Nasıl heyecanlı olsun ki…
Soyut “Askeri Vesayet”ten somut “Tek Adam Vesayeti”ne geldik. Bütçenin arkasında “Tek Adam” imzası vesayeti söz konusudur. TBMM neyin heyacanını duyacak ki?..
Eski yıllardaki meclis bütçe görüşmeleri büyük heyecana, iktidar ve muhalefet partileri arası çekişmelere, didişmelere sahne olur; gerek Komisyon görüşmeleri, gerek genel kurul görüşmeleri çok heyecanlı geçer, adeta siyasetin ister iktidar, ister muhalefet bütün aktörleri bütçe tartısına çıkar tartılırlardı. Muhalefet bütçeyi red ediverecek sayıya ulaşmaya görsün, yandı gülümketen helva, iktidar düşerdi. Yıllarca TBMM üye sayısının 450 olduğu yıllarda “226” sayısı hem iktidar, hem muhalefet için çok büyük anlam ifade eden bir rakamdı. İktidar 226 oyu alırsa sınıfı geçti, 225 altında kalırsa da sınıfta kaldı/ yani “düştü” demekti. İktidar iktidarını kaybetmemek, muhalefet de iktidara kavuşmak uğrunda 226’yı bulmaya çalışırdı. Gerçekten de aldığı bir oyla ( 226’yı bulup) iktidarın devam ettiği, muhalefetin 226’yı bulması üzerine de iktidarın düştüğü bütçelere şahit olunmuştur. Bütçeler adeta “denge ve denetim” için zaruret olan, demokrasinin sağlıklı işleyişi yönünde ( göstermelik bile olsa, yeterli olmasa bile) yine de konuların görüşüldüğü, tartışıldığı, ülke meselelerinin masaya yatırıldığı görüntüsü veren bir müesseseydi.
Sonra “askeri vesayet vardı, biz kaldirdik” deyip yerine sivil otokrat başka bir vesayeti koyan sisteme geçtik. Sistemi getirip ve savunanlar adına “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” dediler. Dünyada başka bir örneği yoktu. Ne normal demokratik isleyişlerde, ne anormal demokratik olmayan işlemeyişlerde (🤣) örneği görülmemiş, bence hiçbir ülkede görülmesi de -bundan sonra da- bir ucube sistemi getirdik, oylattık ve adını da böyle koyduk. Sistemi getirenlerin adlandırması buydu.Bu sisteme karşı çıkanlar ise başka bir ad koydular: TEK ADAM REJİMİ/SİSTEMİ… Askeri vesayetten şikayet ederek sistemi değiştirenler kendi vesayet sistemlerini kurmuş oldular. “Askeri vesayet” ” tu kaka” edilen soyut bir kavramdı, ancak ” tek adam vesayeti” veya ” tek adam ve yakın çevresi” diyeceğimiz dar kadro vesayeti artık apaçık somut bir gerçektir.
Bütçe önce komisyonda görüşüldü. Muhalefet milletvekilleri bu görüşmelerde görüş ve düşüncelerini dile getirdiler, zaman zaman hararetli, tartışmalı oturumlar kamuoyuna yansıdı. Ama bütün bunların hiçbir faydası olmayan, Sarayın memurlarınca yazılan metne bir katkı sağlama veya düzeltebilme imkanı olmayan (neredeyse noktasına virgülüne dokunma şansı olmayan) bir metin olduğunu herkes biliyordu. Böylece ilk gelen metin geldiği haliyle genel kurula gönderildi. ( 🤔Herhalde öyle olmuştur😉) Ayni haliyle genel kuruldan da geçip kanunlaşmas kesin olan bir metni Meclis’te tartışsanız, görüşseniz ne olur, tartışmasanız, hatta hiç görüşmeseniz ne olur?..Diyelim red ettiniz…Mümkün mü? Hayır…Diyelim ki, değiştirdiniz, imkanı var mı?..İmkansız…En kötü ihtimal…Gerçi mümkünü yok ama, diyelim ki, red ettiniz …Bir hükmü var mı?.. Yok… “Tek adam ” anayasası, ya da “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ” diyor ki , ” tek adam bu metni alır, mesela %10 ilave eder, yayınlar, Kanun çıkmış olur…” Anayasa böyle demekte… Sonra da “askeri vesayet” ha ?.. Asker bütçeye karışır mıydı?…😂 Şimdi yazılıp çiziliyor ki, ” bütçe görüşmelerinde heyecan yoktu…AKP’liler de salona girmeden işi idare ettiler…” 1- Niye heyecan olsun ?..2 – AKP’liler niye salona girsin ?.. AKP milletvekillerinin saray memurunca yazılan bütçeyle oynayacak hali yok ya…Bütçe saraydan meclise gönderildiği gün zaten bitmiş demekti 🤔 “Bütçe meclisten heyecansız geçti” cümlesini kuranlar da bu işin böyle olduğunu biliyor, bilmesine de hepimiz oynanan tiyatronun figüranıyız. Ara sıra replik lazım.
13 Aralık 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
