Acaba tutuklu ve hükümlülerin ziyareti ile ilgili yönetmelik hükümleri Ömür Boyu Hapis Cezası alan Teröristin sanki mahkum olmuş bir Devlet yöneticisi gibi ziyareti mümkün olabilir mi? Yoksa böyle bir ziyaret ile kendisine bir devlet yöneticisi ve siyasi bir özellik mi verilmek isteniyor. Bu terörist 50 000 Türkün ve Türk Askerinin katili. Kaldı ki bu teröristin Ermeni kökenli olduğu ve gerçek adının “Artin Agopyan” olduğu dahi ifade ediliyor.

Bu ziyaret yapılmamalıydı. Maalesef gizli saklı bu ziyaret yapıldığı için, ileride haklarında öncekilerden olduğu gibi bunlar hakkında da dava açılmalıdır. "Hükümlü Ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik

Adalet Bakanlığından

Resmi Gazete Tarihi : 17/06/2005

Resmi Gazete Sayısı : 25848

BİRİNCİ KISIM : Temel İlkeler

Milletvekillerinin görüşmeleri:

Madde 40 – ( Değişik madde: 28/07/2007 – 26596 S.R.G Yön5.mad;Değişik madde: 22/01/2010 – 27470 S.R.G. Yön./2.mad)

Milletvekillerinin, ceza infaz kurumlarındaki yaşam şartlarını yerinde görerek tespitlerde bulunmak, inceleme yapmak veya hükümlü ve tutuklular ile görüşmede bulunmak amacıyla yapmış oldukları istemler, ceza infaz kurumu idaresine bilgi vermek koşuluyla yerine getirilir. Milletvekilleri, hükümlü ve tutuklularla açık ziyaret şeklinde görüşebilir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Üçüncü Kısım Beşinci Bölüm, Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlardan tutuklu ve hükümlülerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilmelerinde Bakanlığın yazılı izni aranır.

Ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlüler ile barındırıldıkları bölümler, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve diğer komisyonların başkan ve üyeleri ile yanlarında bulunan görevliler tarafından komisyon kararı ve görevleri çerçevesinde ziyaret edilebilir.

Ziyaretlerde konuşulacak lisan

Madde 41 – (Değişik cümle: 06/11/2009-27398 S.R.G Yön/6.md.) Ziyaret esnasında görüşmelerin Türkçe yapılması esastır. Ancak, hükümlü veya tutuklunun Türkçe bilmemesi veya görüşeceğini bildirdiği yakınının Türkçe bilmediğinin beyan edilmesi halinde, Türkçe’den başka bir dilde konuşmanın yapılmasına izin verilir ve konuşma kayda alınır. Kayıtların incelenmesi sonucu, konuşmaların kurum güvenliğini veya kamu düzenini tehlikeye düşürecek nitelikte bulunması halinde haklarında idarî ve adlî işlem yapılır.

( Ek fıkra: 28/07/2007 – 26596 S.R.G Yön6.mad) Yabancı uyruklu hükümlü ve tutukluların ziyaret ve avukat görüşlerinde, ücreti taraflarca karşılanmak koşuluyla bir tercümandan veya o dili bilen bir gönüllünün yardımından yararlanılabilir.

KISA NOTLAR:

Bir dostun paylaşımı: “Terörsüz Türkiye diye diye ülkeyi alıp teröre teslim olmuş; devleti teroristin ayağına gider hale getirdiler…”


Bu ülke 1919 Mayıs’ında Bandırma Vapuru’na binen milliyetçilerle KURTULUŞ VE KURULUŞ yolunda ilerledi. Şimdilerde kendilerine “milliyetçi” diyenler ülkenin kaderini İmralı feribotuna yüklüyorlar… Ülkenin kara yazısı…


“Önce ülkem, sonra partim, sonra ben…” Öyle mi ?… AKP bir başına iktidar olabilmeyi ( Meclis çoğunluğunu elde edebilcek %45 civarı oyu tek başına alabilme ) ve %51’i bularak Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilmeyi becerseydi bugün MHP mecliste olur muydu?


MHP için AKP ilk seçimdir “ülke”den de, partiden de önce gelen bir varlıktır. Hatta bu anlamda Erdoğan da Bahçeli’den önce gelir. Aynı şekilde AKP için de MHP ve Bahçeli’nin varlığı “ülke”den de, “parti ” den de önce gelir. Gelegelmiştir, hala da durumlar her ikisi açısından da değişmemiştir.
AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanlığı MHP’ne bağlı; MHP’nin meclis varlığı da AKP’ne sıkı sıkıya bağlıdır. Aritmetik yetmediği için Hüdapar işe dahil edildi. DEM’e muhtaç hale gelmeleri yeni aritmetiğe / hesaba ihtiyaç duyduklari içindir. Yoksa konu “ülke” sevdası (yani “önce ülkem” meselesi) değildir…

25 Kasım 2025

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın