DAHA ÖNCE “S.O.S. VERİYOR” DEMİŞTİK. KONU “S.O.S.”LİK DURUMU GEÇTİ. YAHUDİ MAHALLESİ GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE TÜKENİYOR, ÇÖKÜYOR…
https://acrobat.adobe.com/id/urn:aaid:sc:AP:18d4b417-4a22-47e2-9bb2-d95a3a04507a
Ben Samanpazarı’nda doğdum. Şimdi Samanpazarı PTT binasının yanında da Merkez Eczanesi vardı. Cafer Tayyar Benadam Eczanesi. PTT’nin adı da o zaman Merkez Postanesi idi. Altındağ ilçe ayrı idi. Bizim oralar “merkez ilçe ” idi. Nüfus kaydımız, “Ankara İli, Merkez ilçe” diye geçiyordu. Evimiz işte tam da cadde tarafında ( Anafartalar) bu iki eski Ankara apartmanının yanından yahudi mahallesine geçilen yokuşun üzerindeydi. Yokuşun başında taş merdivenler vardı, sağ üstte bir tatlıcı dükkanı ( sütlacı, tavukgöğsü, tavuksuyu çorbası, muhallebisi, böreği, kazandibi vs. ürünleriyle meşhur Abdurrahman Tatlıcı) altında ise “yumurta tecimevi” vardı. Merdivenlerin diğer yanında Hüsamet amcanın ( Hüsamettin Tapan) kıraathanesi bulunuyordu. Şimdiki Altındağ Belediyesinin yerinde Esenpark vardı. Altında sıra sıra dizili dükkanlar (kuruyemişçiyi hatırlıyorum, bir de tek tekçi meyhane) sıralıydı. Sıhhıye’den Samanpazarı’na çalışan dolmuşlar (7-8 kişilik büyük taksi) yolcularını burada indirirlerdi.(Önceleri 35 kuruş .olan dolmuş ücretleri 45 kuruş olunca öfkelenmiştik.) Ayrıca Sıhhıye’den gelen troleybüs de buradan geçerdi. Karşıda köşede bir büfe vardı. Büfenin yanına idam sehpası kurulur, sabah erken saat meraklı vatandaşlar toplanır, infaz gercekleştirilirdi. Üç idama şahit oldum, biri meşhur bir casusluk suçlusuydu. İşte bu merdivenlerden yokuş aşağı süzülüp gidince bizim evin yanından kıvrılır, yahudi mahallesine gidilirdi. Sinagog ( Havra) buradaydı. Anafartalar ortaokulu, Şengül Hamamı Sinagog’a komşuydular. Sağ yana değil de sol tarafa doğru giderseniz de Örtmeli Camiye ve İlkokula çıkardınız. Yahudi mahallesi dediğimiz bölgede çok güzel, bahçeli konaklar vardı. Hele Havra’nın karşı sırasına gelen bir-iki ev Ankara tarih ve kültür mirasının en güzel örnekleriydi. Şimdilerde hepsi çöküyor, tükeniyor, bitiyor ve bizler en az elli senedir yırtınıyor, bağırıyor, sesimize cevap arıyor ama maalesef bu yıkılışı, çöküşü, tükenişi seyretmekten başka birşey yapamıyoruz. Geçen gün meşhur bir konağın daha adeta bu ilgisizliğe, tarihe/kültüre karşı bu umursamazlığa dayanamayıp çöktüğüne dair haberlere şahit olduk. Bu arada bu konudaki feryadımızı her daim paylaşan, yürek sesimizi duyurmaya çalışan dostlara, Hürriyet Ankara’ya (değerli Murat Yılmaz’a) teşekkür borcumuz var. Gözler önünde yok olan bir kültürel ve tarihi mirası bu kadar kolay harcamamalıydık. Hâlâ yapılacak bir şeyler var mıdır, kalmış mıdır, bilemiyorum. Ya da kim, nasıl, ne yapacaktır, onu da kestiremiyorum. Ama elbirliğiyle bir kültür ve tarih mirasını yok ediyor olmanın sorumlusu olduğumuzu biliyorum. Feryadımız duyulmuyor, isyanımız var…
27 Ocak 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
ANKARA KENT KONSEYİ YÜKSEK İSTİŞARE KURULU BAŞKANI ve Ankara Kalesi Çalışmaları Meclisi Başkanı
