Türkiye adını taşıyan güzel ülkemizde sayısını bilemediğim kadar siyasi parti var. Bu siyasi
partilerden birkaçı hariç çoğu, özellikle de iktidar ve ana muhalefet partilerinin hemen bütün yetkilileri ile Genel Başkanları Türk ülkesinde yaşayan milletin adını bilmiyorlar galiba. Çünkü genellikle “Bu Millet”, “Milletimiz”, bazen de “Aziz Millet” deyip duruyorlar. Ben de onlara diyorum ki, “Hay dilinizi eşek arısı soksun; milletimizin bir adı yok mu?
Öyle ya yeryüzünde bulunan her ülkenin ve o ülkelerde yaşayan insanların, toplulukların, daha
doğrusu milletlerin özel bir adı vardır. Her ne hikmetse bir istisna olarak Türkiye’de yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan insanlar genellikle “Bu Millet”, “Milletimiz” ya da “Aziz Millet” olarak ifade ediliyor. Bu kelimeler güzeldir, bazen kulağa da hoş gelir ama adı konmayan millet boşlukta ve sahipsiz kalır.
İstiklal Savaşımızın Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal
Atatürk, 1930 yılında yayınlanan Medeni Bilgiler Kitabı’nda, “Türkiye halkına Türk Milleti denir”
kaydını düşmüştür. Keza 1924 Anayasası’nda “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık bağı ile bağlı olana Türk denir” ifadesi yer almış, bu anlam bütün Anayasa çalışmalarında korunmuştur.
Türk Milleti’nin en köklü sivil toplum kuruluşu olan Türk Ocakları “Biz Hep Birlikte Türk Milletiyiz” sloganını baş köşeye yazmıştır. Yani “Bu Millet”, “Milletimiz” ya da “Aziz Millet” değil Türk Milleti vardır. Türk Milleti elbette milletimizdir, azizdir, yücedir ama adı Türk Milleti’dir.
Bütün bunların yanında son yıllarda bir de “Türkiye Milleti”, “Türkiye Edebiyatı” saçmalığı
çıktı ki sormayın! “Türkiye Milleti” yok Türk Milleti, “Türkiye Edebiyatı” yok Türk Edebiyatı vardır.
Başkalarının memleketlerinde olmayan, hoş karşılanmayan hatta gündeme bile gelmeyen bir
sakat anlayışın Türkiye’mizde dayatılmak istenmesi ve ne acıdır ki siyasilerimizin bu anlayışa öncülük etmeleri yalnızca cehaletle izah edilemez. Dolayısıyla bir art niyet aramamak safdillik olur. Ne yazık ki Türk Milleti tarih boyunca ne kaybetmişse bu safdilli oluşundan kaybetmiş, iyi niyetinin kurbanı olmuştur.
Etnik kökenlerine bakılmaksızın Almanya vatandaşlarına Alman, Fransa’da yaşayanlara
Fransız, İngiltere’dekilere İngiliz, tabir yerinde ise yetmiş iki etnik grubun oluşturduğu ABD
vatandaşlarına Amerikan denmiyor mu? Türkiye’de yaşayanlara “Türkiye Milleti”, biraz daha içselleştirerek “Bu Millet”, “Milletimiz”, “Aziz Milletimiz” diyenler acaba neden “Almanya Milleti”, “Fransa Millet”, “İngiltere Milleti”, “Amerika Milleti” demiyor, diyemiyorlar? Çünkü hiç hoş olmuyor değil mi? Kaldı ki o ülkelerde ve oralarda yaşayanlarda böyle bir anlayış, böyle bir uygulama daha açık ifadesiyle böyle bir aşağılık duygusu yok.
İktidardaki Ak Partililer zaten baştan beri Türk Milleti demediler, diyemediler. Çok nadir olarak
çekimser, mahcup bir eda ile ağızlarından kaçırdılar o kadar. Ana Muhalefet Partisi olan CHP yetkilileri ve özellikle Genel Başkanları bu konuda sanki AKP’den de katılar. Soruşturmalar, tutuklamalar başlayalı beri sık sık toplantılar, açıklamalar, mitingler yapılıyor. Özgür Özel hemen her fırsatta “Atatürk’ün partisiyiz”, “Kurucu iradeyi temsil ediyoruz” demeyi ihmal etmiyor. Ancak bugüne kadar bir defacık da olsa “Türk Milleti” dediğine şahit olmadım. Oysa “Kurucumuz” diye gönderme yaptığı Atatürk “Büyük Türk Milleti” diye hitap ediyor, “En büyük övünç kaynağım Türk olarak yaratılmış olmamdır” diyor, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diye haykırıyordu. “Kurucu iradeyi temsil ediyoruz”
deyip de o Kurucu İradenin Türk iradesi olduğunu bilmemek, bilmezden gelmek, biliniyor olsa da
söylememek, söyleyememek ne yaman çelişki ne büyük gaflettir.
