
“Bir deli kuyuya taş atar kırk akıllı çıkaramaz” denir ya; onun gibi birileri ortaya bir laf ya da laf salatası atıyor, kırk değil kırk bin akıllı uslu adam ve nice mürekkep yalayıp ilim tahsil etmiş kişiler içinden çıkamıyor.
Son zamanlarda sosyal medyada “Osmanlı Türk Devleti mi” diye soran bir video dolaşıyor. Karşınızda Sultan Vahdettin ve onun 16 Nisan 1923’te Kahire’deki El-Ahram Gazetesi’nde yayınlanan açıklamasından bir kupür!
Sultan Vahdettin orada şunları söylüyor:
“Ceddim Osman Gazi’den Selim-i Evvel’e kadar Devlet-i Osmaniyye namıyla Türk Saltanatı var idi, Selim-i Evvel’den sonra ise bu saltanat hilâfetin inzimamıyla (eklenmesiyle) Saltanat-ı Muhammediyye haline geçmişti.”
Yani diyor ki, “Ceddim Osman Gazi’den Yavuz Sultan Selim’e kadar Osmanlı Devleti’nde Türk Saltanatı vardı. Hicaz bölgesinin fethinden sonra Halifelik geldi.”
Zaten her zaman bunu söylemiyor muyuz? Halifelik siyasidir. Emeviler zorla, şerle, hile ile Peygamber torunlarının canına da kıyarak ele geçirince onların, Abbasiler ele geçirince onların, Memluk Türkleri ele geçirince de onların adıyla anılır olmuştur. Osmanlı Türkleri Memluk saltanatına son verince de haliyle Halifelik Osmanlı Sultanlarına geçmiştir. Selçuklu Türkleri ise resmen Halife unvanını almadılarsa da Tuğrul Bey’in önderliğinde Abbasi Hilafeti üzerine egemen olmuşlardır.
Kısacası Halifelik kapanın elinde kalan siyasi bir makam olup Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamberimizin sünnetinde yer almadığı için hiçbir kutsiyeti yoktur. Yani halifelik, Sultan Vahdettin’in ifade ettiği gibi “Saltanat-ı Muhammediye” falan değildir. Dolayısıyla günümüzde halifelik peşinde koşmak tamamen abesle iştigal olup İslam dünyasında kanın gövdeyi götürmesine zemin hazırlamaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Sultan Vahdettin’in, söz konusu o beyanatında bir taraftan bir özeleştiri yaparken yurdunu terk etmek zorunda kalan biri olarak Türkiye’de söz sahibi olan yönetime sitemli sözler söylemiş olması da gayet normaldir. Ancak asıl kaynağı araştırılmadan eli kalem tutan, hatta asker kökenli olan bazı kişilerin maksadını aşan ifadelerle onu kötülemeye kalkmaları da doğru değildir. Onlar, Vahdettin’in aynı açıklamada şu ifadeyi kullandığını da iddia ediyorlar: “Türkler dini, soyu sopu, yurdu belirsiz karmakarışık bir cahiller sürüsüdür!”
Akıl var mantık var. Aynı açıklamanın içinde “Ceddim Osman Gazi’den Selim-i Evvel’e kadar Devlet-i Osmaniyye namıyla Türk Saltanatı var idi” diyerek soyunu sopunu, Türk olduğunu belirten biri bu ifadeyi kullanabilir mi?
Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi kuruluşu olan Anadolu Ajansı’nın Teyit Hattı ile Osmanlı döneminin son dönemleri ve özellikle Vahdettin konusunda belgelere dayanan eserler yayınlayan Murat Bardakçı o ifadenin Sultan Vahdettin’e ait olmadığını, Bardakçı’nın güya kaynak olarak gösterilen “Şahbaba” isimli eserinde de öyle bir ifade geçmediğini açıkladılar. Tarihi gerçekler yalan yanlış ifadelerle saptırılamaz.
Son yıllarda ne yazık ki milli, dini, kültürel konularda büyük bir yıpranma, yıpratılma, ihanet derecesine varan boş vermişlik var. Cumhuriyet değerlerimize karşı yapılan saldırılar, Osmanlı’nın özellikle son çöküş dönemine yapılan övgüler büyük bir kavram kargaşasına, eskilerin ifrat ve tefrit dedikleri aşırılıklara sebep oldu. İktidar yanlıları nimetlerinden herkesten daha çok faydalandıkları Cumhuriyet değerlerine, karşı taraftakiler de geçmişe ve haliyle Osmanlı dönemine tavır koyuyorlar.
Öyle ki, tarihteki Türk Devletleri konusunda benden bile hassas olduklarından emin olduğum bazı arkadaşlar bile nerede ise Osmanlı Devleti’nin bir Türk İmparatorluğu olup olmadığı konusunda şüpheye düşer hale geldiler. O konuda sosyal medyada dolaşan ve bana yukarıda yalan yanlış ifadelerle dolu olduğunu anlatmaya çalıştığım bir paylaşımı gönderen ülküdaşımıza şu cevabı verdim:
“Bu konuyu, yönetenlerin yanlışları ve tutumları açısından değerlendirmek doğru olmaz. O yoldan gidilirse şimdiki yönetim anlayışından dolayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne de ‘Türk Devleti değildir’ diyenler çıkar ki doğru değildir. Bunu Sultan Vahdettin ya da şu veya bu Cumhurbaşkanı tayin edemez. Evet, Osmanlı bir Türk İmparatorluğudur. Tarihi gerçekler vardır ve tarih yanılmaz. Osmanlı’nın Türk Devleti olmadığını iddia etmek ileriye dönük bir projeye alet olmaktır. Atatürk’ün ifade ettiği gibi “Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.”
Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresini yazan Prof. Dr. Osman Turan o eserinin başlangıç bölümünde, “Osmanlı İmparatorluğu Türk Milleti’nin en büyük eseridir” der. Biz bu en büyük eserimizi ya da en büyük eserlerimizden birini nasıl dışlayabiliriz? Osmanlı İmparatorluğu’nu aradan çıkarırsak Türkiye Cumhuriyeti büyük bir boşluk içinde kalmaz mı?
Yine Prof. Dr. Osman Turan’a dönelim:
“Şamani çağında Kun ve Göktürk kağanlıkları, İslam çağında Selçuklu ve Osmanlı Sultanlıkları Türk Cihan Hakimiyeti’nin dört büyük devrini teşkil eder. Avrupa Hunları, Ak-Hunlar, Uygur ve Bulgar Hanlıkları, Oğuz ve Karluk Yabgulukları, Müslüman İtil Bulgarları ve Karahanlılar, Gazne, Harem, Mısır-Suriye Memluk ve Hindistan Sultanlıkları, Türkistan, Orta-Şark ve Altun-Ordu Hanlıkları, Timürlü ve Safevi İmparatorlukları bu dört büyük devre dahildir.”
Hadi, aradan birini çıkarın bakalım, çıkarabilecek misiniz?
26 Ekim 2025
Osman OKTAY
