
Ersin beyin kaybetmesi ve Tufan beyin kazanması olayını bir “beka sorunu” olarak değerlendiren bir zihniyet mevcut. Aslında bu zihniyetin sahipleri çizmeyi giyip Kıbrıs’a çıkmayı, ya da KKTC’ne “vali” tayin etmeyi veya KKTC parlamentosunun ” derhal toplanıp Türkiye’ye ilhak kararı alması” hayalleriyle hayalleneceklerine ülkenin “beka davası ve konusu” ne hale geldi, ona baksalar…
ÜLKEYİ; 30 adet narko-terör suçlusunu dağdan indirip (merdivenle) ayni şekilde dağa gönderen bir noktaya getirmek ve bu toreni barış tiyatrosu diye yutturmak; TBMM’nin kürsüsünden konuşan bir hatibin “Kürtçe” hitap edebilmesi; aynı toplantıda TBMM çatısı altında ” biji serok Apo” diye bağırılabilinir bir hale gelmesi “BEKA SORUNU” MUDUR? DEĞİL MİDİR?.. Ya da “beka sorunu” nedir? Ülkenin her yanında “Kürdistan”, “PKK”, “Apo” için yapilan gösteriler “beka sorunu” sayılmaz mı?..Bunları görmemek, görmezden gelmek; görüp de dile getireni içeri attırmak (Orkun albay) “beka sorunu” mudur, değil midir?.. Türkiye’nin 81 ilini 80’e, 79’a, 78’e, 77’ye indirmeye kalkan bunun için ( kanundaki tarifiyle “Anayasal düzeni zorla değiştirmek için silahlı terör örgütü kurmak” – cezasi ağırlaştırılmış müebbet hapis- ) dağa çıkan bölücülere şefkat göstermek “beka sorunu” değil midir ?.
Yıllarca yapılan her yanlış işi, attıkları her yanlış adımı, memleketin ve milletin başını agritacak birçok konuyu “beka” diyerek geçiştirmelerine alışmış bir topluma dönüştürüldük. “BEKA” DİYE DİYE GELDİK, “BEKA” DİYE DİYE DE GİDİYORUZ. Bakalım bindiğimiz ” alamet” bizi “selamet”e çıkaracak mi ?..
23 Ekim 2025
Şevket Bülend YAHNİCİ
