“Suça bulaşmamış PKK’lı”…

Ne olur, bunu bana biri izah etsin?..

Hareketin lideri Devlet Bahçeli, 12 Mayıs’ta “PKK terör örgütünün feshi ve silah bırakmasıyla” ilgili yazılı basın açıklamasında, “silah bırakan örgüt militanlarından suça bulaşmış ya da bulaşmamış olanların tasnif ve tefrikinin…” diye bahsetmişti. MHP’nin “hukukçu” sıfatlı Genel Başkan yardımcısı Feti Yıldız da, terör örgütü için çıkartılmasını istedikleri af yasasından söz ederken sık sık “suça bulaşmamış PKK’lılar serbest kalacak ” der…

Moda oldu!.. Söylene söylene, tekrarlana tekrarlana, normalleştiriliyor. PKK, terör örgütü değil mi?.. Suça bulaşmış olsun yada olmasın, terör örgütüne mensup olmak, yardım ve yataklık etmek, propagandasını yapmak suç değil mi?.. Suça bulaşmış olmak için illa ellerine silah alıp adam mı öldürmüş olmaları gerekiyor?..

Neyin kafasını yaşadıkları belli ve de çok aşikar da biz yine saf saf soralım;

Birileri çıksa, “ben falanca mafya çetesinin üyesiyim ama hiç adam öldürmedim. Sadece tahsilat işlerine baktım” dese, “vay be adam masummuş. Hiç suça bulaşmamış. Bu mübarek adamı yargılayıp hapse atmak günahtır” mı diyeceğiz?..

Bakın ne hallere geldik;

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, EKOL TV’ye yaptığı değerlendirmede tüm PKK’lılara af isterken şunları söylüyor;

“En başında ayrıştırıcı bir yaklaşımla ‘şunlar, bunlar şu kadar, diğerleri bu kadar’ şeklinde bir ayrım yapmak bence doğru değil. Bütüncül bir yaklaşımla meseleye yaklaşmak gerekiyor. 50 yıllık bir silahlı örgütte kimin eline silah alıp almadığını nereden bileceğiz? Bunu nasıl ölçeceğiz? Bunu önerenlere aslında sormak lazım. Zaten herkes eline silah almış, katılmış da; kim kullandı, kim kullanmadı nasıl ayırt edeceğiz? İkincisi; bir örgüt kendisini feshediyorsa ‘yönetici, orta kademe, alt kademe’ gibi ayrımların ne anlamı kalır? Nasıl tartışılır, nasıl formüle edilir bilmiyorum ama sonuçta bunlar örgütün yöneticileridir.”

“PKK’nın siyasi temsilcileri, daha gerçekçi daha açık ve dürüst konuşuyorlar” desem itiraz edip bana kızar mısınız?..

Sayın yöneticilerimizden bir rica da bulunup bu faslı şimdilik noktalayalım;

Ne olur!.. Daltonlar, Redkitler, Anucurlar, Camgözler, Gündoğmuşlar, Atız-Casper’lara da af çıkarın… Çıkarmazsanız gönül koyarım!..


Cumhur İttifakı içten içe kaynıyor mu?..

Kaynıyor…

Gidişattan ve anketlere yansıyan oy kaybından rahatsız bazı AKP milletvekilleri bir rapor hazırlayıp hem parti yöneticilerine hem de saraya göndermişler. Özetleyecek olursak, şunlara vurgu yapmışlar;

  • Toplumda, sürece geniş destek yok.
  • Cumhur İttifakı MHP ile olmuyor, gitmiyor. Sağ seçmen yelpazesi daha genişletilmeli. Büyük Birlik Partisi’ni (BBP) daha ön plana çıkarıp daha görünür hale getirelim.
  • HÜDA PAR ile olmuyor. Sağ seçmende büyük tepki var.
  • Sağ yelpazenin genişletilmesi için yeni katılımlara ihtiyaç var.

Hemen aklınıza gelecek olasılıkları görür gibiyim. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu ile partilerinin ittifaka dahil edilmesi… Siyasi kulislerinde hep gündeminde… Sağda solda, yazılıp çiziliyor da… O zaman size, bugünlerde AKP kulislerinde popüler olan bir fısıltıyı ileteyim;

Bir zamanların “abla”sı İYİ Parti eski Genel Başkanı Meral Akşener ile 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de aktif olarak AKP saflarına döneceği konuşuluyor. Ha, bu fısıltıları Akşener ile Gül mü yayıyor yoksa karşı taraf mı?.. Bilemem!.. Belki de saraya sunulan rapor bu işin bir alt yapı çalışmasıdır…

13 Aralık 2025

Ahmet TAKAN

KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/


Yorum bırakın