Prof. Dr. Mete Gündoğan’ı hatırlar mısınız?.. Milli görüş çevrelerinde “Necmettin Erbakan’ın veliaht”ları arasında adı geçerdi. Saadet Partisi’nde genel başkan yardımcılığı yaptı. Partinin 8. Olağan Büyük Kongresi’nde (Ekim 2022) genel başkan adaylığına soyundu. Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu mevcut Genel Başkan Temel Karamollaoğlu’nun adaylığı üzerinde ittifak edince adaylıktan çekildi. Sonrada kendisini siyaset sahnesinde göremedik.
Siyaset sahnemizde hak ettiği yeri bulamayan Prof. Dr. Mete Gündoğan, çok değerli bir bilim insanıdır. Sosyal medyada yakaladım. Günümüzde dünyada ve bölgemizde olup bitenleri anlatan çok değerli bir yazı kaleme almış. Aynen paylaşıyorum;
“Mesele
Türk, Kürt, Arap, Acem meselesi değil.
Mesele,
bölge kaynaklarının yağmalanması meselesidir.
Kestirmeden ve hap gibi şöyle anlatayım sana,
ey derin uykuda olan kardeşim.
Doğu Akdeniz, Kuzey Suriye, Kuzey Irak, Azerbaycan ve Hazar Denizi hattını düşün.
Bu hat üzerinde var olan bütün petrol, doğal gaz ve su kaynaklarına çökme operasyonu yapılıyor!
Bu operasyonları küresel finans elitler, ABD ve Batı Avrupa eş güdüm içinde yapıyor. Lakin her operasyonu, farklı hikâye ve gerçekliklerle ustaca örterek yapıyorlar. Bu ana omurgayı bilirsen, gerisini anlaman kolay olur.
Önce Irak’ı yıllarca İran ile savaştırdılar. Saddam, İran ile savaşırken onların kahramanıydı. Irak iyice yorgun düşünce de Saddam’ı şeytanlaştırıp devirdiler. Irak’ın üzerine çöktüler.
Kuzey Irak’ta ise özerk bir bölge yönetimi oluşturdular. Çünkü Kuzey Irak’ta büyük petrol yatakları var. Buranın yönetiminin başına, önce terörist dedikleri ama sonra da kendilerine yardım ettirdikleri Kürt elitlerini getirdiler. Onların bir müddet kısıtlı bir şekilde petrol çıkarıp kendilerini zenginleştirmelerine göz yumdular. Ama sonra, yaptıklarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ilan ederek, Bağdat’ı da içine katan bir anlaşmalar zinciri ile petrol ve doğal gazı kendi menfaatlerine göre tanzim ettiler.
Suriye’ye gelince.
Önce Suriye’de Esad’ı alkışladılar. Batı para-kredi sistemine girecek diye beklediler. Ama olmadı.
Türkiye’nin ise Suriye ile bir problemi yoktu. Hatta sınırlarımız bile resmen belli değildi.
Önce sınırlarımızı belirlettirdiler. Sonra Esad’ı şeytanlaştırdılar ve devirdiler. Suriye’de, terörist dedikleri ve başına ödül koydukları Şara isimli bir şahsı yönetime getirdiler. Dünün sarıklı teröristi, bugünün kravatlı devlet adamı oldu!
Şimdi aynı şekilde Suriye’nin kuzeyinde özerk bir yapı oluşturmaya çalışıyorlar. Çünkü petrol ve doğalgaz bu bölgede. Bu bölgeden bir kısım yerel unsurlar biraz petrol çıkarıp sattı, diye kıyameti kopardılar. Hala mahkemelerde dosyaları tutuyorlar. Çünkü onlara göre bölge petrolünün sahibi onlar.
Buradaki yapıyı oturtmak ve silahlı unsurları bir düzene sokmak istiyorlar. Çünkü petrolü güven içinde çıkarıp almak istiyorlar. Onun için de Türk-Kürt-Arap kardeşliğinden veya koalisyonundan bahsetmeye başladılar.
Tabidir ki maksatları, bölge halklarının kardeşliği değil bölge kaynaklarını rahat bir şekilde sömürmektir. Operasyonları sürüyor. ABD Büyükelçisinin konuşmalarından detayları takip edebilirsiniz.
Kıbrıs’a gelince…
Aynı şekilde Kıbrıs’ta da ‘oldu bitti’lerle yürüyorlar. Doğu Akdeniz’de muazzam doğalgaz yatakları ortaya çıktı. Bulundu demiyorum çünkü zaten biliyorlardı.
GKRY’ni Kıbrıs’ın tamamını temsil ediyor diyerek AB’ne aldılar. Bizi bölge doğalgazından bir şekilde uzaklaştırdılar. Şimdi de ‘Birleşik Kıbrıs’ tiyatrosu ile bölge gazını sorunsuz bir şekilde almak istiyorlar.
Avrupa, Rusya’dan alamadığı veya almadığı gazı Doğu Akdeniz’den telafi etmek istiyor. Yüz milyarlarca dolarlık bir pazardan bahsediyoruz!
Zavallı Gazze ise,
Doğu Akdeniz’in en zengin doğalgaz yataklarının hukuken sahibi. Ama soykırıma uğradılar. Şimdi bir somun ekmeye muhtaçlar. Kimse yardım dahi edemiyor. Çünkü bize insan hakları vaazları yapanlar, burada zulmü destekleyenlerle aynı saftalar.
Azerbaycan ve Hazar Denizi hattı da farklı bir şekilde kontrol altına alınmaya çalışılıyor.
Türkiye’de ise hem petrol hem de muazzam su kaynakları var. Lakin adım adım işleniyoruz!
Bu minvalde atılan hiçbir adım, kurulan hiçbir komisyon masum değildir.
Bütün bunlar yapıldıktan sonra bölge ülkeleri olarak ‘bizim’ olan kaynakları tüketmek için önce bunlardan satın alacağız.
Paramız yoksa da bunlara borçlanacağız. Neticede köleleştirileceğiz.
Halihazırda bile
bakınız
Mısır, 34 milyar dolarlık bir anlaşma ile bunlardan 2040’a kadar gaz alacak.
Hangi gazı?
Doğu Akdeniz gazını, yani kendi gazını!
Türkiye, ABD’den uzun süreli LNG alımı için 20 yıllık, yaklaşık 43 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. Büyük bir ihtimalle, ABD’nin vermeyi vaat ettiği gaz buradan istihsal edilecektir.
Çünkü satanlar açısından hem bağlayıcı bir şey yok hem de çok ekonomik!
Suriye Şara yönetimi, Chevron ile görüşüyor.
Kuzey’de işleri hallolsun, hemen yüz milyarlarca dolarlık hem petrol hem de doğalgaz anlaşmalarını açıklarlar. Orada da bunlar sahip, diğerleri maraba
Ve daha neler neler…
Şimdi biraz anladın mı benim uyuyan kardeşim?
Demek ki mesele neymiş?
Mesele
doğal kaynaklarımıza çökme meselesiymiş!”
Doğru söze şapka çıkarılır!..
25 Aralık 2025
Ahmet TAKAN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
