Öncelikle Devlet-İktidar (hükümet, yürütme) kavramlarının üzerinde durmalıyız.
Devlet, kurumlar ve kurallara (yasalar) dayalı bir teşkilat sistemidir.
Hükümet (yürütme), devlet yetkisini kullanacak, seçimlerle işbaşına gelen, karar alıcı ve uygulayıcılardır.
Yetki ve sorumluluklarını yasalardan alır, kararları yasalara uygun olur ve kararlarını yine yasaların tanımları içinde görevli kurumlar vasıtasıyla uygulatırlar.
Yani Devlet, kurallara dayalı, kurumlar vasıtasıyla işleyen/işletilen bir sistem.
Hükümetler (yürütme) Devlet değildir, Devlet yetkisini kullananlardır.
Devlet yetkisini kullanacakları (bürokrasiyi) atayanlardır.
Bu sistemde hangi aktörler var?
1-Karar alıcılar.
2-Kararları uygulayanlar, Bürokrasi (bu grup uygulamaların sonuçları üzerinde doğrulama ve yanlışlamalarla aynı zamanda karar alıcıları etkileyenlerdir de).
3-Karar alıcıları etkileyenler (akademi, düşünce kuruluşları, sivil toplum örgütleri vd)

İşte DEVLET AKLI dediğimiz şey bu aktörlerin topyekün, temsil ettikleri kurum ve kuruluşların hafızalarının da ve günün ihtiyaçlarına uygun vizyon ve staretejik bakış açısıyla değerlendirilerek tezahür etmiş bir akıldır.

Ülkemizde böylemi?

Peki, bu sistemin en doğru, en etkin, en verimli işletilmesi nasıl mümkün?

Hemen ve öncelikle belirtmek isterim ki; başta olmazsa olmaz en önemlisi ve en verimli değerlendirilmesi ve kullanılması gereken insan kaynaklarıdır.

Çünkü;
diğer bütün kaynakları etkin, verimli kullanabilecek olan alanlarında ehliyet ve liyakat sahibi insanlardır.

Ülkemizde böyle mi?

Daha burada sistemini doğru kurmamış, insan kaynaklarını doğru değerlendiremeyen bir Devlet sistemi başarısız olacaktır.

27 Ocak 2026

Ali UZUNIRMAK

Not:
Bu hafta sonu, sistemi, aktörleri sorgulamaya devam edeceğim, saygılarımla.


Yorum bırakın