Yeniden merhaba…
Hasret bitti… Yuvaya döndük…
En başta Ahmet Çelik Bey olmak üzere bana sıcak ilgi ve sevgi gösteren değerli YENİÇAĞ ailesine en içten teşekkürler…
Nerede kalmıştık?..
Ayağımızı gaz pedalından çekmeden devam edelim…
Yakın geçmişte, sıralı rakamlarla “çözüm süreci” diye adlandırılan günümüzde format atılarak devam eden yeni süreçte olup bitenlere şaşırıyor muyuz?..
Hayır!.. Perşembe’nin geleceği Çarşamba’dan belliydi…
En sıcak gelişmeden başlayalım. Bütçenin TBMM Gelen Kurulu’nda görüşüldüğü ilk gün çekilip, sosyal medya üzerinden paylaşılan, aslında her şeyi anlatan o fotoğraftan…
Hareketin lideri Devlet Bahçeli, DEM Parti Diyarbakır milletvekili Cengiz Çandar, DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ve Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun’un da bulunduğu o fotoğrafın şifrelerini önceki gün (Salı) YENİÇAĞ’ın internet sitesinin de yer verdiği, “İşte kapı gibi belge; BAHÇELİ, BARZANİ’YE DÜMENDEN SALLAMIŞ!.” başlıklı yazımızda çözmüştük.
“Çözüm süreç”lerinin baş aktörlerinden dünün “gazeteci”si bugünün DEM Parti milletvekili Cengiz Çandar, Devlet Bahçeli ile o fotoğrafı çektirmeden önce Kürdistan 24 haber sitesine konuşmuştu. Çandar, o fotoğraf karesini servis edip gerekli yerlere mesajını ulaştırdıktan sonra koşa koşa gidip, Barzanilerin finanse ettiği RUDAW haber sitesine özel demeç verdi.
Doğal olarak haberin en kralını da oradan öğrendik. “Cengiz Çandar: Tartışmalar aşıldı, süreç ileriye doğru akıyor” başlığıyla verilen haberden bazı alıntılar yapayım;
- Çandar, “Meclis kulisinde DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ı yerinden kalkarak tebrik etmesi, basit bir el sıkışma değildi. Bu, sürecin devam ettiğine ve ilerleyeceğine dair çok önemli bir işaretti” dedi.
- Sürecin bundan sonraki yol haritasına da değinen Çandar, komisyon raporunun tamamlanmasının ardından yasama faaliyetlerinin başlayacağını söyledi. Çandar, “Raporun Meclis’e sunulmasının ardından, muhtemelen Ocak-Şubat aylarında sürece ilişkin kanun teklifleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine gelecek. İktidar partisi, komisyon raporuna dayalı olarak gerekli adımları atacaktır” dedi.
- İmralı görüşmesine ait tutanaklarla ilgili yaşanan “özet metin” tartışmasına da açıklık getiren Çandar, bu durumun süreci etkilemediğini vurguladı.
- Konunun detaylarını aktaran Çandar şöyle konuştu:
“İmralı’da yapılan görüşme ses kaydına alındı ve 16 sayfalık bir metne döküldü. Görüşmeye katılan 3 milletvekili de bu tutanağı ‘görüşme bu şekilde cereyan etmiştir’ diyerek imzaladı. Ancak tutanağın tamamının yayınlanması istenmeyince bir özet çıkarıldı. DEM Parti Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, bu özetin gerçeği tam yansıtmadığı gerekçesiyle itiraz etti. Ben o an ‘Bu özetin belge değeri yok’ dedim. Şu an bu tartışma aşılmış durumda ve süreç ileriye doğru devam ediyor.”
“Devlet Bahçeli olmadan bu süreç bugünkü noktaya gelemezdi” diyen Cengiz Çandar’ın sayesinde, terör örgütü PKK’lılar için af teklifi başta olmak üzere diğerlerinin Ocak-Şubat aylarında Meclis gündemine geleceğini öğrendik!.. Bir de, İmralı’ya bebek katili Abdullah Öcalan’ın ayağına giden Meclis komisyonu üyelerinin birer figüran olduğu da Çandar’ın açıklaması ile belgelendi. “Nasıl olur” diye hemen itiraz etmeyin. O diyor, ben demiyorum; “komisyona sunulan özetin belge değeri yok” diye…
Cengiz Çandar, Devlet Bahçeli’den yüzde 100 garanti almasa böyle konuşabilir miydi?..
Perşembe’nin gelişi belliydi!..
Terör örgütü PKK’nın baş havarilerinden Cengiz Çandar, 7 yıl İsveç’te yaşadıktan sonra milletvekili olmak için Türkiye’ye geldiği 2023 seçimleri öncesinde müttefiki ve yakın arkadaşı “gazeteci” Ruşen Çakır ile yaptığı özel röportajda sanki bugünleri anlatmıştı. Söyleşinin yayınlandığı (13 Nisan 2023) medyascope’den en can alıcı bölümü verelim;
Cengiz Çandar; Bu son 4 yıl içinde, daha doğrusu 7 yıl içinde o kadar çok târih okudum ki… En çok okuduğum da, son dönem Osmanlı târihi ve ilk dönem Cumhuriyet târihi. 1908 Meşrûtiyet öncesi gibi bir hâli var Türkiye’nin. Bende öyle bir duygu var. Sanki 14 Mayıs da Meşrûtiyet îlânı gibi. Padişah aynı, Abdülhamit orada duruyor. O veriyor zâten. Neyi veriyor? 1876 yılında iptal ettiği anayasayı veriyor. Evet, bir yandan rejim değişiyor. Kimisi fesini atıyor, kimisi şapkasını atıyor, kimisi serpuşunu atıyor. Sırp’ı, Ermeni’si, Arap’ı, Türk’ü, Kürd’ü birbirlerine sarılıp öpüşüyor. Tabiî bu böyle devam etmiyor. 1912-1913’te ve daha sonra savaş, bambaşka gelişmelere yol açıyor. Ama en azından, 14 Mayıs târihi -ondan sonraki durak ne olacak şimdiden bilmiyoruz; çok kısa bir târih de olabilir, uzun da- toplumda Meşrûtiyet’e benzer bi ruh hâli, “Oh! Yeni bir dönem açılıyor” gibi bir sonuca yol açabilir.
Atalar boşa dememiş;
Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim…
11 Aralık 2025
Ahmet TAKAN
KAYNAK: https://yenicaggazetesi.com.tr/
