Eskiden siyasetin – göstermelik de olsa veya göstermelik de kalsa – siyasi nezakete dayalı, tarafsızlığı çağrıştıran, medeni diye vasiflandırılacak kuralları vardı. Bunların bir kısmı yazılı idiyse, bir kısmı da teamüle, geleneğe, hoşgörü ve iyiniyet gösterimine dayalı adetleşmiş hususlardı. Anayasa, Kanun, kural tanımaz günlere geldiğimizden beri bunların da hükmü kalmadı. Mesela bunlardan en önemli bir tanesi de, -adeta, hatta yazılı hale gelerek uygulanmış – bir kural olarak, seçimler için tarih belli olduktan sonra ilan edilen seçim takvimi gereğince ( sözüm ona secimlerin bağımsız ve tarafsız yönetilmesini temin amacıyla) iktidar partisi ensubu üç bakanın değiştirilmesi olayıydı. Ya bu bakanlıkların müsteiarları bakanlık görevini üstlenir, ya da dışarıdan üç tarafsız (?) bakan atanır, secimlerin bu kişiler kontrolünde yapılması öngörülürdü.
İktidar dün bir Kararname yayınladı (tek imza) ve yukarıda anlatmaya çalıştığımız olaya bahis konusu iki bakanı değiştirdi. Seçimlere büyük ihtimal bu bakanlarla gidilecek. Böyle bir atamanın nezaket, hoşgörü, tarafsızlık, iyiniyet yansıttığını söylemek imkan dışıdır. Bürokratik hayatlarını iktidar için keskin kılıç gibi yaşayan kişilerle gidilecek bir seçimin bağımsız ve tarafsız bir kontrol sağlamayı değil, mevcut iktidar için ömür uzatmayı amaçlayan bir tercih sonucu olduğu çok açıktır. İktidar yanlısı olmamalı diye bir tercihle yıllarca yürütülen bir gelenek daha pervasızca boşa çıkarılmıştır…
11 Şubat 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
