Türk bayrağına karşı alçakça provokasyonu yaptılar!.. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi yapıp ellerini kollarını sallaya sallaya Suriye’ye geçtiler.
Saray iktidarı ve Cumhur İttifakı’nın şımarttığı DEM’liler kendilerinden o kadar eminler ki, Suriye’ye ayak basar basmaz terör örgütü PKK’nın temsilcileri ile biraraya geldiler, irin kusup, şakır şakır da fotoğraf servis ettiler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha ne olmasını bekliyor? Anlayamıyorum!..
Altını kalınca ,tekrar tekrar çizmekte fayda var. Anayasa 69’ncu madde ne hükmediyor?
“Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.
Bir siyasî partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.
Bir siyasî partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. (Ek cümle: 3/10/2001-4709/25 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.”
Gayet açık ve net değil mi?..
Atıfta bulunulan Anayasa 68’in 4’ncü fıkrası ne söylüyor?
“Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.”
Nusaybin’de Türk bayrağına yapılan saldırının ardından pişmiş kelle gibi sırıta sırıta Suriye’ye terör örgütü yöneticileri ile görüşmeye giden DEM Parti öncülüğündeki “organizyon” un faaliyetleri (!) bakın nasıl duyuruldu. Sadece bir örnek;
“Rojava’ya giden heyet PYD heyeti ile görüştü
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Wan Milletvekili ve Demokratik Birlik İnisiyatifi Sözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit’in de aralarında bulunduğu heyet, 21 Ocak günü Sêmalka Kapısı üzerinden Rojava’ya geçti. Rojava’daki temaslarına başlayan heyet, PYD Eşbaşkanları Perwîn Yûsif ve Xerîb Hiso tarafından karşılandı.
Heyet, PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, PYD Dış İlişkiler Eşbaşkanı Sema Bektaş, partinin Halklar İlişkiler Bürosu Eşbaşkanı Silêman Ereb ve partinin Genel Meclis üyesi Talet Yunis ile görüştü.
Heyetin ziyareti, 6 Ocak’tan bu yana Kürtlere yönelik saldırılar ve katliamların yaşandığı bir sırada gerçekleşti.
Kaynak: ANF”
(Yazarın notu; alıntı yaptığım haberdeki ifadeler tamamen haberi veren kaynağa aittir)
“PYD”nin terör örgütü PKK’nın kollarından biri olduğunu tekrar hatırlatmama veya yeni bir belge göstermeme gerek var mı?..
Türkiye ve Suriye’de yaşanan gelişmelerden sonra Başkent Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler programı öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal’ın görüşlerine yer verelim;
“ Şimdi yapılacak iş ‘açılım’ siyasetine tamamen son vererek bütün partilerin DEM Parti’nin kapatılması için ortak tavır almasıdır. DEM’in oylarını almaya çalışma siyasetine son verilmelidir. DEM gibi bir parti hiçbir demokrasi içinde var olamaz/olmamalıdır. DEM’in normal bir parti muamelesi görebilmesi Türkiye’ye tam bir sadakatle bağlı olduğunu göstermesiyle olur. Bulgaristan Türklerinin hak arama mücadelesi ve Hak ve Özgürlükler Partisi bu açıdan yol göstericidir.
DEM ise tam manasıyla Türk/Türkiye düşmanı PKK’nın doğrudan siyasal kanadı olup her dış politika konusunda Türkiye’yi haksız vs görmektedir. Dolayısıyla onlarca yıl boyunca değerler diye satılan demokrasi, insan hakları, özgürlükler gibi kavramların Batılı sömürgeci lakırdılar olduğunun açıkça ortaya çıktığı bir dönemde DEM ve KCK ile hak ettiği şekilde mücadele edilmelidir.
DEM’in oylarını alma karşılığında etnikçi tavizleri düşünen ve buna göre hareket eden partiler varsa onlar da seçmen mahkemesine yani sandığa havale edilmelidir.”
23 Ocak 2026
Ahmet TAKAN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/

