O meşhur “Dün dündür, bugün bugündür” vecizesinin vücut bulmuş halidir siyaset. Kısaca
siyaseti, “Tükürdüğünü yalamak, dün “kaka” dediğine bugün “cici” demek, her zaman ve her şartta kendine doğru yontmak, tekeden süt, taştan kayadan yağ, ottan çöpten menfaat sağlamak” olarak tanımlamak mümkündür. Hele de Türkiye’deki siyaset anlayışını tanımlayacaksanız yaşanmışlıklardan yola çıkarak başka eklemeler de yapabilirsiniz.
Bugün konumuz yer isimleri olduğu için fazla detaya girmeyeceğim. Sebebi de Kayseri
Büyükşehir Belediyesi’nce alınan akla zarar kararlar. O konuya geçmeden önce de şöyle bir geriye doğru bakmamız gerekiyor.
23 yılını doldurmuş olan AKP iktidarları döneminde hem AKP’li belediyeler hem de Bakanlıklar marifetiyle tarihi değer taşıyan yer isimleriyle ilgili olarak dikkat ve tepki çeken uygulamalar had safhaya ulaştı.
İlk dikkat çekici uygulama stat isimleri üzerinde olmuştu. İnternette bir tarama yapınca Antalya,
Afyon, Bursa, Sakarya, Antakya, Kayseri, Rize, Giresun, Eskişehir ve Elazığ’da Atatürk ismini taşıyan statların şu Arena bu Arena ya da bilmem ne isimleriyle değiştirilmiş olduğu anlaşılıyor. Bu statlardan bazılarının isimleri doğrudan, bazılarınınki de yenileme çalışmaları sonunda değiştirildi. Yıllar içinde Gazi, Gazi Mustafa Kemal, Atatürk ismini taşıyan bazı okul isimlerinin de aynı gerekçelerle değiştirildiği, değiştirilmeye çalışıldığı, tepkiler üzerine vazgeçildiğine dair haberleri de hep duyageldik.
İstanbul’da bulunan meşhur Atatürk Havaalanı da malum, pistlerinin önemli bir bölümü üzerine
millet bahçesi ve hastane yapılarak kadük/önemsiz hale getirilmiş; yapılan itirazlar, ortaya konan gerekçeler dikkate alınmamıştı.
Son yıllarda milli bayram kutlamalarındaki düzenlemeler, okullardaki ara tatil tarihlerinin 10
Kasım haftasına denk getirilmesi ve ilkokulların alt sınıflarında karne yerine düzenlenen Gelişim
Raporlarına Atatürk resmi konmamasından anlıyoruz ki sistemli bir Atatürksüzlük uygulaması başlatıldı.
Bu uygulama yalnızca Atatürk konusunda değil. Başka örnekler de var:
Türk kültür tarihinin önemli simalarından biri olan Prof. Dr. Bahaeddin Ögel’in adı normal
olarak önceki dönemlerde memleketi olan Elazığ’ın en güzel caddelerinden birine verilip “Bahaeddin Ögel Bulvarı” yazan tabelası asılmıştı. AKP’li Belediye’nin hoşuna gitmemiş olacak ki birkaç yıl önce o tabelayı indirip “Molla Bahri Bulvarı” tabelasını asıverdi. Molla Bahri kimdir diye araştırıyorsunuz, Millî Mücadeleye karşı isyan bayrağını çeken Şeyh Sait’le bağlantısı ortaya çıkıyor. Yani Türk Kültür
Tarihi’ni yazan Prof. Dr. Bahaeddin Ögel’in adı yerine onun adı tercih ediliyor. Tepkiler üzerine de Bahaeddin Hoca’nın adı bir başka caddeye veriliyor.
Diyarbakır Belediyesi’ne AKP iktidarınca atanan kayyım zamanında tarihi Dağkapı Meydanı’nın adı bir anda Şeyh Sait Meydanı olarak değiştiriliveriyor.
Şeyh Sait gibi Kuvayı Milliye ruhuna ve Millî Mücadele’ye karşı olan İskilipli Atıf Hoca ve
benzerlerinin isimlerinin de bazı okullara, caddelere verildiğini biliyoruz.
Son seçimlerden önce Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı da AKP’li idi. 30 Ağustos Zafer Bayramı gününde toplu taşıma ücretlerinin ücretsiz olması gündeme gelince, “30 Ağustos geneli ilgilendiren bir konu değil” diyerek karşı çıktığını gazetelerde okuyup hayret etmiştik. Oysa 30 Ağustos Türk Milleti’nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve özellikle de Bursa’nın, Bursalıların tamamını ilgilendiriyordu. Bursa işgalden kurtarılamasa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulamasa idi kendisi de ortalıkta olamayacaktı, ondan bile habersiz!
