Maduro’yu paket etti, götürdü. Yerine geçici devlet başkanı olarak göreve gelen Rodriguéz’e “seni de alırım, daha ağır bedel ödersin” yollu akıllı ol tehdidi savurdu. Küba halkına yardım etmekten de bahsetti. (Ne demekse ?…Böyle bir yardımdan kastettiğinin ne olduğu anlaşılıyor.) Ardından Kolombiya için de üç-beş laf etti. Adamın Amerika kıtasını çiftlik kendisini de bu çiftliğin kâhyası gördüğü biliniyor. Zaten agresif/mütecaviz tavır ve sözlerinde bunu saklamıyor. Peki bu arada ikide birde Erdoğan hakkındaki övgü dolu, “benim adamım” ” çok iyi işler yapıyor” , ” sözümden çıkmıyor, ne dersem yapıyor ” şeklindeki sözlerine ne demeli ?… Ancak bu Erdoğan konusunda hızını alamadı ve överken överken ağzından çıkardı, zaten dilinin kemiği yok… Türkiye – ABD ilişkilerinin tam Trump- Erdoğan arası ikili (ve özel) bir ilişki seviyesine inmiş bulunduğu bir anda “Türkiye belirlediğim sinirlar dışına çıkmasın…” şeklinde bir beyanda bulundu. Demek ki, Türkiye adına Trump’a bir takım sözlerin verildiği, taahhütlerde bulunulduğu anlaşılıyor. TC Devletinin kayıtlarına geçmiş, belgelerle resmileşmiş konular mıdır, bilemiyoruz ?…Dışişleri bilgi sahibi midir, bu da bilinmiyor. Hangi konuda Trump tarafından tarafımıza sınırlar çizilmiş ve bu sınırların dışına çıkmanız yasak denilmiştir?..Denilmiş midir ?…Dünya, kendisi HUKUK VE SINIR TANIMAZ bir muhterisin oyuncağı haline gelmişken aynı muhteris kafanın ülkemiz hakkında sarfettigi bu pervasız sözlerin muhatabı olmak için ne yaptık?..Gerçekten ST 7/10 B misali bir ” şunlar sınırın, orada dur” mu denildi ve biz selam çakıp ” başüstüne” mi dedik?.. Gerçekten ” sınırların dışına çıkarsanız, ekonominizi mahvederim” tehdidinin karşısında mıyız?…Bu gercekten söylenmiş bir söz olabilir mi ?… Vahim, çok vahim…
05 Ocak 2026
Şevket Bülend YAHNİCİ
