Geçen hafta içinde, YENİÇAĞ internet sitesi için kaleme aldığım ve kabine revizyonunu haber verdiğim yazımın sonunu şöyle noktalamıştım;
“Kabine revizyonu söylentilerinden ayrı olarak bir kulis bilgisi daha paylaşayım;
TBMM uhdesinde olan hilafet kurumunun yeni dönemdeki pozisyonu.
Bu konu, önümüzdeki dönemde yeniden tartışmaya açılacak. Bir yerlerde ciddi hazırlıklar yapılıyor. Sizler de hazır olun!..”
Başkent Ankara’yı toz duman eden kabine revizyonunun ilk etabı dün gerçekleşti. İçişleri Bakanlığında Ali Yerlikaya’nın yerine gelen Mustafa Çiftçi’yi büyüteç altına almak istiyorum. Doğrusu, kabine revizyonu iddiaları ayyuka çıkarken adı hiç ortalıkta dolaşmıyordu.
Mustafa Çiftçi, kökten milli görüşçü!..
Kimsenin itirazı yok…
Mustafa Çiftçi, vatan haini İskilipli Atıf’ın duacısı!..
Kimsenin itirazı yok…
Mustafa Çiftçi, tarihi Erzurum kongre binasının yıkılmasını isteyen Vali!..
Kimsenin itirazı yok…
İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturtulması derin mülkiye geçmişi ve tecrübesinden mi kaynaklanıyor?..
Özgeçmişine bakarsanız pek de öyle gözükmüyor… Mustafa Çiftçi, Türkiye bu kadar kritik bir süreçten geçerken böyle kritik bir koltuğa neden oturtuldu?..
Mustafa Çiftçi’nin özgeçmişinde, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın özel kalem müdürlüğü görevi var. Tencere kapak misali!..
Bunlar, rastgele olacak işler veya kaderin cilvesi değil!.. Gayet bilinçli, planlı ve programlı atılmış adımların neticesi. O İsmail Kahraman, Kültür Bakanlığı yaptığı 54. REFAH-YOL hükümeti döneminde bakanlığın geleneksel hale getirdiği ‘Atatürk takvimi’ ve ‘Atatürk posterlerini’ bastırmamış ve bunu göğsünü gere gere savunmuştu. Hiç layık olmadığı TBMM Başkanlığı koltuğunda oturduğu dönemde Meclis açılışlarında ATATÜRK’ün adını ağzına asla almazdı. Hatta bir keresinde,
İsmail Kahraman konuşmasını yaparken CHP sıralarından ‘Mustafa Kemal Atatürk nerede?’ sesleri, itirazları yükselmiş. Kahraman’dan “vekillerimiz tam bir cihat ruhuyla çalıştılar” cevabı gelmişti.
İsmail Kahraman, milli Bayramlarda ve önemli tarihi günlerde yayınladığı mesajlarda da ATATÜRK’ün adını hiç anmazdı.
Vee, şimdi, sizlere 25 Nisan 2016’dan kalan ve asla hafızamdan silemediğim bir haberi anımsatayım;
-Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman, laiklik ilkesinin yeni anayasada yer almaması gerektiğini söyledi.
İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği’nin (AY-BİR) İstanbul’da düzenlediği “Yeni Türkiye Konferansları”nın altıncısında konuşan Kahraman, Türkiye’de mevcut darbe anayasasının değişmesi gerektiğini söyledi.
“Yeni Anayasa önce insan demelidir” diyen Kahraman, 1982 Anayasası’nın herhangi bir yerinde “Allah” ifadesinin geçmediğini belirtti.
Doğan Haber Ajansı’nın (DHA) haberine göre Kahraman, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ama Anayasa inanca göre tasnif edildiğinde, bu 82 Anayasası da, 61 Anayasası da dindar anayasalardır. Neden? Resmi tatiller, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı’dır. Din dersleri mecburidir ve inanca dayalı bir yapısı vardır. Yani seküler değildir, dindar anayasadır. Laiklik tarifi de ona göre olmalıdır. Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır.”
Dünyada üç anayasada laiklik ilkesine yer verildiğini söyleyen TBMM Başkanı; bu ülkelerin Fransa, İrlanda ve Türkiye olduğunu belirtti.
Türkiye’de laikliği isteyenin istediği gibi yorumladığını vurgulayan Kahraman, “Böyle bir şey olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım… Yeni ve dindar bir anayasa olmalı.”
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin rahle-i tedrisatında İsmail Kahraman’ın çok önemli bir yeri ve bağlantısı var. Iskalamamak lazım!..
Bir yerlerde çok ciddi hazırlıklar yapılıyor. Düğmeye basılması an meselesi gibi. Hazırlıklı olun!..
Al çözüm sürecini… Al Abdullah Öcalan’a ve sürüsüne özgürlüğü… Ver halifeliği!..
İtirazı olan varsa Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin öz geçmişini bir daha okusun!..
12 Şubat 2026
Ahmet TAKAN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
