Konumuz: Talabani, Barzani, PKK ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

Ancak, karakol komutanlarınızın muhatabı olması icap eden kişileri kendilerinizin muhatabı haline getirirseniz olacağı budur. Önce işler Barzani, Talabani gibi kişilere kırmızı pasaportlar verip “devlet başkanı” muamelesi yapmakla başladı. Bir de baktık ki, bizim himayemizde ve kontrolümüzde sandığımız Talabani karşımıza Irak cumhurbaşkanı olarak dikiliverdi. Bizim hala “Irak’ın birlik ve bütünlüğü ” gibi lafları gevelediğimiz günlerde bütün dünya artık Barzani’yi “Kuzey Irak (Irak Kürdistan’ı) Özerk Yönetimi Başkanı” olarak kabul etme noktasındaydı. Biz hala “Irak’ın toprak bütünlüğü” gevelemesindeydik. O noktadan Barzani’yi ailece yan canibimize oturtup “Kürdistan”lı cümleler kurup; poşusundan konfeti temizledigimiz günlere geldik. O günlerden bugünlere geldiğimizde de artık ok yaydan çıkmıştı ve Barzani Şırnak’taki “devlet başkanı” misali karşılanıp, uzun namlulu silahlı korumalarıyla gösterisini sunacaktı. Bunda, yani olayların gelip buraya dayanmasında/ bu hale gelmesinde anormal olan bir durum yoktur, tabii gelişme budur, olacağı buydu. Bu işin Talabani, Barzani yani peşmerge cephesi. Diğer yanda da (yani PKK cephesinde de) durum farklı değildir. Teğmenlerini asilik etti diye ordusundan ihraç eden Türkiye, “Anayasal düzenini yıkmak için silahlı terör örgütü kurup, dağa çıkan” asileri bağrına basmaya kalkınca o yanda da işler karıştı. Bese Hozat bir “asi general” edasıyla dağdan merdivenle indi ( sanki Meksika filmi) Kawa ateşinde silah yaktı ve tekrar dağa/mağarasına döndü. Yine bir karakol komutanı seviyesinde muamele göstereceğimiz, muhatap olacağımız kişilere bir mütarekenin “muzaffer komutanı” seviyesinde muamele etmiş; öylece muhatap almış olduk. Zaten Apo’ya da muamelemizi ve muhataplığımızı çok yüksek seviyelere çıkartmış bulunuyoruz. Karakol komutanı ne kelime kendisine yıkmaya çalıştığı, “Anayasal düzenini yıkmak için silahlı terör örgütü kurduğu” (devlet ve millet varlığı, Bayrak, İstiklâl Marşı, TSK, TBMM …hepsi içinde) TC olarak devlet adına,TBMM adına heyet gönderdik. Adamın muhataplık seviyesini nereden ( karakol komutanı) nerelere getirdik. PKK ile TC’yi bir müzakerenin eşit tarafları yaptık. Bu çok pişman olacağımız ve artık telafisi de mümkün görünmeyen ULUSLARARASI NİTELİKTE BÜYÜK BİR YANLIŞTIR. BİRİSİNE SORUMSUZCA VE ŞUURSUZCA ATTIRILAN TAŞ, GELİP KENDİ KAFAMIZI YARMIŞTIR…

Yapılan peşpeşe yanlışların bizi getirdiği nokta budur. Bir gün ne kadar büyük yanlışlara; devlet ve millet hayatımızdan büyük kayıplara sebep olan işlere sebep olduğumuzu farkettiğimizde maalesef iş işten geçmiş olacaktır. Konunun vahametinin farkında olan ve çırpınan Türk Milliyetçileri, Türk vatanseverleri UYARMAYA, GERÇEKLERİ MİLLETE ANLATMAYA VE BU ÇARPIKLIĞA DİRENMEYE DEVAM EDECEKTİR. BAŞKA DA ÇARE YOKTUR.

05 Aralık 2025

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın