Mesut Barzani’nin canı terörist Mazlum Abdi’den de mi fazla yanmış?..
Türk, Türklük düşmanları hainler, hep birlikte oturdular “ABD bizi sattı” diye salya sümük ağlaşıyorlar…
Bir zamanların baş postal yalayıcısı Mesut Barzani’ye de bir haller oldu!.. Hazır fırsattan istifade kendim için ne yapabilirim, fırsattan nasıl ganimet elde ederimin peşine düştü.
Ara not olarak ifade etmek isterim ki; sadece Suriye’deki gelişmeleri dikkate alarak, “ABD, PKK/SDG’yi yarı yolda bıraktı” veya “yüzüstü bıraktı” yorumlarına çok ihtiyatlı yaklaşıyorum. Çünkü, haydut Trump ve bildiğimiz, çok kereler acılarla test ettiğimiz Amerikan derin devletine asla ve kata güvenemeyiz!.. Filmin sonuna kadar çok temkinli olmalıyız. Hele hele, bu aralar Barzanilerden gelen Suriye çıkışlarını ve “Kürdistan”ın liderliği için yapılan hamlelere pür dikkat kesilmeliyiz. Çünkü bu postal yalayıcıların ABD ile ters düşmesi asla söz konusu olamaz. Irak’ı ABD desteğiyle parçalayan bu aparat hainlerin en başta gelen hedefleri masum Kürtleri kandırıp sömürerek dolar balyalarının üstüne dolar balyaları yığmaktır. Aksini söyleyen, bana Irak’ın kuzeyinde hüküm süren aşiretin en ufak bir demokratik uygulamasından örnek versin!..
Mesut Barzani, önceki gün, İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, Suriye’deki gelişmeler ve “Rojava’nın güvenliği”ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürtlerin yeni bir acı yaşamaması ve her türlü saldırıdan korunması için diplomatik tüm kanalları zorladıklarını ifade eden Barzani, bu süreçte en hassas oldukları konunun “Kürtlerin onuru” olduğunu söyledi. “Kürtlerin onurunu korumalıyız” dedi.
Sonra’da Barzanilerin finanse ettiği DARKA MAZI adlı haber sitesine bir yazı konuldu. Makalenin yazarı “editör” dü!.. Siz buraya Barzani’yi yerleştirin. Çünkü, ne zaman Barzaniler sinsice bir şeyler duyurmak isteseler, site üzerinden bu propaganda yöntemine başvurur.
Barzani’nin “editör”ü ne yazmıştı;
“Rojava’da Kürtlere ihanet mi edildi?
Rojava’da Kürtlerin kazanımlarına, haklarına, coğrafyalarına ve hatta fizikli varlıklarına karşı büyük bir saldırı var. Tarih bizi öyle bir noktaya getirdi ki onuru ve şerefi olan her Kürt Rojava için harekete geçmek ve elinden geleni yapmak zorundadır. Kaldı ki Kürtler Hewler’den Bochum’a, Duhok’tan Nusaybin’e, Akre’den Stockholm’e değin her yerde onurlu bir halk olduğunu gösterdi ve ‘Rojava yalnız değildir’ sloganı ile sokaklara çıktı. Kürtler üzgün ve öfkeli… Ve Kürtler tarihin tekrar ettiğini ve tekrar ihanete uğradığını düşünüyor.
Ve gerçekten de Kürtlere ihanet edildi.
İhanet edenler kimdi?
İlk ihanet edenler yıllardır Rojava’nın yanında olduğunu söyleyen Batılı güçler oldu. ABD 25 yıl sonra iki kulelere saldırı yapan El Kaide’ye resmen Şam’ı teslim etti. İngiltere bu ihanetin planlayıcısıydı. Fransa ise kurulan anti-Kürt sistemine utangaç biçimde entegre oldu. ABD temsilcisi Barrack hiç utanmadan: ‘SDG’nin dönemi bitti’ açıklaması yaptı.
