Bir hukuki belge ne demektir, önce ona göz atmak lazım. Bir emniyet soruşturması ve sorgu tutanağı hukuki bir belgedir. İşin içine henüz hukuk girmemiş de olsa, böyle bir belge yola çıkacak ve savcılığa, hatta oradan da mahkeme boyutuna uzanacak bir yola koyulacaktır. Bu tür belgeler hukuk dilinde “fezleke” adıyla adlandırılmaktadır. Bazı durumlarda ise, bilhassa bir tarafında şüpheli/sanık olarak memur sıfatlı kişilerin bulunduğu olaylarda benzer soruşturma evrakının adı “teftiş / müfettiş raporu”; “denetim/denetçi raporu” gibi isimler alır. Bu tür hazırlıkların tamamı eğer ilerde bir cezai soruşturmayı getirecek ve bir cezai yargılama konusu olacaksa benzer belgelerin tamamına “ilk soruşturma evrakı” denilmektedir. Denetçi, müfettiş, ya da emniyet evrakı hazırlanıp dosyalar savcılıklara gönderilir. Bu safhada dosyanın konusu olan kişiler her kimse onların ismi de “şüpheli sanık”, “şüpheliler”; şikayet varsa ” şikayet olunan” gibi ifadelerle adlandırılır. Bu safhada dosya konusu bir cinayet bile olsa “sanık” ancak bir “sanık adayı”dır, “şüpheli”dir…

Emniyetin bir sanığı savcılığa sevkederken kullanacağı ifade ” katil”, ” hırsız”, “gaspçı”, vb. ancak hakimin kuracağı hükmün konusu olabilecek sıfatlandırmalar olamaz. “Şüpheli sanık / sanıklar”, “katil zanlısı”, ” hırsızlık şüphelisi ” gibi beyanlar olabilir. Hiçbir hukuk evrakında, bir kişi / ya da kişiler hakkında “birçok kez suç işlediği sabit olan kişi” beyanını kullanıp, bu beyan dogrultusunda hareket edilemez. Bir kişinin “birçok kez suç işlediği” beyanı hukukun kabul edebileceği bir laf değildir. Bir kişi birçok suç işlediyse birçok kere yargılanmış ve ceza almış olması lazımdır. Hiç kimseyi de – yine hukuk sistemi- birçok suç işledi yine işler diyerek suçlayamaz. Zaten işlediği suçlar var ve sabit ise yargılanmış, cezasını almış ve çekmiştir. Öyle olmalıdır. Bir kimseyi suçlarken, suçlamaya hazırlanırken, hakkında soruşturma isteyen bir evrak hazırlarken “birçok kez suç işlediği ” gibi bir ifade kullanmanın hukuk dilinde ve hukuk indinde yeri olamaz, hukuki olmayan, hukuksuz bir durumdur. Bize hukuk fakültesinde böyle bellettiler. Mehmet Uçum bey de bunları hatırlar umarım.

Diğer bir acaip husus da, “casusluk suçunda adı geçen” beyanıdır. Bir olay vardır, yargılama süreci bitmiş, kişi /kişiler casus oldukları için cezaya çarptırılmışlar mıdır da, olayı “casusluk suçu” diye tarif etmekteyiz. Bu konu da hukuk bakımından hukuk mantığı ve uygulamasına ters bir durumdur. Yargılaması yapılıp, bitirilip, hükme varılmamış bir dosyanın neticesini şimdiden biliyor olmak ne menem birşeydir. Ortada “şüpheli”, “sanık” vb. sıfatlı kişiler olabilir “casusluk suçlusu” diyebilmek için ” hükümlü/ya da hükümlüler” yani neticede “hüküm” gerekmez mi ? Bugün hukukçuluğum tuttu. Kaldı ki, bunlar hukuk ilmi için derin konular değil, olsa olsa “hukuk başlangıcı” kurallarıdır…

Ancak, görülüyor ki ülkemizde hukuk rayından çıkarılmıştır. Nasıl mı?..Size en basit örnek, Pervin Buldan diyor ki: ” Abdullah beyin (Apo) medyanın diline ciddi eleştirileri var, birçok kanal ve yorumcu geçmişteki düşmanca dili sürdürmekte…” diyerek devam ediyor. Binlerce asker, polis, sivilin katline talimat veren bir narko-terör suçlusu insanlık ve Türklük düşmanı katilin -hükümlüsü- yattığı cezaevinden insanları “geçmişteki düşmanca dili kullanmakla” suçlayabıleceği bir hukuk ortamına getirilmiş bir Türkiye…

50 bin kişinin katline sebep bir düşmanlığın sahibi, birilerini “düşmanca dil” kullanmakla suçluyor…

Hukuk neredesin?.. Çık saklandığın yerden…

27 Ekim 2025

Şevket Bülend YAHNİCİ


Yorum bırakın