bendeniz Mamusaspor tarafından ödül /plaket almıştım. Evimde şerefle muhafaza ettiğim eşyalar arasındadır.) Ne alaka diyeceksiniz ? Anlatayım…

Ben Dışişleri Komisyonu üyesi idim, Kamran Bey Dışişleri Komisyonu Başkanı, İsmail Cem Bey de Dışişleri Bakanı. Her ikisi de daima rahmetle anacağım vatansever ve değerli devlet adamlarıydılar. Kosova henüz bağımsız olmamıştı. İç karışıklıklar ve yaşadığı -adeta- iç savaş sebebiyle zor günler geçiriyordu. UÇK henüz dağda idi. UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu) da öyle tek parça değildi. Hashim Thaçi ve Ramush Haradinaj dağlardaydılar. Muhalefet etmekte olan liderlerden bir tek Ibrahim Rugova
şehirde yaşıyordu. Ibrahim Rugova tam bir batılı entelektüeldi. Fular takan bir kibar beyefendi, cam ve taş kolleksiyoncusu. Kosova’nın en büyük siyasi partisinin başkanıydı. 2002’de Kosova Demokratik Birliği Başkanı olarak girdiği seçimde çok büyük bir oy alarak Cumhurbaşkanı oldu. Ölüm tarihi olan 2006’ya kadar görevde kaldı. Kendisiyle Prizren’deki evinde görüşmüştüm. Taçhi ve Haradinaj ile de görüşmüştüm. Görüşme yerlerimiz karargâh olarak kullandıkları mekanlardı. Hatta ikincisinde görüşmemiz gizli bir yerdeydi ve kendisi silahlarını kuşanmış gerilla kıyafetindeydi. Kosova’ya benim gidip, gerek bu kişiler, gerekse BM, AGIT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı)
gibi o sıralar Kosova’ya adeta el koymuş uluslararası koalisyon yöneticilerini ziyaretim konusu Kamran beyle İsmail Cem arasındaki görüşmede kararlaştırılmıştı; konuyu da bana rahmetli İsmail Cem açmıştı; bütün randevuları da Dışişleri ayarlamıştı. O zaman Kosova’da elçiliğimiz yoktu, çünkü henüz devlet değildi. Belgrad’dan başkatip seviyesinde bir arkadaş Prizren’de “temsilci” sıfatıyla görev yapıyordu. Görüşme konularımız Türklerin statüleri, azınlık hakları, kimlik meseleleri, radyo ve tv yayınından pay alımı (Türkçe yayın saatleri), eğitim gibi konulardı. Kurulacak yeni Kosova devletinde rol alması muhtemel siyasi aktörlerle ve uluslararası kuruluşların temsilcileri ile görüşme konumuz bunlardı. Bir de Türklerin seçimlere birlik içinde parçalanmadan girmeleri çok mühimdi. Parçalı olur, birlikte hareket etmezler ise ancak iki, bir olurlarsa dört mebus çıkartma imkanları oluyordu. (Her yerdeki Türk varlığının değişmez problemi burası için de gecerliydi.)

Kosova’ya direkt uçuş olmadığı için Üsküp’e indik. Havaalanında Makedonya Büyükelçimiz bizi karşıladı. Bir zırhlı Mercedes tahsis etti ki, sormayın ancak tabure ile inip biniyordum.(Altı yükseltilmişti ) Kosova sınırından girip Priştine’ye doğru yol aldığımızda etrafımızda çatışmalar sürüyordu. BM polis gücünden üç arabalık bir konvoy koruma için bize eşlik etmekteydi. Avusturyalı, İsveçli, -başkaca milletlerden de- kalabalık her biri iri cübbeli oniki kişilik koruma timi bizi hiç yalnız bırakmadı.

Bir öğleden sonra Mamusa isimli Türk köyüne gitmeyi planlamıştık. Köylü bizi geç vakte kadar meydanda dağılmadan beklemiş. Karşılama ve konuşma bir miting gibi oldu. 10-12 BM polisi adeta şoka uğradılar, hayretler içindeydiler. Bir başka ülke siyasetçisi Balkanların ortasında bir köye gelecek ve toplantısı bir miting gibi olacak. Aksam köy meydanında öyle bir ziyafet verdiler ki, anlatılamaz… Peynirli ve kıymalı sarma tepsi böreği, her bir et parçası kocaman meşhur kurufasulye yemeği. Müthişti. Ertesi gün polis ekibi uğurlamaya eksik geldi, yarısı yoktu. Kurufasulye üzerine ikram edilen kremalı pastaya da saldırınca ( ben yemedim) mide fesadına uğramışlar. O gün Mamusa hemşehrisi ve Mamusaspor fahri baskanı ilan ettiler. Turancılık hayatımın güzel günlerinden biriydi. Son seçimde Mamusa oylarıyla bir soydaşımız Meclis’e girmiş.

O gezi sırasında bir öğlen yemeğini Kosova Türk görev gücü olarak görev yapan askerlerimizle yemenin ve “Tanrımıza hamdolsun” dediklerinde “afiyet olsun” demenin mutluluğunu da yaşadık.

Rugova’dan sonra daha küçük bir partinin başkanı olan Hashim Thaçi ve sonra da Ramush Haradinaj Cumhurbaşkanı, Başbakan oldular. Kosova radyo ve tv’si bize Türkçe yayın saati tahsis etti. Şimdilerde ne haldedirler bilmiyorum. Başta bütün Balkanlı, Kosavalı Türk kardeşlerimiz olmak üzere yüreğimiz daima onlarla…Kosova bağımsızlık günü de kutlu olsun.

Bir ara Rugova,Tashi, Haradina ile görüşmelerin ve Mamusa ziyaretinin fotoğraflarını bulursam yayınlarım inşallah…

21 Şubat 2026

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın