
TRT yani Türkiye Radyo Televizyon Kurumu bir kamu kuruluşudur, devlet organıdır, Türk Milleti’nin ortak malıdır. 30 yıl boyunca TRT’de çeşitli görevlerde bulunduktan sonra emekli olmuş biriyim.
Türk Milleti’nin malı olan bu kurum hemen her devirde iktidardaki siyasi patilerin gözdesi
olmuş, bir şekilde kullanmak için gayret gösterilmiş, ona göre kadrolaşılmaya çalışılmıştır.
Bir dönem, atanan yeni bir Genel Müdür hakkında bilgi almak için birilerini arayan program yapımcısı bir kadın, telefonun öbür ucundaki muhatabına -herhalde bizleri kastederek- “Genel Müdür buradaki köylüleri atacak biri mi?” diye pervasızca soruyor, bizler de duyuyorduk.
Neyse ki bizi atan olmadı. TRT’nin bir Yayın İlkeleri ve Kanun’la kendisine verilen görevler
vardı. Konuk seçimlerinde ve kültür programlarında gelenin keyfine göre hareket ediliyor olsa da TRT yayıncılık açısından bir okul olarak kabul ediliyor, özel radyo ve televizyon kanallarına kaynak oluşturuyordu. Belki tam anlamıyla olmasa da o ilkelerle Kanun’la verilen görevlere uyuluyor ya da uyulmaya çalışılıyordu.
Gel zaman git zaman son 20 yıl içinde pervasızca uygulamalar tavan yaptı. TRT’nin yalnızca haberleri, haber programları değil, mesaj yüklü dizileri hatta müzik yayınları bile tartışılır hale geldi.
Dolayısıyla TRT yayıncılıkta okul olma özelliğini kaybetmiş durumda.
Öyle bir dönemde, 14 – 15 yıl önce Ankara Radyosu’nda Eğitim ve Kültür Yayınları Müdürlüğüne atanınca Prodüktör ve Spiker arkadaşlarla yaptığım ilk toplantıda “TRT bir okuldur” parolasına vurgu yaparak bu yolda çalışmamız gerektiğini anlatmıştım.
Gelin görün ki ne kadar idealist olursanız olunuz, TRT Yayın İlkeleri ve Kanun’la verilen görevlere ne kadar bağlı kalmaya çalışırsanız çalışınız bir yere kadar gidiyor/dayanıyor sonra bırakmak
zorunda kalıyorsunuz. Çünkü Türkiye’de uygulanan siyaset çok kötü bir şey. Allah’a şükür boyun eğmedik ama görevi bırakıp ayrılmak zorunda kaldık.
Tabii ayrılsak da programlardaki yanlışlıklara, spikerlerin vurgu ve telaffuz hatalarına, tarafsızlık ilkelerinin çiğnenmesine şahit oldukça rahat etmemiz, hatta sessiz kalmamız mümkün
olmuyor. Onun için zaman zaman yazılar yazdım, TRT’nin ilgili birimlerine gönderdim. Mesela TRT
MÜZİK Kanalı’nın amatör yayıncılığını çok yazdım, ilgililere ve şikâyet hattına ilettim. Bunca imkana, geniş sanatçı kadrosuna, hiçbir kurumda olmayan altyapısına rağmen bazı programları çok kısa aralıklarla çoğu zaman haftada iki hatta üç gün sabah, akşamüstü, gece tekrar edip durmasının seyirciye saygısızlık olduğunu, bu uygulamanın ancak amatör bir kasaba televizyonunda olabileceğini, kamuoyunda “torpilli” olarak adlandırılan bazı sanatçıların ekrandan hiç eksik olmadıklarını vs. kaç defa ilettim, paylaştım ama dinleyen olmadı.
Ankara, İstanbul ve İzmir radyolarında TSM ve THM sanatçıları ile koroları var. Onlar her hafta
kendi bünyelerinde canlı, bant, seyircili ya da seyircisiz kayıtlar yapıp TRT Nağme ve TRT Türkü radyo kanallarında yayınlıyorlar. TRT Müzik her hafta onlardan bazılarını yayınlayabilir. Çok güzel, çok kaliteli ve ucuza mal edilecek programlar ama kim anlatacaksınız?
Neyse, geçelim…
Türkiye’de pek çok radyo ve TV kanalı var. Yayın dünyasında ağırlık iktidarın ezici üstünlüğünde. Muhalefeti destekleyen çok az radyo ve TV kanalı var, onlar da fraksiyonlara ayrılmış
durumda.
Hani “Orantısız güç” deniyor ya, Televizyon yayınlarında gerçekten de olağanüstü bir orantısız güç kullanılıyor.
Son yıllarda bu orantısız güç ya da yayın artık o dereceye gelmiş ki Ana Muhalefet Partisi Ankara, İstanbul ve başka illerdeki TRT temsilcilikleri önünde yayın yapmaya, protesto gösterileri düzenlemeye başladı. Haklılar mı? Elbette haklılar. Çünkü TRT Türk Milleti’nin ortak malıdır, siyasi görüş ayırt edilmeksizin herkesin ödediği vergiler ve pek çok kalemden alınan bandrol ücretleri ile beslenmektedir. Dolayısıyla TRT, iktidara olduğu gibi muhalefet partilerine de yer vermek mecburiyetindedir. Vermediği içinde TRT yetkilileri hem kul hem de kamu hakkı yedikleri için katmerli suç, katmerli günah işlemektedirler.
