Zaman zaman gerekçelerini ortaya koyarak “Bu CHP adam olmaz” diye yazıyor, paylaşıyordum ama yine de bir ümidim vardı. Artık kesinlikle anlaşıldı ki olmayacak! Özgür Özel’in adeta DEM’in güdümüne girmiş bir durumu var. Hal böyle olunca da “Kurucu liderimiz Atatürk”, “Atatürk’ün kurduğu partiyiz”, “Kuvayı Milliye ruhunu taşıyoruz” diye tutturup gittikleri kulağa hoş gelen ifadeler tekerlemeden öteye geçmiyor. Ne Atatürk’le ilgileri kalmış ne Kuvayı Milliye ile!

Lozan’ı tanımayıp Cumhuriyet dönemini “Yüz yıllık zulüm” olarak nitelendirenlerin dümensuyuna girmek Atatürk’ün inkâr edilmesi değildir de nedir? DEM sözcüleri, “Kürtler Irak’ta, Suriye’de nasıl statü kazandılarsa Türkiye’de de kazanacaklar” diye bağıra çağıra söylüyorlar. Niyetlerinin devlet ve millet bütünlüğümüzü bozmak olduğunu, Atatürk’ün kurduğu düzene karşı çıktıklarını hâlâ anlamıyor musunuz? Aşağıda açıklayacağımız gibi CHP yönetimi yalnızca Atatürk’ten değil İnönü ve Ecevit’ten bile ders almamış görünüyor. Atatürk şöyle diyordu:

“Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”

Etrafımız ateş çemberi. Suriye’de bir yola girildi. ABD ve İsrail’in güdümünde beslenip yerleşen PKK/PYD/SDG her ne pislik iseler biraz sıkıştırılınca CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın çıkıp “Suriye’nin kuzeyinde yapılanları endişe ile takip ediyoruz” demekten çekinmedi, utanmadı.

CHP, 2026 yılının şubat ayı başlarında İstanbul’da, “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” adıyla bir toplantı düzenledi. Toplantıya davet edilenlere, konuşmacılara bakınca “Toplumsal Barış ve Demokrasiye” katkı sağlayanları değil bozanları gördük. Davul CHP’nin boynunda görünse de tokmak DEM’in elinde, zurnanın sesi de Kandil taraflarından geliyordu. Kısacası orada Atatürk’ün millet ve devlet tasavvurunu yansıtacak kimse yoktu. Salonda Atatürk’ün sözleri de yankılanmadı, Türk bayrağı da dalgalanmadı.

Belediyelere yönelik operasyon ve tutuklamalarda siyasi tercihler yapıldığı apaçık ortada olduğu için mağdur edildiği kanaatinde olduğumuz Ekrem İmamoğlu’nun bu toplantıya gönderdiği mesajdaki ifadelerine bakar mısınız?

“Kardeşliğimizi daim kılmak için Kürt meselesini çözmeli, bu alanda yeni ve cesur adımlar atmalıyız.!” “Kürt meselesini, ülkemizde eşit vatandaşlığı pekiştirerek, bölgemizde kardeşliğimizi geliştirerek, ülkemizde ve bölgemizde refahı artırarak çözelim…”

Fesuphanallah! Söylenenlerin iler tutar bir tarafı yok. Bir defa Türkiye’de “Kürt meselesi” diye bir şey yok. Halkın, milletin kardeşliğinde problem yok. Problem vatandaşlarımız arasında değil bunu kullanarak siyasi rant devşirmeye çalışan siyaset cambazlarının kafalarında ve onlara alet olan düşüncesizlerde.

Dolayısıyla “Eşit olmayan vatandaşlık” yok ki “Eşit vatandaşlık” peşinde olunsun. CHP’yi yönetenler madem ki “Atatürk’ün partisiyiz” diyorlar; Atatürk’ün görüşleri arasında bir ayrımcılık olmadığını, başlangıcından beri Anayasamızda “Eşit vatandaşlık” ilkesinin korunduğunu bilmiyorlar mı? Hep iç içe yaşıyoruz. İç ve Batı bölgelerimizde Doğudan, Güneydoğudan daha çok Kürt asıllı kardeşlerimiz var. Üstelik çoğu da iş güç sahibi, zengin insanlar, DEM’den başka CHP, AKP ve diğer siyasi partilerde pek çok Kürt siyasetçi var.

Bürokraside, devlet yönetiminde, her yerde varlar. Ağırlıklı olarak Kürt ailelerin bulunduğu bir yerde oturuyorum. Aileler, çocuklar arasında hiçbir sıkıntı yok. Herkes birbirine yardımcı oluyor, birlikte iş yapılıyor ama ne yazık ki siyaset manyakları bu birlik beraberliğe de fitne sokmak üzereler. Maksatları iç karışıklık çıkarmak ve ne yazık ki CHP buna alet olmak üzere olduğunun farkında bile değil!

Olmayan bir sorunu var göstererek hemen her fırsatta “Kürt sorunu da Kürt sorunu”, “Kürt kardeşlerimiz sorun var diyorlarsa var demektir” deyip duran CHP Genel Başkanı Özgür Özel, düzenledikleri toplantıda da “Kürt meselesi hepimizin ortak meselesidir” demekten geri kalmadı. Toplantı, “Ortak Gelecek Buluşmaları” adlı serinin başlangıcı imiş. Bu cümle bile konuyu hiç anlamamış olmalarının ifadesi, bölücülüğün daniskasıdır. Zaten ayrı değiliz ki “Ortak gelecek” peşinde olalım!

