Her nasıl oldu ise 23 yıllık AKP iktidarı döneminde ilk defa Kocaeli Valiliği’nden çıkan ve il bünyesindeki 12 İlçe Müftülüğüne gönderilen 31 Ekim 2025 tarih, 159326 sayılı yazı ile, “10 Kasım Atatürk’ü Anma Programı Kararı” gereğince 10 Kasım 2025 Pazartesi günü bütün camilerde Mevlid-i Şerif okutulması istendi.

Sen misin bunu isteyen?

Malum art niyetli yapıların yanında Atatürk’ün getirdiği Cumhuriyet yönetiminin nimetlerinden
herkesten çok faydalanan bazı mevki – makam sahipleri kin kusmaya başladılar.

Onlardan biri Cumhuriyet’in okullarında okuyup üniversite öğrenimi görmüş, akademik kariyer
yapmış, üstelik Fatih Sultan Mehmet’ten sonra Osmanlı döneminde tamamen elden çıkarılmak üzere iken ikinci defa kurtarılıp Atatürk tarafından tapuya “Ayasofya-yı Kebir Camii” diye tescil ettirilen camiye Baş İmam olarak atanmıştı. O görevde iken ileri geri konuştuğu için görevden alınan o kişi, Atatürk için mevlit okunması kararını duyar duymaz yine atışa geçmiş:

“Müslüman olmayana rahmet okumak caiz değildir. Bu konuda bütün İslam alimleri ittifak etmiştir.”

Açıkça isim vermeyip takiye yapıyor ama ne dediği, kimi, neyi kastettiği belli değil mi? Elinde
iman metre mi var be adam? Kastettiğin kişinin Müslüman olup olmadığının kararını sen mi veriyorsun?

Atatürk’ün İslamiyet’e yaptığı hizmetin zerresini sen ve senin gibiler yaptı mı, yapabildi mi?

Çevremizdeki sözde İslam Ülkelerinin hali pür melalin görmüyor musunuz? Bu kadar mı idrakten yoksunsunuz? Allah kalp gözünüzü bağlamış anlaşılan.

Bir diğeri Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan maaş alıyor. Diyanet-Sen Genel
Başkanı imiş. Daha önce de ifade etmiş olmalı ki şöyle diyor:

“Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; ne camiler laiklik ve Kemalizm testi mekanlarıdır ne de din görevlileri laikçi bağnazların emir eridir.”

Peh, peh, peh!

İnsan utanır be. Siyasiler camilerde propaganda yaparken niye sesiniz çıkmıyordu? Siz bu görevlerde iseniz, camilerimiz varsa, ezanlar okunuyorsa, bayrağımız dalgalanıyorsa ve komşu coğrafyalarda yaşayan Müslümanlar gibi batı ülkelerine kaçarken Ege ve Akdeniz’in sularında boğulup gitmemişseniz şükretmeniz gerekir.

Atatürk Diyanet İşleri Başkanlığı’nı dini konularda insanlarımızın aydınlatılması, doğru bilgilerin verilmesi için kurmuştu. Siz hem orada çalışıp hem de kin ve nifak saçıyorsunuz. Yazıklar olsun.

Kafanızı kasıtlı, kötü niyetli kişilerden aldığınız yanlış bilgilerle doldurduğunuz için size bunları
anlatmak çok zor. En büyük cehalet peşin hükümlülüktür. Onun için sizin gibilere “Kellim kellim la yenfa/Söyle söyle faydasız!”

Bari Güneydoğu bölgemizden çıkıp Atatürk Türkiye’sinin okullarında okuduktan sonra Nobel
ödülü alan değerli bilim adamımız Aziz Sancar’ın söylediklerini aktarayım da belki utanıp ibret alırsınız:

“Nobel’i ben aldım. Onun heyecanı, kargaşalığı vardı. Eşim Amerikalı. Ona söyledim:

-Ben bunu Anıtkabir’e koyacağım!

O Amerikalı kadın, ‘Tabii başka ne yapacaksın?’ dedi.

Çünkü ona Atatürk’ü anlatmıştım. Atatürk’ü birçok Türk’ten daha çok takdir ediyordu.

Ben de hayret ettim. ‘Yok, biz saklayalım.’ demedi. Ben Atatürk’ün sayesinde oraya vardım.

Çünkü Mardin’in Savur ilçesinde annesi babası okuma yazma bilmeyen bir çocuğun eğitim görüp Nobel alması Atatürk sayesinde oldu.”

Asıllarını inkâr eden haramzadelere ya da ekmek yedikleri tekneye pisleyenlere en güzel cevap
budur diye düşünüyorum. Tabii, anlayanlara.

07 Kasım 2025

Osman OKTAY


Yorum bırakın