21. Dönem Ağrı Milletvekili Nidai Seven, bugün sosyal medya hesabından “YÜCE TÜRK MİLLETİ’NE” başlığıyla aşağıdaki açıklamayı paylaştı.
05 Aralık 2025
ÜLKÜ PINARI
İşte Nidai Seven’in Mesajı:
“YÜCE TÜRK MİLLETİ’NE !!!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasa’nın 1., 2. ve 3. maddelerinde tanımlandığı üzere, üniter yapıya sahip bir hukuk devletidir. Devletin amacı; ülkenin bölünmez bütünlüğünü, kamu düzenini ve toplumsal barışı korumaktır. Bu bağlamda terörle mücadele, hem anayasal bir zorunluluk hem de uluslararası hukuktan doğan bir yükümlülüktür.
Geçmişte olduğu gibi,
“Çözüm Süreci” olarak adlandırılan dönem, adeta bir rezalet.
PKK gibi silahlı bir organizasyonun herhangi bir topluluğu temsil ettiği iddiası hukuken geçersizdir.
Terör örgütüyle müzakere, Anayasa’nın devlete yüklediği “ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruma” görevine aykırılık oluşturur.
Terörün siyasallaşmasına zemin hazırlamak,
Mücadele etmesi gereken devletin, terör örgütünü dolaylı olarak siyasi muhatap kabul etmesi, uluslararası literatürde “siyasi meşruiyet aktarımı” olarak tanımlanır.
Çözüm Süreci’nin yalnızca bir iç mesele olmadığı; bölgesel projelerin Türkiye üzerindeki etkileriyle ilişkili olduğu açıktır.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde Ortadoğu’nun etnik ve mezhepsel temelde yeniden düzenlenmesi hedeflenmektedir.
Bu bağlamda Arz-ı mev’ûd hattı, Davut Koridoru gibi jeopolitik kurgular, bölgesel haritaların yeniden şekillendirilmesi senaryolarının parçasıdır.
Türkiye’de etnik temelli siyasetin güçlendirilmesi; Türkiye’nin ulus-devlet yapısının zayıflatılması amacıyla dış baskılarla uyumludur.
Tarihi gerçeklerde Turani kavim olan Kürt toplumunun, sosyolojik yapısı tek bir iradeye indirilemez.
Bu durum, diğer etnik yapılara aidiyetsizlik bilincine ortam hazırlar.
PKK’nın Kürtleri temsil ettiği iddiası bilimsel olarak temelsizdir.
Doğu ve Güneydoğu’da devletinin yanında durmuş, şehit ve gazi vermiş geniş halk kesimlerinin iradesi, terör örgütü tarafından gasbedilemez.
Bu nedenle PKK’nın Kürt toplumunun siyasi temsilcisi olarak gösterilmesi hem siyasal hem hukuki açıdan geçersizdir.
“Çözüm Süreci” benzeri girişimler, devlet aklı açısından;
Devletin güvenlik ve kamu düzeni politikalarını bir silahlı örgütle müzakere etmesi, egemenlik alanını paylaşma görüntüsü yaratır.
Terörle mücadelede en temel ilke caydırıcılıktır. Terör örgütüne siyasi alan açılması, caydırıcılığı zayıflatır ve örgütün kapasitesini artırır.
Bölgesel projelerle uyumlu bir zafiyet politikası, uluslararası aktörlerin Türkiye’nin iç işlerine müdahalesini kolaylaştırır.
Terörle meşruiyet ilişkisi kurulması, kamu düzeni üzerinde olumsuz etkiler yaratır ve toplumsal gerilimi artırır.
Sonuç olarak, Türk Milleti’ni, Türk, Kürt, Arap olarak adlandırmak, bölünmenin ilk ortamını hazırlamaktır…
Gaflet değilse, ihanetin beşiğini sallamaktır…
Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği, geleceği ve anayasal düzeni; sloganlarla veya siyasi ihtiyaçlarla değil, hukuka dayalı kurumsal politikalarla korunabilir. “Terörsüz Türkiye” herkesin arzuladığı bir özlem duyduğu bir vakıadır.
Ancak meydana gelen gelişmeler bunu teyit etmemektedir.
“Terörsüz Türkiye” benzeri söylemlerin içi; terörle mücadelede tutarlı, caydırıcı ve kararlı bir devlet politikası olmadıkça boş kalır.
Terörle müzakere, hukuken ve siyasi bilimler açısından meşru değildir.
Devletin terör örgütleriyle muhatap olması, terörü güçlendirir.
Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisi PKK değildir; olamaz.
Bölgesel projeler Türkiye’nin üniter yapısını hedef almaktadır.
Türkiye’nin gerçek ihtiyacı slogan değil, kurumsal, kararlı, uzun vadeli bir terörle mücadele stratejisidir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası, herhangi bir siyasi liderin kişisel hedeflerinden üstün; milletin huzuru ise her türlü siyasi taktiğin üzerindedir.
Saygılarımla,
05.12.2025
Nidai Seven 🇹🇷
21.Dönem Ağrı Milletvekili”
