Kültürel Hafıza Kaybı: Batılılaşmanın “Yerli” Maskesiyle Dansı!

Dışarıdan bakınca “gelenek”, içeriden bakınca “tarih bilmezlik.” Trabzon sokaklarında belediye eliyle ihya edilen o meşhur Kalandar gecesinden bahsediyorum. Hani şu 31 Aralık’taki yılbaşını “Batı taklidi” diye hor görüp, 13 Ocak’ta “bizim özümüz” diyerek sarıldıkları o meşhur çelişki!

Artık bir Karadeniz fıkrası olmaktan çıkıp, milli bir zihniyet kaybına dönüşen bu tabloyu masaya yatırma vaktimiz geldi de geçiyor.

1840’ın Hayaleti: Neyi Kutladığınızın Farkında mısınız?
Önce o “kadim gelenek” dediğiniz Rumi takvimin pasaportuna bir bakalım. Rumi takvim, 1840 yılında Osmanlı’nın o meşhur Batılılaşma serüveninin teknik bir ürünü olarak doğdu.

Hicri takvimle bütçe tutturamayan, Batı’nın finansal ritmine ayak uydurmaya çalışan Tanzimat bürokrasisinin bir icadıydı bu. Yani siz bugün “öz kültürümüz” diyerek Kalandar kutlarken, aslında Osmanlı’nın “Batılılar gibi olalım, onlar gibi hesap yapalım” dediği günün yıldönümünü kutluyorsunuz!

DİKKAT: Hicri’den kopup, Batı’nın Güneş esaslı sistemine sığınmanın adıdır Rumi takvim. Bu bir “diriliş” değil, o dönemki “teslimiyetin” teknik belgesidir.

Belediye Eliyle Tarih Tahrifatı
İşin en vahim tarafı ise bu işin bayraktarlığını yerel yönetimlerin yapmasıdır. Trabzon Belediye Başkanı başta olmak üzere, bu ritüelleri “ihya eden” zihniyet, hangi tarihe hizmet ediyor?

31 Aralık’a “Hristiyan adeti” diyenler,
13 Ocak’ta Jülid takvimi kalıntısı olan Kalandar’ı belediye bandosuyla kutluyor.
Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Trabzon ve Diyarbakır hattında hortlatılmaya çalışılan bu “Rumi yılbaşı” hevesi, aslında toplumun tarihsel kodlarıyla oynamaktır. Batı’yı taklit etmemekle övünüp, Batılılaşma hareketinin en somut aracını kutsallaştırmak, tam anlamıyla bir entelektüel intihardır.

Bir Karadeniz Gerçeği mi, Kimlik Karmaşası mı?
Bu bir fıkra değil; bu bir zihniyet kaybıdır. Yerellik maskesi altına gizlenen bu Batı hayranlığı, halkın samimi duygularını istismar etmektedir. Eğer mesele takvimse, neden Hicri değil? Eğer mesele gelenekse, neden 1840’ın “modernleşme çabası” baş tacı ediliyor?

ACİL UYARI: Özüne Dönmek Bu Değil!
Halkın değerlerini korumakla görevli olanlara sesleniyorum:
Tarihi Çarpıtmayın: Rumi takvim, Osmanlı’nın Batı’ya entegre olma projesidir. Onu “milli” bir bayram gibi sunmak, toplumu kendi tarihine yabancılaştırmaktır.
Zihniyet Tuzağına Düşmeyin: Batı’ya karşı çıkarken, Batı’nın kucağında doğmuş sistemleri “yerli” diye pazarlamak, en büyük kültürel yanılgıdır.
Belediye Kaynaklarını Heba Etmeyin: Halkın parasıyla, kökeni belirsiz ve tarihsel temeli “başkalaşma” olan kutlamaları “yeniden ihya” adı altında meşrulaştırmayın.

Sonuç olarak; Trabzon’da patlatılan o fişekler, aslında bizim tarih bilincimizin enkazını aydınlatıyor. Biz neyi, neden ve nasıl kutladığını bilmeyen bir kitleye dönüştürülüyoruz. Kalandar kutlayanlara tavsiyem; o taktığınız maskeleri çıkarın ve 1840’ın tozlu arşivlerine bir bakın. Orada “gelenek” değil, “Batı’ya benzeme gayreti” göreceksiniz.

17 Ocak 2026

Rafet ULUTÜRK

BULTÜRK Derneği Genel Başkanı


Yorum bırakın