Ankara’da, Keçiören’de oturuyorum. Turgut Altınok’un Belediye Başkanlığı zamanında
sembolik olarak bir Estergon Kültür Merkezi ve hemen karşısına da Tuna Göleti yapılmış, hatta açılışını da Başbakanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan yapmıştı. Muhsin Yazıcıoğlu rahmete kavuştuğu sırada Keçiören Belediye Başkanı olan Mustafa Ak zamanında bir sabah gördük ki, Tuna Göleti tabelası kaldırılmış, yerine alel acele Muhsin Yazıcıoğlu tabelası konduruluvermiş! Oysa Estergon’la Tuna
ayrılamazdı ve oraya yapılıp isimlerinin verilmesi bir anlam taşıyordu. Muhsin Yazıcıoğlu’nun arkadaşı, ülküdaşı olarak bu duruma itiraz eden açıklayıcı bir metinle birlikte dilekçe yazarak belediyeye müracaat ettim, Özel Kalem Müdürü ile iki defa görüştüm. Dedim ki onlara, “Muhsin Yazıcıoğlu’nun adını yeni yapılacak bir kültür merkezine ya da parka verin. Rahmetlinin ruhu da bu duruma razı olmaz.” Kabul etmeyip işin kolayına kaçarak dilekçeme olumsuz cevap verdiler.
Gel zaman git zaman Macaristan gezimiz sırasında Estergon Kalesi ile Tuna Nehri’ni aynı
karede gösteren resimler çektim. Olacak ya, o sıralarda Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı olan Mehmet Özhaseki de bir grupla birlikte Estergon’da idi. “Bakın işte burası Estergon, şurası Tuna. Keçiören’de bu durum sembolik olarak canlandırılmıştı ama şimdi bozdular” diyerek durumu anlatıp “Dönüşte Mustafa Ak’a söyler misiniz” diye de ekledim. Çektiğim resimlerle birlikte tekrar belediyeye müracaat etmiştim ki onun üzerine mi yoksa Özhaseki de söylemiş olduğu için mi bilmem, tabelayı
“Tuna Göleti ve Muhsin Yazıcıoğlu Parkı” olarak değiştirip bana da yazı ile bildirdiler.
Yine Mustafa Ak döneminde Keçiören’e güzel bir Kültür Merkezi yapılmış adı da Zümrüt Kültür Merkezi olarak belirlenip tanıtım afişleri asılmıştı. Neşet Ertaş vefat edince hemen o afişler kaldırıldı ve Neşet Ertaş Kültür Merkezi olarak değiştiriliverdi. Oysa başta olması gereken bu idi. Türk kültürüne, müziğine eşsiz hizmeti olan Neşet Ertaş’ın adının verilmesi için ölmesi gerekmiyordu. Kaldı ki Keçiören nüfusunun önemli bir bölümü Neşet Ertaş’ın hemşerilerinden oluşuyordu.
Gelelim Kayseri, Erciyes ve Mimar Sinan meselesine…
Kayseri’de iki büyük ZİRVE var: ERCİYES ve MİMAR SİNAN. Kayseri Belediyesi ZİRVE
yerine ZIRVA tercihinde bulunarak bulvarlardan bu iki büyük zirvenin isimlerini silip onların yüceliği yanında bir kum zerresi bile olamayacak kişilerin isimlerini yazmış. 2023 yılında Erciyes Bulvarı yerine Mehmet Özhaseki adı yazılmış. Doğrusu ondan haberim olmamıştı, yeni öğrendim. Şimdi de Koca Sinan Bulvarı’nın adı Mustafa Elitaş olarak değiştirilmesin mi?
Kayseri adı hep Erciyes ve Mimar Sinan’la birlikte anılır, sonsuza kadar da öyle anılacaktır.
Çünkü Erciyes yüce bir dağ, Mimar Sinan da Erciyes’in ufuklarından doğan bir Kutup Yıldızıdır.
Dolayısıyla bu iki isim dünya durdukça yaşayacaktır. Onların isimleri yerine tercih edilen siyasi figürler ise unutulup gidecek, değiştiren olmazsa isimleri ancak tabelalarda kalacaktır. Her şeyden önce bu iki şahsın bunu kabul etmemeleri, illa ki isimleri verilecekse yeni açılan bir caddeye, bir kültür merkezine verilmesini isteyebilirlerdi. Demek ki bunu düşünmemişler. Ah siyaset, vah siyaset!
Dedik ya, siyaset böyle bir şey. Meşhur tekerleme ile anlatacak olursak, “Şey öyle bir şeydir ki her şeye şamildir!”
18 Ocak 2026
Osman OKTAY