İkinci ihanet edenler ise Arap güçler oldu. Yıllardır halkların sistemi, halkların kardeşliği vb sloganlar ile sisteme dahil edilen Araplar sadece SDG’yi bir günde terk etmekle kalmadı bir gün önce aynı mevzilerde oldukları Kürt savaşçıları arkadan vurdu.
Kürtler bu ihaneti görüyor ve öfke duyuyor.
Fakat bir de maalesef ki bir de Kürtler Rojava’ya ihanet etti. Bu içteki hainler ise Rojava halkının 45 yıldır sırtında taşıdığı Öcalan ve fesh ettiği partisi PKK oldu.
PKK, 1980’den bu yana Rojava halkından faydalandı. Evlatlarını alıp savaşçı yaptı, para aldı, eğitim kampları kazandı. 2012’de ise İran ile anlaşarak Rojava’yı devraldı ve bu kez Rojava’yı kendine can suyu yaptı. Rojava için herkesle pazarlık yaptı. Hem İran’dan hem de Batı’dan destek aldı. Tonlarca silah, askeri eğitim, diplomatik ilişki, pasaport, temsilcilik, silah kaçakçılığı ve petrolden para vb ve şeylerle Rojava üzerinden ulaştı. Ve Rojava benimdir diyerek Rojava’yı Kürtlere ve Kürt Ulusal Mücadelesine kapattılar. Murray Bookchin’in anarjist düşüncelerini Rojava’ya bir gömlek gibi zorla giydirdiler.
Ve PKK Rojava’dan alabileceği her şeyi aldıktan sonra tamda Rojava’daki kazanımların somutlaşması gerektiği zamanda, Türk devletinin en sağcısı Bahçeli, Türk devletinin şimdiki sahibi Erdoğan ve Öcalan’ın ‘demokratik entegrasyon’ denen süreci başladı. Aslında bu süreç ‘Rojava’yı boğma süreciydi’. Öcalan Rojava’nın kolunu kanadını kırdı. İsrail’in Haşdi Şabi’si dedi. Dış ilişkiler geliştirmesini engelledi. Federasyon istemeyin, özerklik istemeyin vb sözlerle Rojava ne istediği belirsiz bir noktaya getirildi.
Rojava’nın kanadını kırdılar. Şimdi ise, PKK yöneticileri sessiz.. DEM Parti’nin ne söylediği belli değil. Şimdi herkes Mesut Barzani bir şeyler yapsın diye bekliyor. 14 yıldır Barzani’nin tüm önerilerini reddettiler, Rojava üzerinden Barzani hareketine saldırırdılar. Rojava’yı emdiler, bitirdiler, şimdi ise yükü Rojava kadroları, Rojava halkı ve Barzanilere bıraktılar.
Ve şimdi Kürtler ideolojiler, söylemlerle değil ulusal ve Kürdistani bir ruhla bir araya gelerek “Rojava için omuz omuza mücadele edecekler başka şansımız yok. Kürtlerin Kürtlerden başka dostu yok.”
Yazının bir virgülüne dahi dokunmadan aynen yer verdim. Kendi topraklarımızda (Cizre) Türkiye’ye karşı silahlı şov yapmasına müsaade edilen Barzani, acaba neyin peşinde?.. Bu aralar, “Rojava” için kesenin ağzını da açtı. Ve tüm bunları, ağababası ABD’nin izni olmadan, ondan habersiz mi yapıyor?.. Barzani’nin maçası yer mi ABD’ye karşı dikilmeye?..
“Mesut Barzani’den beklentiler” neymiş ve bu “beklentileri” nasıl karşılayacak acaba?.. Leş kargalarının neyin üzerine konacağı veya onlara ne ikram edileceğini görmek için Trump’ın İran hamlelerinin sonunu beklemek zorundayız.
24 Ocak 2026
Ahmet TAKAN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
