
Gökoğuz ülkesi… Stephen Topal cumhurbaşkanı, Mikail Kendigelen başbakandı. Bir ara meclis başkanlığı da yaptı, zannediyorum. Moldova Cumhuriyeti içersinde halkı Türk olan, Türkçe konuşululan bir küçük özerk devlet… Biz 21. dönem milletvekiliydik ve 57. hükümet iş başındaydı. Gagauz Özerk Cumhuriyeti sovyetlerin dağılması sonrasında oluşan yeni yapılanmada Romanya’nin hemen yanıbaşındaki Moldova Devleti içersinde bir özerk devletçik olarak zorlu bir hayat memat mücadelesine başlayacaktı. Devletin halkı Türktü, Türkçe konuşuyordu ve hristiyandılar. Herhalde Çuvaşistan dışında halkının Türk ve hristiyan olma özelliği taşıdığı ikinci devlettir. Gerek Topal, gerek Kendigelen görev yaptıkları bu kuruluş ve geçiş döneminde büyük bir şevkle, azimle, gayretle halklarının geleceği, mutluluğu, refahı yolunda gayret göstermiş birer Gagauzya vatanseveri idiler. Küçük ülkeleri tanınsın, bilinsin, korunsun, yardım edilsin diye çok uğraştılar. Halkları yoksuldu, ülkeleri küçüktü, fakirdi, imkanları çok kısıtlıydı. Türkiye onlar için sığınılacak, yardım umulacak “ağabey” niteliginde bir büyük devletti. Nitekim öyle de yaptılar. Defalarca Türkiye’ye gelip gittiler, devlet yetkilileriyle, siyasilerle, bürokratlarla görüştüler. Küçük ülkeleri ve nüfusu çok da fazla olmayan halklarına yardımcı olunmasını istediler. Ancak, birçok siyasi sebep ve uluslararası statüde problem bu ilişkilerin yolunda ve çok sağlıklı işlemesine engel oldu. Bu yıllarda hem Topal’ı, hem Kendigelen’i halklarının varlığı, selameti, refahı için çırpınan, didinen iki idealist Gagauz vatanseveri olarak tanıdım. Bir Türk milliyetçisi olarak onlara yardımcı olmak “dünyanın neresinde bir Türk varsa seveceksin” diye aldığımız fikir ve düşünce eğitiminin bir geregiydi. O günün şartlarında elimizin erdiği, gücümüzün yettiği her makama erişerek, bakanlıklardan, siyasilerden, bürokratlardan randevularını alarak Topal ve Kendigelen’in görüşmelerine yardımcı olmaya çalıştık. Burada rahmetli Ecevit’i hayırla yadetmek istiyorum. Ecevit bir dediğimi iki etmedi, onlara randevu verdi, dinledi; ayrıca ilgili ve yetkili makamlari talimatlandirarak Gagauz halkının o sıralar yokluğunu çekmekte olduğu pek çok maddeyi (gıda başta olmak üzere -un, şeker, pirinç, yağ vs.- , özellikle akaryakıt) göndermemizi sağladı. Bu arada rahmetli Süleyman Demirel’in de Gagauz halkının problemlerine yardım hususundaki gayretlerinin de şahidiyim. Her iki dostumla birlikte O’nu da Güniz sokakta ziyaret etmiştik. Gagauzya Milli Meclisi de (aslında Türk milliyetçisi olmanın üzerimize yüklediği tabii görev olarak görüp yaptığımız bu işler karşılığı olsa gerek) herhalde kendilerine gösterdiğimiz ilginin neticesi bir karar alarak tarafımıza Gagauzya milli nişanı verdi. Bu nişan tarafıma TBMM Disisleri Komisyonu’nda Mihail beyle birlikte ülkemizde bulunan Gagauzya heyeti eşliğinde takıldı. Herkesler Fransa’daki, İtalya’dan vb.nisanlar/ödüller alır; benim için bu mütevazi ve küçük Türk Yurdunun ödülü herşeyden üstün ve kıymetlidir.
Geçenlerde Gagauzya’dan Ilya Kiosya ( Gaydar belediye bsk.), Ilya Kosulinskiy (Dijoltay bl.bsk.) Oleg Garizan (Belediyeler birliği ve Kipcak bl.bsk.) Ankaradaydılar. Onlari ziyaret edecek, Pazar günü Komrat’ta festivalde olacağız. İmkanı olan bütün belediyelere cağrımdır…Gagauzya belediyelerinin ve halkının her türlü yardımınıza ihtiyacı var. Bu halkın dünyada, Türk oldukları için hristiyanlarca; hristiyan oldukları için Türklerce dışlanmamalarını sağlamaya ve kendilerini yalnız hissettirmemeye çalışmak başta biz Türk milliyetçilerine düşen bir görevdir, diye düşünmekteyim.
Bu duygu ve düşünceler içinde küçük Türk yurduna gidiyorum, birkaç gün Gökoğuzlarla beraberliğin mutluluğunu yaşamaya…
06 Kasım 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
