Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY) olarak isimlendirilen ve ABD’nin dayatması ile Irak’ın kuzeyine konuşlandırılan çadır devletinin eski Başkanı ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani, Şırnak’ın Cizre ilçesinde düzenlenen 4. Uluslararası Melayê Cizîrî Sempozyumuna (*) “Şeref Misafiri” olarak katıldı. (Katılabilir, sakınca yok da ellerinde uzun menzilli silahlar, üzerlerinde üniformaları olan Peşmerge grubu ile katılması Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bir tehdit unsuru değil de nedir?
Bir Bölgesel Yönetim de olsa Barzani şu anda o yönetimin lideri ya da başkanı değildir. Olsa bile fark etmez ama o bile değildir ve adeta bir devlet töreni yapılırcasına karşılanması doğru değildir. Kaldı ki Türkiye’ye pek çok devletin Cumhurbaşkanı, Kralı, Başbakanı, Genel Kurmay Başkanı gelip gitmiştir de hiçbirinin öyle eli silahlı, sırtı üniformalı askerleri olmamıştır, olamaz da. Bu doğru değildir.
Bu konuda iktidardan hiç ses çıkmaması, İçişleri Bakanı’nın sessiz kalması düşündürücüdür. Cumhurbaşkanı danışmanlarından ikisinin durumu eleştirmesi yerindedir ama adeta bir “Yasak savma” kabilinden olmuştur.
İktidarın ittifak ortağı olan MHP lideri Devlet Bahçeli ise şu açıklamayı yaptı:
“Vatan topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta
dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin vakarına, saygınlığına, tarihi
itibarına ve egemen vasfına taammüden saldırıdır.”
Bu açıklama yapıldı yapılmasına da yaptırımı nedir? Bir sonuç alınmış mıdır? Bu kepazeliğe izin veren İçişleri Bakanı, Şırnak Valisi, Cizre Kaymakamı ve başka kimlerin dahli varsa hesap sorulmuş, görevden alınmışlar mıdır? En azından bu yazı yazılana kadar öyle bir işlem yoktu, bundan sonra olsa da zaten yasak savma kabilinden olur ki devlet ciddiyeti ile bağdaşmaz.
Muhalefet partilerinden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu olaya tepki göstererek şiddetle kınadılar. Doğrusu, Ana Muhalefet Partisi olarak en büyük tepkiyi göstermesi gereken CHP Genel Başkanı’ndan bu konuda bir ses duymadım. Yalnızca, CHP Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır’dan bir eleştiri geldi.
Olayın Ali Yerlikaya’nın İçişleri Bakanı olduğu bir zamana denk gelmesi bize ister istemez 2009 yılında vuku bulan ve “Habur Rezaleti” olarak akıllarda kalan bir başka rezaleti hatırlatıyor. O dönemde Ali Yerlikaya Şırnak Valisi olarak görev yapıyordu.
Güya bir “Çözüm Süreci” başlatılıyordu ve 34 PKK’lı militan zafer işaretleri yaparak güle oynaya Habur Sınır Kapısı’ndan içeri alınmış, otobüsle Hacca gidildiği yıllarda Diyanet tarafından oluşturulan “Hac Konaklama Merkezi”nde kurulan çadırlarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savcı ve hakimleri tarafından mahkeme kurularak teröristlerin aklama paklama işleri yapılmıştı. O teröristler de tıpkı Barzani’nin peşmergeleri gibi dağda giydikleri üniformaları ile gelmişlerdi.
29 Ekim 2014 tarihinde ise bu defa Habur Sınır Kapısı’ndan ağır silahları ile giriş yapan
Peşmergeler bir üçüncü ülke durumundaki Suriye’nin “Kobani” diye adlandırılan Ayne’l Arap
bölgesine geçmişler, Silopi’de kendilerine Şırnak Valisi Hasan İpek tarafından kebap ısmarlanmıştı.
Yıl 2025… Kasım ayının sonlarında Cizre’de yaşanan son rezalet bizi işte 2009 ve 2014
yıllarına götürüverdi.
Olup bitenlerden bir türlü ders alınmıyor, almıyorlar, almıyoruz. Sık sık duyduğumuz bir
“Devlet aklı” tabiri vardır. Biz devlet aklı denen nesnenin uyanıklık, akıllılık olduğunu bilir, öyle inanırız.
Ancak 2014’te Peşmergenin sınırlarımız içinden geçerek Suriye’ye girmesinin bize hiçbir faydası olmadı. Şu anda o bölge PKK’nın Suriye kolu diye bilinen ve asıl güçlerini topladığı yerler. PYD denen yapı oralarda kökleşmiş, dal – budak salmış durumda. 2009’da çadır mahkemeleri kurarak akladığımız teröristler de hiç yola gelmediler, aksine o olaydan sonra yüzlerce güvenlik görevlimiz şehit oldu, binlerce insanımız teröre kurban gitti.
Son olayda Barzani’nin eli silahlı ve üniformalı peşmergeleri ile gelmesi Sayın Bahçeli’nin dediği gibi “Vatan topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin vakarına, saygınlığına, tarihi itibarına ve egemen vasfına taammüden saldırıdır”
Evet, ülkemizde yabancı asker görmek istemiyor, iktidarın geçmişten ders almasını ve benzer rezaletlerin tekrar edilip durmasına bir son vermesini bekliyoruz. Gerçi bizi dinleyen olmaz da yine de bekliyoruz; bakalım Devlet Bahçeli’nin bu tepkisinin ikazının gereği yapılacak mı yapılmayacak mı?
02 Aralık 2025
Osman OKTAY
(*) Muhammed el-Boti (Bohtî) el-Cizîrî ya da Melayê Cizîrî (d. 1567, Cizre – ö. 1640,
Cizre), Kürt asıllı Osmanlı döneminde yaşayan âlim kişiliği ile de tanınan şair.)