CHP bu ayrımcılığı bırakıp “Biz hep birlikte Türkiye’yiz” anlayışı ile Atatürk yoluna dönemez, Genel Başkanı ve diğer yöneticileri “Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadesinin ayrıştırıcı değil birleştirici olduğu şuuruna erip göğüslerini gere gere haykıramazlarsa milletimizden iyice kopup gideceklerdir.

Bazı arkadaşlar haklı olarak toplantı salonunda Atatürk resmi ve Türk Bayrağının olmamasını eleştiriyorlar. Evet; bu CHP’nin Atatürk’ten ne kadar uzak, Türk Milleti’nden ne kadar kopuk olduğunun bir işaretidir. Miting meydanlarında Türk Bayrağı dalgalandırıp DEM’in güdümünde düzenlenen toplantıya getirmemek riyakarlık, samimiyetsizlik değil de nedir? Ama olsun; aslında isabet olduğunu da söyleyebiliriz. Çünkü Türk Bayrağı ve Atatürk resmi zaten öyle bir toplantıya yakışmazdı.

“CHP Atatürk yolundan ayrıldığı gibi İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in görüş ve anlayışlarını da terk etmiş durumda” demiştik ya, açıklayalım:

İsmet Paşa’nın, Millî Mücadele ve sonrası dönemdeki siyaset anlayışını özetleyen “Vatan pahasına siyaset olmaz” ifadesi şimdiki yönetim tarafından adeta yok sayılıp çöpe atılmış durumdadır.

CHP tarihinin en önemli şahsiyetlerinden olan Bülent Ecevit, bir dönem ilgi ile takip edilen “Nargile Kahvesi” adlı politik mizah programına konuk olduğunda Güneydoğu hakkında sorulan soruya “Kürt sorunu diye bir şey yok” diye cevap verdikten sonra bunun gerekçelerini şöyle sıralamıştı:

“Kürt sorunu olsa Bâlâ’da da olurdu, Haymana’da da olurdu, Kulu’da da olurdu, Cihanbeyli’de de olurdu. Aramızda ayrı gayrı yok. Türklerle Kürtler asırlar boyunca birbirine kız alıp vermişler.

Kürt kökenli vatandaşlarımız general olmuş, başbakan olmuş, cumhurbaşkanı olmuş. Bir kere bizim Türkiye’de öyle bir geleneğimiz var ki, o kadar ırk ayrımcılığından uzağız ki, bir vatandaşımıza sen hangi ırktan geliyorsun diye sorulmazdı, hatta ayıp sayılırdı.

Mesela ben üç defa hükümet kurdum. Kurduğum bakanlar kurulu içinde bazı bakanların Kürt kökenli olduğunu aradan aylar geçtikten sonra tesadüfen öğrendim.

Aklımdan geçmiyordu, falanca Türk kökenli mi falanca Kürt kökenli mi? Falanca Alevi mi Sünni mi diye soruşturmayı ben ayıp sayardım. Halkımızın büyük çoğunluğunun da davranışı aslında böyledir.

Bir kere her şeyden önce bu ayrılıkçı hareketler dışarıdan körükleniyor. Orta Doğu çok önemli bir bölge. Petrol bölgesi. Asya’nın Avrupa’nın kavşak bölgesi. Çok önemli bir yerde, bu çok önemli bölgenin en önemli ülkesi de Türkiye.

Şimdi bu emperyalizmin bir kuralı vardır. “Böl parçala yönet.” Bizim Azerbaycanlı kardeşlerimiz kendi güzel Türkçeleriyle “Ayır, Buyur” diyorlar. Ha şimdi, bölecek ayıracak ki kendi buyruğu geçebilsin!”

CHP’liler tarafından “Karaoğlan” diye omuzlara alınan Bülent Ecevit’in gördüğü bu gerçekleri şimdiki CHP yöneticilerinin görememesi ne hazindir!

CHP yönetimi yalnızca Atatürk, İnönü ve Ecevit yolundan değil, giderek kendi teşkilatından ve milletimizden de kopuyor. Daha önce İmralı’ya heyet gönderilip gönderilmemesi tartışılırken Bucak İlçe Başkanı, İsmet Paşa’ya atıfta bulunarak, “Vatan Pahasına Siyaset Yapılmaz” diye bir bildiri yayınlamış, Türkiye çapında büyük ilgi görmüştü. O bildiriyi görüp yayınlayan internet sitesinin en çok okunan haberlerinden biri olmuş, okunma sayısı yüz binleri geçmişti. İstanbul’da düzenlenen malum toplantıya çağırılanlarla salondaki manzaradan rahatsız olan Bolu ve Afyonkarahisar Belediye Başkanları da ayrı ayrı görüş bildirerek rahatsızlıklarını ifade ettiler.

Ya milletimizin tepkisi!

Sosyal medya hesaplarında pek çok paylaşım gördük. İşte onlardan bazıları: “CHP’nin iktidar zulmüne maruz kalmasından dolayı hatalarının üzerine gitmiyoruz ama bu kadarı da fazla!”, “Anayasamıza göre zaten herkes eşit vatandaş, daha ne isteniyor?” “Bunları söyleyenlerin zerre dürüstlüğü varsa ‘Atatürkçüyüm’ demesin. Çünkü adamlar Lozan’ı tanımıyorlar, Atatürk’ü soykırımcı ilan etmişler siz ne diyorsunuz?”

İşte bir paylaşım daha:

“Bütün bunları oy için yapıyorsanız, nal toplarsınız. Bölücü oylar en fazla %10, onun da ne kadarı size gelir bilinmez. Milliyetçi oylar ise en az %25.”

Bilmem başka bir şey söylesem mi söylemesem mi, yazsam mı yazmasam mı?

03 Şubat 2025

Osman OKTAY


Yorum bırakın