CHP gerçekten Atatürk’ün kurduğu parti ise ve günümüzdeki CHP bununla övünüyorsa Atatürk’ün tavrını, anlayışını yaşatmak zorundadır. Bu yapılmadığına göre Atatürk’ü okumamışlar, okusalar da anlamamışlar demektir.
“Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır” diyen
Atatürk’ten habersiz bir CHP yönetimi olabilir mi?
Evet, bu memleket tarihte Türk’tü. Bilge Kağan’ın 1500 yıl önce taşa kazıdığı “Ey Türk Milleti!
Titre/Düşün ve Kendine Dön” hitabı hâlâ yerinde duruyor, kulaklarımızda çınlıyor. Atatürk o sözü hiç aklından çıkarmamış, Büyük Nutku’nu, Gençliğe Hitabesini “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diye bitirmiştir. Yine Atatürk, “Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır” diyerek yol göstermiştir.
İster CHP ister AKP, isterse diğer siyasi partiler olsun; Türkiye’de Türk Milleti’ni temsil ettiklerini unutmamalıdırlar. “Bu Millet”, “Milletimiz”, “Aziz Milletimiz”, “Türkiye Milleti” yok, anlı şanlı Türk Milleti var. Tekrar ediyorum; Türk Milleti milletimizdir, azizdir, büyüktür ama bir adı vardır:
Türk Milleti. Onun için Büyük Türk Milleti, Aziz Türk Milleti diyebiliriz ama cılız bir sesle “Milletimiz” diyerek geçiştiremeyiz.
“Açılım Süreci” ya da “Terörsüz Türkiye” sloganıyla başlatılıp sonunda “Milli Dayanışma,
Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adında karar kılınan oluşum kulağa oldukça hoş geliyor değil mi?
Ancak bu Komisyon’un baş aktörlerinden olan DEM Partililerle yurt içi ve dışındaki, özellikle de Irak ve Suriye’deki uzantılarının açıklamaları son derece rahatsız edici. Bu açıklamalara bir de iktidar kanadından, TBMM Başkanı’ndan yapılan destekleyici konuşmalar eklenince “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” kelimelerinin altında gizlenen niyetlerin, amaçların olmasından endişelenmemek mümkün değil.
Son zamanlarda seslendirilmeye başlanan “Adem-i Merkeziyetçilik/Yerinden Yönetim”,
“Federasyon”, “Konfederasyon” ifadeleri mide bulandırıyor. Bunlara bir de ABD’nin Suriye ve hatta Ortadoğu Özel Temsilcisi gibi görevleri de olan ve oralarda Müstemleke Valisi gibi hareket eden Ankara Büyükelçisi’nin ileri geri konuşmaları eklenince şüphe duymakta ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkıyor. Tom Barack mıdır nedir, o kişi tarihimize, üniter yapımıza karışıyor, Atatürk’e hakaret eden
ifadeler kullanıyor ama iktidardan, Dışişleri Bakanlığından okkalı bir ikaz gelmiyor, istenmeyen adam olarak ilan edilmiyor.
Türkiye sınırları içinde yaşayan herkes, her fert çok iyi bilmelidir ki birlikte rahmet, birlikte güç,
birlikte sevinç, ayrılıkta ise azap vardır. Ayrılık, bölünme olursa felaketler peş peşe gelecek demektir.
Devletimizi yönetenler, bütün kurumlar, bütün siyasi partiler de buna dikkat etmeli, atılacak yanlış bir adımın, yanlış bir ifadenin milletimizin geleceğini karartacağı unutmamalıdırlar. Herkes, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iradenin uygulamaya sokturmadığı Sevr haritasını önüne alıp üzerinde düşünerek, kafa yorarak nasıl parçalanmak istendiğimizi görüp incelerse ne demek istediğimiz anlaşılacak, bu kadar
yazıp çizmemize, yırtınıp durmamıza gerek kalmayacaktır.
Unutmayalım ve ayrılığa düşmeyelim. Çünkü Biz Hep Birlikte Türk Milletiyiz ve öyle kalmalıyız.
Osman OKTAY
*Bkz: Sevr Antlaşması Maddeleri, Tarihi ve Haritası
https://antlasmalar.com/sevr-antlasmasi-maddeleri/