Uzun yıllar TRT’de görev yapmış biri olarak TRT’nin uyması gereken kuralları ve yayın
ilkelerini iyi biliyorum. Ancak son yıllarda gözlediğim kadarıyla TRT tarafgirlik bakımından oldukça popüler olan a Haber Kanalı ile bir yarışa girmiş durumda. Hemen bütün haberler “Cumhurbaşkanı” diye başlıyor, iktidar partisi ile ilgili haberlerle devam ediyor. İşin içinde “Partili Cumhurbaşkanlığı” meselesi olunca kantarın topuzu kaçıyor, muhalefetin esamesi okunmuyor ve dürüst bir yayıncılık olmuyor. Oysa Cumhurbaşkanı’nın siyasi partisi olmamalı, herkesi kucaklayabilmeli, herkesten de saygı
görmelidir. İşin içine siyaset girince ister istemez işler karışıyor.
Yukarıda, TRT’nin bir Yayın İlkeleri ve Kanun’la kendisine verilen görevler olduğundan bahsetmiştim. Şimdi başta TRT yetkilileri olmak üzere iktidar, muhalefet partileri ve kamuoyuna bu ilkeleri hatırlamakta fayda var.
2954 Sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 5. Maddesi’nde Yer Alan Genel Yayın
Esaslarının k, l, m fıkraları şöyle der:
k. Haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında TARAFSIZLIK, DOĞRULUK VE
ÇABUKLUK İLKELERİ ile çağdaş habercilik teknik ve metotlarına bağlı olmak.
l. Haberler ile yorumları ayırmak ve kaynaklarını açıklamak.
m. Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için, kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; TEK YÖNLÜ, TARAF TUTAN YAYIN YAPMAMAK ve BİR SİYASİ
PARTİNİN, GRUBUN, ÇIKAR ÇEVRESİNİN, İNANÇ VE DÜŞÜNCENİN MENFAATLERİNE ALET OLMAMAK.
Şimdi herkes TRT yayınları ve haberciliği ile bu ilkeleri karşılaştırsın bakalım, sonuç ne olacak?
Bu kadar da değil; 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8. Maddesi’nde yer alan Yayın Hizmeti İlkeleri’ne de göz atmamız gerekiyor. Uzatmaya gerek yok; bu maddenin c, k ve o fıkraları şöyle:
c. Yayın İlkeleri, Hukuk’un üstünlüğü adalet ve tarafsızlık esasına AYKIRI OLAMAZ.
k. Yayın İlkeleri, Siyasi partiler ve demokratik gruplar ile ilgili tek yönlü veya taraf tutar nitelikte
olamaz.
o. Yayın ilkeleri, Kişi veya kuruluşların CEVAP VE DÜZELTME HAKKINA SAYGILI OLMAK ZORUNDADIR.
Durum bu…
Durum bu da gerçekten çok merak ediyorum; acaba TRT yetkilileri, haber editörleri, redaktörleri, Haber Dairesi Başkanı, TRT Haber Koordinatörü bu ilkeleri okumuşlar mıdır, okumuşlarsa neden uymazlar?
Bir sözüm de muhalefet partilerine: TRT binaları önünde yayın ve gösteri yapmakla iş bitmiyor.
İşte haklarınız burada. Hiç merak edip araştırdınız mı? TRT’nin Yayın İlkeleri, Kanun’la verilen görevleri, Cevap Hakkına uyma zorunluluğu gibi konulardan tam olarak haberiniz var mı? Varsa yetkili mercilere ilettiniz, hatta dava açtınız mı?
İnsanın kendi çalıştığı bir kurum hakkında bunları yazıp söylemek zorunda kalması ne kadar acı
değil mi? Ama ortada hak, hukuk, adalet diye bir kavramlar bütünü varsa ve bunlara uyulmuyorsa
bilenlerin, haksızlığa hukuksuzluğa karşı tahammülleri olmayanların bunu hatırlatması gerekir.
Hiçbir siyasi parti ile bağlantım yok. Öyle ki bunca kokuşmuşluktan sonra hiçbiri ile gönül
bağım da kalmadı. Hiçbiri adına konuşmuyor, hiçbiri için yazmıyorum.
Kendi çalıştığım kurum hakkında eleştirilerde bulunmuş olmak elbette beni rahatsız ediyor.
Ancak haksızlık karşısında susmaktansa yazıp söylemeliyiz değil mi? Gördüğümüz kötülüğü, haksızlığı önlemek görevimizdir. Önleyemiyorsak da ikaz etmeye çalışmalıyız. Ben işte bunu yapıyorum.
İkazlarımın işe yaraması dileğiyle.
23 Kasım 2025
Osman OKTAY
