
Hepimiz iyi-kötü bir kısım okullara gittik. Kimimizin diploması var, kimimizin yok. Kimimiz yüksek okul okudu, fakültelere gitti, üniversitelerden mezun oldu. Kimimiz de ilk, orta, lise tahsillerimiz sırasında en azından yurttaşlık bilgisi dersleri gördük. Çoğumuzun okul yıllarında da çoğunlukla yüzbaşı-binbaşı seviyesinde muvazzaf subayların girdiği derslerde “milli savunma ve askerlik dersleri” okuduk. Orta okul ve liselerde bu dersleri 1926-27 döneminden beri okutmuşuz. İşte konuya buradan girerek bazı sorular soralım…”Elinde silah bulunduran taraflar…” diye bir cümle kurulacak olursa – bütün dunyada- akla ne gelir ?..Hemen SAVAŞ gelmez mi ?..Bu cümle savaşan, savaşmakta olan tarafları ( iki veya daha fazla sayıda ülkeyi ve o ülkelerin ordularını ) ifade etmek için kurulmuştur. Savaşan iki ülke ve orduları olabilir. Bir ülke birden çok ülke ve ordularıyla savaşıyor olabilir. Ya da, her iki tarafta da birden fazla ülke ve orduları olabilir. Eğer ki, “elinde silah bulunduran” sözüyle savaşı kasdetmekte iseniz, bunun ülkeler ve ordular arasında olduğunu biliyorsunuz demektir. Bu en basit ilkokul, ortaokul, lise bilgisidir. Eğer “elinde silah bulunduran taraflar” cümlesini kurduysaniz ve kasdetmekte olduğunuz taraflardan biri bir ülke, bir devletse, o işte bir iş var demektir. Kastedilen ülke ve devlete karşı “silah bulunduran taraf” beyanı, bahis konusu ülke /devletin bir isyanla, başkaldırıyla, kalkışmayla, terörle karşı karşıya bulunduğunun göstergesidir. Burada “silah bulunduran taraflar” tarifi bir yanda bir ülke /devleti kastediyorsa, karşı tarafın adı bir ülke /devlet değil, sözde “Gerilla”dır. Sözde” Gerilla”yı ordu ile, teröristi devletle eşitleyemezsiniz. Bunu Ülkemiz özelinde yapmaya kalkarsanız akla, mantığa, hukuka, milli savunma ve askerlik sistemine aykırı bir iş yapıyorsunuz demektir. Eğer ki, konunun “silah bulunduran taraflar” lafının sözde “gerilla”, ya da terör tarafındaysanız ve Sevr Türkiyesi için silaha sarılan tarafla birlikteyseniz (Apo, Demirtaş, Buldan, Karayılan, Bakırhan, G.Koçyiğit, Selçuk Mızraklı, Sakık gibi…) kendi açınızdan haklısınız demektir. Çünki, siz Lozan yerine Sevr’i istiyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile narko-terör örgütünü eşit kılmaya çalışıyorsunuz; Apo’yu TC Cumhurbaşkanı’nın mevkidaşı haline itelemeye çalışıyorsunuz; ” silah bulunduran taraflar” lafıyla Türk Devletiyle terör örgütünü, TSK ile gerillayi dünyaya aynı seviyede takdim ediyorsunuz…Böyle yapmakta da haklısınız. Siz doğru olanı yapıyorsunuz…”…Karşılıklı olarak savaşı bitirme…” diyorsunuz ya…Onda da haklısınız… Elimiz kırılsa da biz ( TC DEVLETİ, TSK) elimize silah almasaydık…Ne siz isyan ederdiniz, ne dağa çıkardınız, ne ” Anayasal düzeni yıkmak için silahlı terör örgütü kurmak” zorunda kalırdınız; ne başkaldırı, ne kalkışma olmazdı…Mete Han zaten bu orduyu boşuna kurmuş…Ne vardı ki, Mustafa Kemal Şişli’deki apartmandan kalkıp Bandırma Vapuruna binmesiydi… Bunların ” karşılıklı olarak silah bulunduran taraflar ” ve “…savaşı bitirme iradesi…” sözleriyle kendilerini bizimle ( TC ile,TSK ile, TBMM ile, Cumhurbaşkanımız ile) eşit görme ve eşitleme gayretlerini anlıyorum da bizim kendimizi bunlarla ( narko-terör örgütüyle, sözde “gerilla” ile, Apo’yla ) aynı seviyeye indirme telaş ve gayretimizi hiç anlamıyorum…
TC Devleti ve TSK, bölücü narko-terör örgütü PKK’nın ve sözde “Gerilla”nın eşiti değildir. Ortada bir savaş yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bir başkaldırı vardır. TC ile örgüt, TSK ile sözde “Gerilla” savaşı söz konusu değildir. İşin adı, “Anayasal düzeni yıkmak için (Devlet, Anayasa, Hükümet, TBMM, Bayrak, İstiklâl Marşı, Türkçe, Başkent Ankara, TSK. ..hepsi icinde) silahlı terör örgütü kurmak”tır… Kısa adı ise savaş değil başkaldırıdır. Aynı mantığa vurursak 15 Temmuz isyanına da “SAVAŞ ” demeye kalkarlar.
24 Kasım Öğretmenler Günündeyiz .PKK tarafından katledilen yüzlerce öğretmen hangi savaşın “…elinde silah bulunduran tarafı” idi?..
Türk Milleti, TC Devleti, Cumhurbaşkanı, hükümet üyeleri, TBMM adına sevgi, selam, saygı sunacak, bağlılık bildirecekler. Ne bir TC vatandaşı olarak, ne de millet egemenliğinin tescil ve tecelli yeri olan Gazi Meclis’te görev yapma şerefine erişmiş bir eski parlamento üyesi olarak bu heyetin iradesi ile aynı görüşte olmadığımı; ayrıca bu anlamsız ve hukuk dışı işin, TC Devleti’nin, aziz Türk Milleti’nin, TBMM’nin iradesiymiş gibi takdim ediliyor; gerilla ve terör karşısında başımızın eğiliyor olmasını da şiddetle kınıyorum.
Siyaseten, fikren, fiilen karşısında dursam, yaptıklarından ve yapmadıklarından razı olmasam da Apo’nun adeta Devletimizin başı sıfatıyla bizi temsil eden Sayın Erdoğan’la, terör örgütünün TC Devleti’yle, basit gerilla artıklarının TSK ile eşitlenerek yürütülen bir sözde mütarekeden ziyadesiyle muzdaribim, endişeliyim ve hiddet doluyum. Bu işten en ziyade rahatsız olmasını/hatta olduğunu düşündüğüm kişi ise Sayın Erdoğan’dır…
24 Kasım 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
