“Bülbülü altın kafese koymuşlar da ille vatan, ille vatan demiş.” Çünkü bülbülün vatanı bağlardır, gül bahçeleridir, kısacası özgürlüktür. İnsan için de en özgür olabileceği yer doğup büyüdüğü
coğrafyalar, dilini konuştuğu, kültürünü aldığı, tarihini bildiği vatanıdır. Vatansızlık ise kimsesizliktir, garipliktir.
Vatansız kişiler uluslararası iletişimde “Haymatlos” olarak ifade ediliyor. Onların hukuki açıdan bir vatanları olmadığı gibi hiçbir ülkenin vatandaşı da değillerdir.
Bir ülkeye vatandaş olanlar, vatansız (haymatlos) olanlar, bir de ikisi bir arada ya da çifte kavrulmuş olarak adlandırabileceğimiz çifte vatandaşlığı olan kişiler var.
Aynı anda iki ülkenin vatandaşı olanlar çifte vatandaşlık almış/alabilmiş kişilerdir. Türkiye
Cumhuriyeti kanunlarına göre, belirli şartların sağlanması halinde vatandaşlar hem Türk vatandaşı hem de yabancı bir ülke vatandaşı statüsüne sahip olabiliyorlar.
Çifte vatandaşlık, küresel/global dünyamızda insanlara tanınan haklardan biri. Her hak gibi art
niyet taşımadan kullanılırsa elbette faydalıdır. Uluslararası ilişkilerde, ticari konularda, kültürel ve bilimsel çalışmalarda büyük kolaylık ve avantaj sağlayacağında şüphe yok.
Ancak çifte vatandaşlığın sakıncaları da vardır. Bu hakka sahip olan kişiler vatandaşlık haklarına
sahip oldukları iki ülkenin menfaatleri arasında tercih yapmak durumunda kalırlarsa sıkıntı başlar. Bu durum tamamen tartışma konusu olup söylentilere, çeşitli senaryolar oluşturulmasına açıktır.
Türkiye’de bazı gazeteciler, bürokratlar, Milletvekilleri, hatta Bakanlık mevkiinde olanların
çifte vatandaşlık haklarına sahip olduklarına dair çok haber duymuşuzdur. En son, adı bazı olaylara karışıp haberlere konu olan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı’nın da aynı zamanda ABD vatandaşı olduğu bilgisi dolaşmıştı. İnternetten baktım, doğru olduğu anlaşılıyor.
Türkiye Cumhuriyeti kanunları izin verdiğine göre elbette durumu uygun olanlar bu hakkı kullanabilirler. Bunda sakınca yok. Ancak başta ABD olmak üzere bazı ülkelerin bir vatandaşlık yemini var ki, o yemini ettikten sonra tercih yapma durumuna gelince işin içinden çıkmak oldukça zor. ABD’nin vatandaşlık yeminine bakar mısınız?
“Burada, önünüzde, şimdiye kadar tabiiyetinde bulunduğum her türlü devlet tabiiyeti ve egemenliğini reddettiğime; bundan böyle ABD Anayasası’nı ve yasalarını iç ve dış düşmanlara karşı savunacağıma; ABD’ye bağlılık ve sadakat göstereceğime; kanunun gerektirdiği hallerde ABD ordusuna hizmet vereceğime; kanunun gerektirdiği durumda sivil yönetim altında ulusal önemi olan işlerde çalışacağıma ve bu yükümlülükleri özgür bir şekilde, akıl sağlığım yerinde ve samimi olarak üstleneceğime yemin ederim. Tanrı yardımcım olsun.”
Bu yemin öyle bağlayıcı ki, kabul edip söyleyeni doğma büyüme vatandaşı olduğu öz vatanından, asıl vatandaşlığından koparıp atıyor. Hele burada önemli ve hassas bir görev verilmişse nasıl güveneceğiz?
İngiltere ya da genel adı ile Birleşik Krallık’ın vatandaşlık yemininde bu kadar katı ve kesin ifadeler yok. Orada krala, haleflerine, hak ve özgürlüklere bağlı kalmak yeterli sayılmış:
“Ben… Yüce Tanrı adına yemin ederim ki, İngiliz vatandaşı olduğumda, Majesteleri Kral Üçüncü Charles’a, mirasçılarına ve haleflerine yasalara göre sadık kalacağım ve gerçek bağlılığımı göstereceğim. Vatandaşlık Taahhüdü: Birleşik Krallık’a sadakatimi sunacağım ve hak ve özgürlüklerine saygı göstereceğim.”
Kanada’nın vatandaşlık yemini de biraz İngiltere’ninkine benziyor:
“Kanada’ya ve Kanada Kraliçesi Majesteleri Kraliçe II. Elizabeth’e tam bağlılığımı taahhüt ediyor ve yasalara sadakatle uyacağıma ve bir vatandaş olarak görevlerimi yerine getireceğime yemin ediyorum.”
Başka ülkelerin de kendilerine göre düzenledikleri vatandaşlık yeminleri var. Peki ya
Türkiye’nin vatandaşlık yemini?
Doğrusu, araştırdım ama bulamadım; galiba bu konuda bir yemine gerek duyulmamış.
1999 yılında, ABD vatandaşlıkları olan Merve Kavakçı ile Oya Akgönenç’in milletvekillikleri
sırasında gündeme gelip bir çalışma başlatılır gibi olmuşsa da öylece kaldığı anlaşılıyor.
Aslında, Milletvekilliği yemininden ilham alınarak şöyle bir vatandaşlık yeminimiz olsa ne güzel olur:
“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ülkemizin bölünmez bütünlüğüne, Türk Milleti’nin kayıtsız şartsız egemenliğine, hukukun üstünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına sadakatten
ayrılmayacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim!”
Böyle bir yemin, son yıllarda artan vatandaşlık başvurularının düzene girip bu konuda yapılan yerli yersiz söylentilerin son bulmasına olduğu gibi çifte vatandaşlıkları olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da dikkatli olmalarını sağlayacaktır.
25 Aralık 2025
Osman OKTAY
